Kavuklu'nun Yeri'ne bakdım, en alt satırda şu ibâreyi gördüm: "Sayı: 193 - 6 Haziran 2003 Cuma." Pekâlâ, bugün ayın kaçıdur? 1 Temmuz 2003 Salı. Bu ne demekdir ey azizler? Bu şu demekdir: Üç haftadan beri, Kavuklu'nun Yeri yerinde saymışdır. 10, 13, 17, 20, 24 ve 27 Haziran 2003 târîhlerinde Kavuklu Sûretî, meydânı boş bırakmışdır. Bunu niyçün böyle eylemişdir? Belli değil. Ne Kavuklu Sûretî, ne 40ikindi editoriyası bu hususda tek kelâm etmemişdir. Garib bir durum! Daha da garîbi şu ki, bildiğim kadarıyla bir Allah'ın kulu çıkup da "Yâhû, bu ne menem işdür? Hem "her Salı ve Cuma" deyû i'lân edersiz, hem üç Salı'yı ve dahî üç Cuma'yı ıskalarsız!" deyû feverân eylememişdir.
İşte ey azizler, serlevhada müşâhede etmekde olduğunuz "âh ü vâh"ın birinci sebebi bu acı hakîkatdir. İnşâallah, tatlı hakîkatlerle de müşerref olacağımız günlere ereriz!
Âh ü vâh'ın ikinci sebebi ise ey azizler, Konya Büyükşehir Belediyesi'nce neşrolunan bir kitabdır. Mehmet Ali Uz Beyefendi'nin hazırladığı kitâbın nâmı Konya Kültürüne Hizmet Edenler olup büyük boy 372 sahîfeden ibâretdir. Sûretini gördüğünüz kesik, ol kitâbın 4. sahîfesinin baş kısmıdır.
İlk satırdan okumağa başlayalım:
"Hüseyin Refik Bey 1932 yılında yaş haddinden dolayı emekliye ayrılmış, 1 Haziran 1945 Cuma sabahı tamamen şuuru yerinde olarak, etrafındakilerle helâlleştikten ve kelime-i şehadet getirdikten sonra ruhunu teslim eder."
Şimdi, ey azizler, "ayrılmış" sıygasıyla başlanmış bir cümleyi "teslim eder" ile bitirmek nâhoş bir şeydir; hoş olan, "teslim etmişdir" demekdir.
İkinci cümle şöyle: "Hüseyin Refik Kırış aynı zamanda da iyi bir şairdir." Güzel!
Üçüncü cümle şöyle: "Şiirle tarihler düşmüştür." Fena değil!
Dördüncü cümle şöyle: "O, Delibaş'ın kesik başını mızrağın ucunda görünce irticalen şu iki mısraı yazmıştır."
İşte bu fenâ ey azizler! Şundan ki, iki mısra 'irticâlen' yazılmaz, yazılamaz. İrticâlen söylenir, sonra yazılır.
Lâkin bu ifâde za'fı içün öyle uzun boylu âh ü vâh etmesek de olur. Asıl âh ü vâh etmekliği îcâb etdiren husus, o iki mısra'da karşımıza çıkıyor:
Bin üç yüz otuz yedi Delibaşı kendi başın yedi.
İyi şair böyle şeyler söylemez, böyle şeyler söyleyen iyi şair olamaz. Lâkin, şiire ve şâirine ta'n eylemeden evvel bu beyti böylece okuyup yazanı kınamak îcâb eder. Zannım odur ki, ey azizler, beytin aslı şöyledir:
Bin üç yüz otuz yediyidi (yedi idi) Delibaş kendi başın yedi.
Gerçi bu hâliyle de pek âhım şâhım bir beyit olmayor ammâ kitabda gördüğümüze nazaran iyidir.
Sayı: 194 - 1 Temmuz 2003 Salı
Ey azizler,Kavuklu'nun Yeri'ne bakdım, en alt satırda şu ibâreyi gördüm: "Sayı: