İtalya'ya giden iki yakınım döndü. Fotoğraf çekmişler, kameraya almışlar, gösterdiler, biz de gitmiş kadar olduk. Gondolcular âlem! Kanal sonuna gelip bir başka kanala geçecekleri sıra -doğru mu anladım, emin değilim-"Heyyk!" gibi bir şey çıkarıyorlar yüksek sesle, "Kavşağa giriyorum! Çarpışmayalım!"ın İtalyancası herhalde.
Milano'da fazla kalmamışlar. Venedik'ten başka Floransa'yı, Pisa'yı, Simione'yi gezmişler. Roma'ya inmişler. Zaten bir haftalık gezinin üç gününü Roma'ya ayırmış tur. Roma hak ediyor bunu herhalde. "Bir daha gidersek sadece Roma'ya gideriz" de dediklerine göre. Kolezyum için değildir inşallah! Çünkü yakınlarımın gördükleri var, rehberden dinledikleri, benim surdan burdan edindiklerim... İğrenç bir yer Kolezyum.
Amfiteatr düzeninde dev bir yapı. Daireye yakın elips biçiminde. Eksenleri 155-190 m. Dört katlı. Yüksekliği 55 m'yi geçiyor. Seyirci yerleri arkaya doğru basamaklı. 50 bin kişilik. Amfiteatr (amph-theatre) ama, tiyatro'yla ilgisi yok buranın. Hoş, seyirci yine olay seyrediyor. Da seyrettiği oyun değil vahşet.
Yapılışı neredeyse iki bin yıl olacak. 70-72 yıllarında başlanıyor yapımına, 80'de bitiriliyor. Tam yüz gün süren gösterilerle yapılıyor açılışı. Yapımı başlatan, Vespasian. Roma'nın 10. imparatoru. Flavius hanedanının ilk ismi. Neron'dan sonra karışıyor ortalık, adeta arenaya dönüyor; dört iktidar adayı arasında kıyasıya geçen ve adeta gladyatörlerinkini andıran kıyametin sonunda hanedan değişiyor, Vespasian başta. Ne ki açılışa yetişemiyor ömrü, 79 yılında ölüyor. Kolezyum bu iktidar canavarlığının sembolü -kalıbımı basarım.
Arena, dedim; nedir arena? Kum. İlgisi şu: Gladyatörlerin dövüştükleri alan, kum. Kum ki ölenin, yaralananın kanı sağa sola yayılmasın. Seyir mide bulandırmasın. Ölüm, temiz olsun. (Allah belanızı versin!) Arena anlam genişleterek bütün amfiteatrların adı oluyor sonra. Diyeceğim, Kolezyum da bir arena. Hem de en meşhuru. Layıktır. Çünkü burada gladyatörler dövüşmemiş sadece. Gladyatör, "kılıç/penis" anlamına gelen "gladius"a dayanıyor; "kılıçla dövüşen kişi" anlamı buradan. Geleneği eski. Etrüsklere uzanıyor. Etrüskler esir aldıkları askerleri dövüştürürlermiş savaş sonrası. Savaşlarda yitirdikleri kahramanlarının kanlarına kan aldıklarını düşünürlermiş böyle yapmakla. Gösteriye dönüşmesi sonra: İ.Ö. 264'te. Senato'da kabul edilip resmileşmesi de yine İsa'dan önce. Gelgeldim burada kalınmaz. Halkı askerliğe özendirdiği gerekçesiyle sonraları da her yönetimce destek görür. Hem de olabildiğince.
Rehber anlatmış: İlk Hıristiyanlar burada, Roma'da, Kolezyum'da vahşi hayvanlara verilmiş örneğin. İğrenç hikâyeler. Sonra, esas dövüşlerden önce kölelerin birbirleriyle dövüştürülmesi veya yine hayvanlara yem edilmesi hikâyeleri var ki insanlıktan çıkmadan buna seyirci olunamaz. Olunmuş ama.
Şaşmıyorum. Roma'da kadının yeri yok. Kadın, köle statüsünde. Kolezyum'a da imparatorun yakını kadınlar girebiliyor bir, bir de hayat kadınları. Yapı, böylesine erkek.
