« Anasayfa | Künye | Arşiv 27 Haziran 2017, Salı
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Gölgelik
Köksal Alver
Tek Söğüt

Dil Ağacı
İbrahim Demirci
Kafı Yutanlar

Kelimeler ve Şeyler
Abdullah Harmancı
Seni Ne İhtiyarlattı?

Mızrak ve İlmihal
Ahmet Murat
İmamın Hatırlanışı

Saksağan
Osman Özbahçe
Dünya Aklıma Yatmıyor

Şiir Çıkmazı
Mehmet Solak
Kimi, Nereye Götürür Şiir?

Edeb Yahu

Nedret Kudret

edebiyat@40ikindi.com

Erdem Bayazıt Ey!

09.07.2008 - 16:46

O'nu gördüm. Görüştük diyebilir miyim? Hayır. Aynı çatının altında, aynı atmosferin içinde o da vardı ben de diyebilirim ancak. Başla kaşla selamlaştık aynı ortamlardan gelip geçerken sadece. Tanıdım. Tanışmadım. Benim için ifade ettiği anlam ve değeri şaire, merhum şair ağabeyimize iletmiş değildim yani. Bunun önemli olduğunu da sanmıyorum. Gittiği yerde hayırla anılmak daha çok yarayışlıdır işine. Bu dünyada tanış(-mış gibi) olmaktan herhalde.

Birinin anılarında bir diğerinin bıraktığı izler bile, onlar hiç tanışmamış dahi olsalar, ne kadar büyük bir yer tutar, şimdi bakınca anlıyorum. Derdim "merhumu nasıl bilirdik yazısı" yazmaksa hiç değil.

Bir tek isteğim var beni durdurmayan. Yazıya koşan. Kelimeleri cümlelere, cümleleri satırlara, satırları sadırlara kılavuzlayan bir tek isteğim. Ondan bir andaç belki! Tanımadığınız çok uzak bir şehirdeki çok yakın bir akrabanızın hiç tanıyamadan göçüp gitmesine teselli sayabileceğiniz bir andacı gibi. Onun şiiri. Benim için çok önemli. Çok değerli. Hatta şiiri hakkında yapılan bir takım değerlendirmelere hiç mi hiç kulak verememe yol açacak denli değerli şiiri. Ondan da bahsetmeyeceğim. Sadece belki modern Türk şiirine aşinalık kazanmamda iki köprüden ikincisi Erdem Bayazıt'ın şiiriydi desem yeterli. İlk köprü merhum üstadımız NFK idi.

Onun darı bekaya irtihal haberini apansız bir telefon mesajı ile almış olduğum 05.VII.2008 Cumartesi gününden beri bir yanıyla donup kalmışlığımı çözecek bir iki şey var söylemem gereken. Onun şiirine herkes nasıl ölçüler getirir malumdur. Eleştirenlerden örneklerle anlatmak mümkündür. Bense onun şiirine dair belki bir başka mikyas önereceğim. İsteyen şiir erbabı için de şümulü genişletilebilecek bir mihenk olabilir...

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

İlk duyduğumda zihnime yapışan ve hep orada kalmış olan mısralar bunlar. İlk duyduğumda Yunus'un zannetmiştim. O zaman henüz çocuktum. Modern şiirden habersiz çok ilahi dinlemiştim.

Sonra öğrendim ki bu mısralar Erdem Bey'e aitmiş. O günden sonra da zaman zaman Yunus'un şiiri zannettiğim oldu. Çünkü geleneği yaşatmak değil gelenekle/gelenekli yaşamak mevzusu zihnime düştüğünde bu mısralar ve benzer eserler bana ilham verdi. Umut verdi. İyi adamların güzel atlarıyla bir gün yeniden döneceğine... Aslında hiç gitmemiş olduklarına... Onların gittiğini düşünmemiz için, bize küstüklerini vehmedip kendimize çeki düzen vermemizi temin etmek için bir adım geri çekildikleri, hatta muzipçe saklanmış olabileceklerine... Bir gün apansız ortalığa çıkıvereceklerine inandırdı beni. Bu çağda Yunus söylemiş deseniz hilafınızın olmayacağı bu ve benzeri dizeler, gelenekle geleceğin denizleri birbirine kavuşurken düşüncemin Hızır'ıydı. Huzuru olduydu.

