Bugünkü kesikimiz bir kitabın 246. sahîfesindendir ki ol kitâbın nâmı Fasîh Dîvânı'dır. İşbu kitâbı Dr. Mustafa Çıpan Bey, neşre hâzırlamış olup eser, İnceleme ve Tenkidli Metin kısımlarından müteşekkildir. Her kısmın içinde de muhtelif fasıllar vardır. Millî Eğitim Bankalığı neşriyâtı arasında çıkan eser, böyük emek mahsûlü ciddî bir çalışma olmakla berâber, ufak tefek kusurları da bulunmakdadır.
Meselâ, üç beyitden müteşekkil şu mesnevî-pâreye anlamak cehdiyle bir bakalım:
Beyti böylece okuduğumuzda, birinci mısra'dan pervâneyi şem'in câzib kıldığını, ya'nî ki bu "câzib kılma" işinin fâ'ilinin şem', ya'nî ki "mum" olduğunu anlamak gerekecek. Câzib kılınarak câzib olma vasfını da pervâne'nin kazandığı ortaya çıkacak. Hâlbuki biz câzibenin şem'de, ya'nî mumda, meczûbiyetin de pervânede olduğunu biliriz öteden beri. Gerçi, bu cümlede "câzib kılma"nın sâdece "çekmek" ma'nâsında kullanılmış olması dahî mümkindir. Bu hâlde, "mum, pervâneyi çekti, cezb etdi" demek olur. Yine mum'un fâ'il olduğuna kaa'il olmamız iktiza eder.
İkinci mısra'a bakıp cümlenin unsurlarını nesir hizâsına koyduğumuzda "Gülle bülbülü musâhib etdi" ibâresini görürüz ki, işbu cümlede fâ'il O'dur.
Sonraki iki beyitde dahî, fâ'ilin "O" olduğuna ve son beyitde O'nun "Hudâ-yı zi'l-cûd" ya'nî ki "Cömertlik sâhibi Tanrı" olduğunu görüyoruz. Bu görüş, bize ilk mısra'daki fâ'ilin dahî O olacağını göstermelidir. Binâ'enaleyh, ilk mısra'da ya bir kitâbet ya bir kırâ'et hatâsı olmalı ve cümlenin doğru şekli:
"Pervâneyi şem'a kıldı câzib" olmalıdır. Vallahu a'lem bi's-savâb. Doğrusunu Allah bilir.
Ey azizler, ikinci beyitde üzerinde durulmağı hak eden şöyle bir husus var:
Allah, pervâneyi muma karşı aşk ateşiyle dolu, (pür-sûz) edince ne olacağını ikinci mısra' bildiriyor bize:
Ol sûz ile şem' ide ciger-sûz
Ya'ni o ateş ile mum, "yanık ciğerli ede". Hâlbuki, cümlenin revişi, bize "ol ateş ile mumun ciğerini yanık ede"ceğini söyleyor. Ve bu ma'nâya muvâfık imlâ şöyle olmalıdır:
Ol sûz ile şem' ide ciger sûz
Ya'ni o ateş ile ciğer-ini yaka.
Ciger-sûz'u vasf-ı terkîbî hâline kor isek, cümleyi şöyle kurmak îcâb eder:
Ol sûz ile şem' ola ciger-sûz
Lâkin şâirin öyle demediği anlaşılıyor.
Türkçe cümlenin hususiyetleri ve unsurları arasındaki münâsebetler üzerine düşünmek iyidir, ey azizler, zihnimizi açar.
Allah cümlemizin zihinlerini açık eylesin. Âmin.
Sayı: 209 - 22 Ağustos 2003 - Cuma
Ey azizler,Bugünkü kesikimiz bir kitabın 246. sahîfesindendir ki ol kitâbın nâmı Fasîh Dîvânı'dır.