Kavuklu'nun Yeri'ni ziyaret edip de İskender Pala'yı tanımamak olur mu? Olmaz!
Ma'lûmunuz, kendisi, mesâ'îsinin hemân hepsini Dîvan şiirini tanıtmak ve sevdirmek gibi bir 'azîm işe hasretmiş olup bu yolda hayli mesâfe dahî kat' etmiş bulunmakdadır.
Maalesef bendeniz, şimdiye kadar Muhterem Pala'nın herhangi bir kitâbını başdan sona okumuş değilim. Neden? Tembellikden efendim, başka neden olacak?
Lâkin, L&M, ya'nî ki Leylâ ve Mecnûn yahud "elem", nâm-ı dîger Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk nâmını verdiği -neşriyat evini dahî aynı ismile tesmiye etdiğini elbette biliyorsunuzdur- romanını okumağa başlamış bulunmakdayım. İnşâallah, an-karîbi'z-zemân hitâmına ererim, erdiririm.
İşte ey azizler, sûretini gördüğünüz kesik, ol romanın altmış üçüncü sahîfesinden kesilip taranmışdır. Buracığa kopiye edilmesinin sebebi, bir izâfet kusûrudur.
Cümleyi kırâat eyleyelim:
"Bulunduğu yerden kurtların birer ikişer geldiklerini ve karınları doydukça gittiklerini görüyor, arkadaşlarından yahut atlardan kurulu bu kurt sofrasının boşalır gibi oldukça bu sefer de çakalların geldiklerini izliyor, sesleniyor, bağırıyor, ağacın dallarını sallayarak üzerlerine kar dökmek istiyor ama hiçbirini kaçırtamıyordu."
İmdi, ey azizler, bendeniz kurtların avlarına nasıl hücûm etdiklerini bilmem. Burada anlatıldığı gibi "birer ikişer" mi gelirler, yoksa "sürü hâlinde" mi saldırırlar, hiçbir fikrim yok. Hele, çakalların kurt artıklarıyla beslenip beslenmedikleri hakkında büsbütün câhilim. Lâkin, işbu cümlede "kurt sofrasının boşalır gibi oldukça" ibâresinin izâfet, ya'nî ki "tamlama" kusuuru ile ma'lûl olduğunu biliyorum. Bunu İskender Pala'nın da bildiğinden zerrece şübhem yokdur. Herhalde gözünden kaçıvermiş olmalı. Belki de ol tamlamanın bulunduğu ibâreyi "kurt sofrasının boşalır gibi olduğunu gören çakallar..." filân gibi kuracakdı da, sonra caydı ve caydığını unutdu.
Her ne hâl ise, ey azizler, mâdem ki cümle böyle olmuş, doğrusu da şöyle olmalı idi:
"Bulunduğu yerden kurtların birer ikişer geldiklerini ve karınları doydukça gittiklerini görüyor, arkadaşlarından yahut atlardan kurulu bu kurt sofrası boşalır gibi oldukça bu sefer de çakalların geldiklerini izliyor, sesleniyor, bağırıyor, ağacın dallarını sallayarak üzerlerine kar dökmek istiyor ama hiçbirini kaçırtamıyordu."
Şimdi ey azizler, içinizden ba'zıları, "Bre Kavuklu koca romanın ilk 63 sahîfesinde başka bir şey bulamadın da bu kusuuru mu buldun?" deyû süâl edebilirsiniz. Haklısınız, ey azizler, lâkin ben de haklıyım. Şundan ki, İskender Pala birâderimiz bu eser içün hayli uğraşmışa benzeyor; binâenaleyh, eserinin böyle basit mi basit lisân kusurlarından âzâde olması iktizâ eder. Haksız isem, haksızsın deyin ey azizler!
Sayı: 184 - 6 Mayıs 2003 Salı
İskender Pala'yı tanırsınız, değil mi ey azizler?Kavuklu'nun Yeri'ni ziyaret edip de İskender Pala'yı tanımamak olur mu?