Bir de Konya'da, kadim kabristanlardan Hacı Fettah Kabristanını gezerken gayri ihtiyari mezar taşlarını yalayıp gidiyordu bakışlarım. Birden karşıma yine bu iki mısra çıktı. Ölmeden önce ölümü güzelleştiren ifadesiyle şairi çıkmıştı.

Bir mezar taşına bile nakşedilebilecek şiirler yazan bir şairin şiirinin değerini, Yunus'a benzetmenin boş olmadığını bir mezar başında, hayatla ölümün arasında bu şiir çıkardı karşıma.

Şiir için onca düşünmek, o kadar dil dökmek, dirsek çürütmek elbette boş verilemez bir çaba. Ancak şiirin değer ölçüsü olarak, şairler, şiirlerine bir de hayatın ve ölümün tam göbeğine yazılabilir mi; yaşarken yaşatmak için ölürken güzelleşmek için şiirleri okunabilir mi diye bakmalı değiller mi?

Önce kulaktan aldığım. Sonra sayfalarda gördüğüm. İşte mezar taşına kazınmış o mısralar:

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm

Hacı Fettah Kabristanının aziz konukları Konya'nın velinimetleri Şeyh Muhammed Bahauddin Nakşbendî el Hâlidî, sevimli dedemiz Fahri Kulu Efendi, göğ ekin gibi aramızdan ayrılan can kardeşimiz Yusuf ve orada medfun bütün mümin-müminatın ruhuna da rahmet okumak için bu yazı vesilemiz olsun.

Rahmeti gazabını geçen Rabbimiz, Şair ağabeyimizi, dizelerinin, samimiyetinin, hizmetinin ve inancı savunusunun delaletiyle, şehadetiyle kurtulmuşların, saidlerin, affedilmişlerin arasında haşretsin!

Erdem Bayazıt ruhun şad olsun!

O'nu gördüm. Görüştük diyebilir miyim?  
EkstraTümü »

» Kaypak Yorgunluk / Mehmet Uğurlu
» Ne Mürid İsterim Ne De Mürşid (Üç Kitap, Üç Figür: Mevlana, Şems ve Kimya Hatun) / Mevlüt Uyanık
» Otuz İki Kısım Tekmili Birden İlhan Berk / Sıddık Akbayır
» "Renga" Üzerine / Nurullah Turan
» Tolstoy'un Ölüme Yolculuğu / Ferhat Uludere
Tekrar YayınTümü »

» Simetrim Kalkıyor Breh / Vural Kaya
» Edebiyat Ödüllerinin Günahı ve Sevabı / Refik Durbaş
» Yüzdeki Tırnak İzleri ve Pamuk Terörü / Kaan Arslanoğlu
» Sözleşme-II / Seyhan Arslan
» Meczubun Kefaret Bandoları / Vural Kaya
e-sohbetTümü »

» Rasim Özdenören: "Herkes Yaptığı İşin Hakkını Vermeli" / Söyleşi: İslam Doğan - Ahmet Biçer - Mehmet Emre Küçüktürkmen
» Cihan Aktaş: "Müslümanlar Sağcılıktan Ayrışmaya Devam Ediyor" / Röportaj: Nurullah Turan
» Turan Koç: "Düşünce Varlıkla Buluştuğu Yerde Şiirleşir" / Röportaj: A. Ömer Yavuz - M. Derviş Dereli
» Halit Esendir: "Siyaset ve Eğitimle Uğraşan, Gündemi Takip Eden Herkesi İlgilendiren Bir Eser" / Röp: Yüsra Mesude
» Mustafa Özçelik: "Nasreddin Hoca'yı Mevlana ve Yunus Emre'den ayırmak mümkün değil" / Röportaj: Yüsra Mesude

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!