Ey azizler, memleketimizde öteden beri en çok şikâyet edilen hususlardan biri, mekteblerimizde icrâ olunan ta'lîm terbiyenin "ezberci" bir vasıf taşımasıdır. Mualliminden müdürüne, velisinden nâzırına eğitimle alâkası olan olmayan herkes, bundan müştekîdir. Ezbercilik numunesi diye zikrolunan misaller de neredeyse aynıdır: Mississippi'nin uzunluğu, Amazon'un debisi, vs. Hattâ geçenlerde şimdiki bakan da zannederim bu misâli zikretti.
Çocuklarımıza bir yığın işe yaramaz malumatın hem de vakitsiz olarak öğretildiği, elhak, doğrudur. Lâkin bu hususta bilhassa tarih ve bâhusus inkılâp tarihi miyanında ezberletilmek istenenler Mississippi'nin uzunluğunu da, Amazon'un debisini de çoktaaan aşmıştır. Her ne hikmetse, ezbercilik misalleri verilirken o lüzumsuzluklar hiç kimsenin hatırına gelmeyor. En son 2004 ÖSS tarih soruları içinde böylesi "ezber" isteyen sualler vardı. Meselâ, falan ilke anayasa'ya hangi senede girdi? gibi. Hani, sualin cevabı dünya yahut memleket zâviyesinden pek mühim bir sene filan olsa gam yemezsiniz. Ama öyle değil. "Bunu ezberleyeceksin!" diyen bir tuhaflıktan başka izahı yok bu işin.
Tamamdır, zavallı çocuklarımız da senelerce ezberleyip birkaç saatte unutuvermeye devam ediyorlar.
Lâkin, ey azizler, bazen ezberlenecek şeyler arasında ihtilâf da vuku buluyor. İşte bugün sizlere arz etdiğim iki kesikden biri, "İstanbul'un işgal tarihi"ni 3 Kasım 1918 olarak verir iken öbürü 13 Kasım 1918 olarak veriyor, hem de "işgal" demeyor, "denetim altına alma"dan bahseyleyor.
Bu durumu fark edip bana gösteren çocuğum, soruyor: "Baba, hangisi doğru?"
"Baba, işgal ile denetim altına alma ayrı ayrı şeyler, değil mi?"
Bendeniz, ey azizler, ne deyeceğimi bilemedim.
Şimdi bu vaziyetde aceba netsek, neylesek?
Sayı: 257 - 23 Temmuz 2004 Cuma
Ey azizler, memleketimizde öteden beri en çok şikâyet edilen hususlardan biri, mekteblerimizde icrâ olunan ta'lîm terbiyenin "ezberci" bir vasıf taşımasıdır. Mualliminden müdürüne, velisinden nâzırına eğitimle alâkası olan olmayan herkes, bundan müştekîdir.