Bugün size bir "Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi"nin kapağından bir kesit arz ediyorum. Derginin nâmı Picus. Gaaliba "Pikus" deyû telâffuz olunuyor. İ'tirâf etmekde beis de görmeyorum, kompilekse de girmeyorum; bendeniz henüz işbu "picus"un, ya'nî ki "pikus"un ne ma'nâya geldiğini henüz bilmeyorum. Ey azizler, "henüz" kaydını düşmemin sebebi, bu cehâletimi devâm etdirmeyeceğimi, etdiremeyeceğimi düşünüşümden nâşîdir.
İşbu dergi, künyesinden anlaşıldığına göre "Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. Ve San. Ltd. Şti" tarafından neşrolunuyor ve mâşâallah on dördüncü sayısına ulaşmış.
Bakınız ey azizler, her ne kadar "picus"u bilmeyor isem de "epsilon"u işitmişim. Lâkin tam da emin değilim hani, "Yunan alfabesinde bir harf" idi, değil mi? Tabiî harflerin çoğu, birtakım şeylerin remzi de olagelmişdir; epsilon'un neyin yahud nelerin remzi olduğuna dâir zihnimde zerrece ma'lûmât bulunmamakdadır. İşte buracıkda bu cehâletimi dahî i'tirâf ediyorum. Ve bu cehâletimi gidermek içün gayret gösterip göstermeyeceğim hususunun da karanlık olduğunu beyân ediyorum.
Bu kısacık girizgâhdan sonra ey azizler, sadede geliyorum.
Saded şudur:
Picus dergisi işbu kapak ile:
a) İsmet Özel'e b) Sefa Kaplan'a c) Bütün okuyucularına d) Türkçeye e) Kendisine
karşı fevkalâde büyük bir terbiyesizlik etmiş bulunmakdadır.
İşbu terbiyesizliğin iki cephesi bulunmakdadır.
Birinci cephesi "kapak tasarımı"nda görünmekdedir.
Kapakda birinci sıraya çıkan başlık ve kapak resmi "Ahmet Ümit"e ayrılmış. Hâlbuki dergi içinde ilgili metin, hem "muhtevâ" hem "hacim" bakımından İsmet Özel ile yapılan söyleşiden daha ehemmiyetsiz. Bu hakikat, kocaman kocaman fotoğraflarla, nisbeten iri puntolarla filân az çok kamufle edilmiş olsa da böyle bu.
Derginin sekiz sahîfesini kaplayan Ahmet Ümit söyleşisi 28. sahîfeden başlayor.
Kapakda ikinci sırada duyurulan "Beş yönetmen, beş İstanbul" ise ta 94. sahîfede.
Kapakda üçüncü sıraya atılan İsmet Özel söyleşisi ise, derginin 10 - 13. sahîfelerini dolduruyor; ya'ni ötekilerden daha önde yer alıyor. Bu hususu pek de önemsemeyip "kapak tasarımı"nın nihâyet bir çeşit "seçme işi" olduğunu düşünebilir, bu durumu "terbiyesizlik" addetmenin "aşırı alınganlık" olacağını düşünebilirsiniz. Tamam, siz öyle düşünün amma şimdi sözünü edeceğim "ikinci cephe"ye ne diyeceksiniz, bakalım.
Kapakdaki cümleyi okuyalım:
"İsmet Özel ve Sefa Kaplan konuştu".
Bir Türk bu cümleden ne anlar?
İsmet Özel ile Sefa Kaplan bir araya geldiler ve herhangi bir mevzuda fikirlerini söylediler, konuştular; Picus da onların bu konuşmalarını bize iletiyor.
Lâkin, derginin içine bakdığımızda ey azizler, işin hiç de öyle olmadığı; Sefa Kaplan'ın İsmet Özel'e birtakım sualler sorduğu, onun da cevaplar verdiği görülüyor. Ya'nî ey azizler, Sefa Kaplan "konuşma" işini değil de "konuşturma" işini yapmış. Bu durumda ey azizler, kapağa yakışan başlık "Sefa Kaplan İsmet Özel'i konuşturdu" değilse bile en azından "İsmet Özel ile Sefa Kaplan konuştu" gibi bir cümle olmalı idi.
"ve" ile "ile" arasındaki farkı bilmedikleri yahud dikkate almadıkları için mi böyle etmişdir bu Picus'cular yoksa başka bir garazları mı vardır, bilemem. Lâkin arz etmeğe çalışdığım vaziyetin acıklı da olsa, gülünç de olsa ciddî bir "terbiyesizlik" olduğundan emînim.
Sayı: 262 - 10 Eylül 2004 Cuma
Ey azizler,
Bugün size bir "Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi"nin kapağından bir kesit arz ediyorum. Derginin nâmı Picus.