Kolezyum'un pek çok görüntüsü var elimde. Biri sanki vahşetin resmi. İkinci kattan çekilmiş olmalı. Duvarlar bütün kemerleriyle, bütün heybetleriyle. Gladyatörlerin arenaya çıkış kapısı keza. Lakin arena yok. Daha doğrusu kapı önüne rastlayan, dövüş alanının aşağı yukarı onda birlik bir kısmında kalmış arena. Orası kumlu. Onu da turistler için yapmışlar. Göstermelik. Arena zamana dayanamamış. Dış duvarları süsleyen ve "colosseros" adı verilen dev heykeller Hıristiyanlık döneminde nasıl yağmalanmışsa Rönesans'tan sonra da birçok yapı Kolezyum'dan aşırılan taşlarla yapılmış. Bu yüzden arenayı ayakta tutan duvarları görüyoruz bugün sadece. De vahşet çok açık. Koridor. Mahzen. Bodrum. Belli ki hayvanlar buralarda tutulmuş. İlk Hıristiyanlar. Köleler. Esirler. Gladyatörler iki güreşçi gibi çıkıyorlar -malum. Ya da iki futbol takımı gibi. Yenilen, sırt üstü uzanıp sol elini havaya kaldırıp bağışlanmak istiyor. Kararı, arena amiri diyeceğimiz biri verecek. Elli bin kişi bir orji ile bağırıyor: "İugula! İugula! Öldür! Kes!" Ya da, "Ure! Ure! Yak! Yak!" Yahut da, "Verbera! Verbera! Gebert! Gebert!" Diyelim halk insafa geldi, yenilen pek sevdikleri bir gladyatördür, yer gök inliyor bu defa, "Missum! Missum! Bağışla! Bağışla!" diye. Arena amiri bu kez imparatora bakıyor... Hazret, sağ elinin başparmağıyla kararını bildirecektir. Kazananın statüsü artıyor muhakkak. Hayatı değişiyor. Peş peşe transfer teklifleri geliyor. Borsada kâğıtları yükseliyor. Ve III. Dünya Savaşı patlıyor.
Şaşırtmaca yapmıyorum. Bu Kolezyum halini bir eve, bir çarşıya, bir şehre, bir ülkeye, bir bölgeye, bir coğrafyaya taşıyın, göreceksiniz gladyatörler de iş başında, sahne amirleri de, imparator da. Seyircisiz olmaz, biz seyirciler de. Herkes destursuz. Her yerde destursuzluk. Her yer Roma! Her yer Kolezyum!
31 Temmuz tarihli "Radikal" de "The Daily Telegraph"tan alınma bir karikatür yayımlandı. Siyah gözlüklü, siyah takım elbiseli, biri çantalı, birinin eli sol koltuk altında, "mafya" anlamında "gladyo"dan oldukları hiç şüphesiz iki kişi aralarına siyahtan beyaz bir kadını almışlar gidiyorlar. Kadın, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice. Elinde "Lübnan" dosyası. Yanındakiler diyor ki: "Hey! Condi. Güzel mekân seçmişsin!" Arkada da Roma Görüşmelerine telmihle Kolezyum yükselmekte. Üçlü ise Kolezyum'a nispetle bit kadar.
Bu karikatürden kuşkuluyum. Kendi yazımdan da. Savaş karşıtı olduklarından emin değilim. Ben öyle sanıyorum ama, Kolezyum'u propaganda ettiğimiz de söylenemez mi? Sezar yahut gladyatör giysileri içinde ben diyeyim palyaçolar, siz deyin konu mankenleri cirit atıyormuş Kolezyum'da. 5 Euro veren, yanlarına sokulup resim çektiriyormuş. Nasıl ki bunların da masum oldukları hiç söylenemez.
İşin bir de bu yanı var işte. İyilik için yaptığınız kötüye de yarayabilir. Sakınayım derken düşebilir, gösterinin ta göbeğinde bulabilirsiniz kendinizi. Ama boş oturmanın da hiç faydası yok. Sanırım tek çare meseleye gondolcuların tedbiriyle girmek: "Destur!"
Her Yer Roma! Her Yer Kolezyum!, Necati Mert, Hece, Sayı: 117, Eylül 2006, 165-166.