Bir senenin daha nihâyetine yaklaşıyoruz ya, sağda solda, şurda burda, dürlü dürlü takvimlere tesâdüf ediyoruz. Duvar takvimleri, masa takvimleri, ajandalar...
Bunların her biri de kendi içinde çeşid çeşid çeşidlenmekde...
Geçen akşam, biri durdurdu beni: "Kavuklu birâder, size bir takvim vereyim", dedi, "evinize asarsınız" dedi ve dahî, "büronuz varsa bir tane daha vereyim, büronuza da asarsınız" dedi. "Bürom yok, bana bir tane yeter" deyüp aldım.
Kocaman bir karton, üst kısmında Ka'be-i Mu'azzama'nın minyatürü konmuş, asıl mekânın sağ cânibinde "Lâ ilâhe illallah", ortasında ise daha iri hurûfat ile ve tuğra tarzında istif edilmiş "Muhammedün Rasûlullah Sallallahu 'aleyhi ve sellem" ibâresi güzelce yerleşdirilmiş.
Kartonun alt kısmına ise on iki parça kâğıda on iki ayın günleri ve dahî namaz vakitleri yazılmış. Üstde gayet tabiî Ocak 2004 var. İşte ey azizler, arz etdiğim kesikde siz ol kâğıdın baş kısmını görmekdesiniz.
Bakınız ve dikkat buyurunuz ey azizler: "İMSAK"den sonra ne yazmakdadır? "SABAH" yazmakdadır. Bu "SABAH" neyin nesidir, ey azizler? Sabah'ın karşısında yazılı olan 6.59 sabah namazının kılınacağı saati mi gösdermekdedir? Elbette, hayır! Ol saat, sabah namazı vaktinin bitdiğini, ya'nî ki, güneşin doğmakda olduğunu / doğduğunu gösdermekdedir?
Onun içündür ki, memleketimizin alelumum "namaz saatleri çizelgeleri"nde orada yazılı olan kelime "sabah" değil, "güneş"dir.
Burada "SABAH" yazılmış olması, herhâlde sehven vuku bulmuşdur. Lâkin, ey azizler, bu sehiv hiç de basit bir sehiv olmasa gerek; "kabâhat" cinsinden bir sehiv olmalı bu. İşte buracıkdan bu vahîm sehvin mes'ûllerini ta'yîb eyleyorum: Ayıp ayıp! Çok ayıp!
Sayı: 229 - 26 Aralık 2003 Cuma
Ey azizler,Bir senenin daha nihâyetine yaklaşıyoruz ya, sağda solda, şurda burda, dürlü dürlü takvimlere tesâdüf ediyoruz. Duvar takvimleri, masa takvimleri, ajandalar...