Ey azizler, bugün sizlere arz etdiğim kesik, cerîde-i Hürriyet'in 12 Ocak 2003 târihli nüshasının 16'ncı sahîfesinden yazın münevveri papiyonlu Doğan Hızlan'ın kûşesinin baş kısmıdır.
Meşhûr Rus muharriri Turgenyev'in ma'rûf romanı "Babalar ve oğullar"ı yazısına serlevha olarak seçen Doğan Bey, lisan bahsinde evvel eski dermeyân olunan "Dede torunu, torun dedeyi, baba oğulu, oğul babayı anlamaz oldu!" şikâyetinin tâze bir numunesi üzerine fikirlerini beyân etmeğe çalışmış.
Hâdisenin menşe'inde Hilmi Özkök Paşa'nın matbuât âleminin "akredite" ta'bîr olunan kısmına îrâd edeceği nutuk metninde bir cümleyi değişdirmiş olması imiş.
Özkök Paşa (Ertuğrul değil, o sivil paşa!) "İtidalin, gazetecilik iştiyakının önüne geçmesi lazım." Cümlesini oğluna okumuş. Oğlan, "anlamadım" demiş. Bunun üzerine Hilmi Paşa, cümlesini şöyle değişdirmiş: "Sorumluluk duygusunun, gazetecilik aşkının önüne geçmesi gerekir."
İşte Doğan hızlan, paşanın bu tavrını, "dil konusunda duyarlık" addedip "hoş bir tavır" diye tavsîf ediyor.
Lâkin, yazısının bir yerinde de, bilhassa yazılı metinleri okur iken, yeni kelimeler öğrenebileceğimize, bilmediklerimiz içün sözlüklere müracaat etmemizin lüzûmuna işâret ediyor.
Şu cümleler onundur:
"Şöyle de düşündüm:
Özkök Paşa, keşke ilk biçiminde konuşmasını yapsaydı, böylece birçok kimse de birkaç yeni kelime öğrenirdi."
Lâkin bu cümlenin hemen ardından, âdetâ pişman olmuşçasına: "ÖZKÖK PAŞA'nın tavrını işlevsel buldum." demek ihtiyâcını hissediyor. Etsin bakalım.
Lâkin, Doğan Hızlan'ın son cümleleri, yeniden bir tereddüd ızhârına yahud idrâkine işâret ediyor.
Şöyle:
"ÖZKÖK PAŞA'nın kaygısını, çözümünü kabul ediyorum. Anlaşmak için sadece babalar çaba göstermesin, biraz oğullar da uğraşsın."
İmdi ey azizler, bu iki cümle arasındaki zıdlığı, Doğan Hızlan, görmez mi, göremez mi? Bu zıdlığa işâret olsun deyü, iki cümlenin beynine "amma", "lâkin", "ancak", "ne ki", "ne var ki" gibisinden bir edât-ı vasıl koysa idi güzel olmaz mıydı? Olurdu! Koymamış! Olmamış!
Birtakım muharrirlerin ve bu arada Doğan Bey'in kaleminin böyle kekelemesi, acebâ mevzuun içinde paşaların bulunması yüzünden olabilir mi?
Sayı: 152 - 14 Ocak 2003 Salı
Ey azizler, bugün sizlere arz etdiğim kesik, cerîde-i Hürriyet'in 12 Ocak 2003 târihli nüshasının 16'ncı sahîfesinden yazın münevveri papiyonlu Doğan Hızlan'ın kûşesinin baş kısmıdır.Meşhûr Rus muharriri Turgenyev'in ma'rûf romanı "Babalar ve oğullar"ı yazısına serlevha olarak seçen Doğan Bey, lisan bahsinde evvel eski dermeyân olunan "Dede torunu, torun dedeyi, baba oğulu, oğul babayı anlamaz oldu!