Ey azizler, memleketimizde çocuklara müteveccih neşriyâtın herhâlde en mühim elemanlarından biri Yalvaç Ural'dır. Ben beni bildim bileli bu sâhada iş kotarmış, kalem oynatmış, dergi yönetmiş, galiba son zamanlarda "oyuncak sanayii"ne dahî dâhil olmuşdur. Zıpır Bilmeceler'in mûcidi Ural, bu faaliyetleri sâyesinde, kendisini çocuklar beyninde "Abi" deyû andırmayı hakkıyla hak etdiğini düşünmüş olmalı ki, soyadını sepetleyip yazılarında "Yalvaç Abi" şeklinde imza atar olmuşdur. Olsun bakalım!
Bugün size arz etdiğim kesik İşbu Yalvaç Abi'nin "Miço" nâmındaki Milliyet Çocuk dergisinin 147 nümerolu nüshasının üçüncü sahîfesinin sağ sütûnunun baş kısmından kesilip taranmışdır. 147 bir sayıdır, evet ve işbu derginin 147 haftadır neşrolunduğunu müş'irdir. Lâkin, ben isterdim ki, derginin herhangi bir yerinde "tarih" de bulunsun; hem ben bileyim, hem size bildireyim. Şimdi bu 147 nümerolu derginin tarih-i neşrini arayıp bulmak elbette mümkindir, lâkin zahmeti mûcib olduğu da âşikârdır. Bendeniz, bu zahmete katlanmak niyetinde değilim. Binâ'enaleyh, kerîmeme sorarak cevab aramağı tercîh etdim. "Galiba 6 Ağustos" dedi. İşte böyle.
Şimdi, ey azizler, bugün niyçün Yalvaç Abi'yi buracığa misâfir etdiğimizi arz etmeğe sıra geldi.
A aa! Hiç olur mu öyle şey? Belli ki Yalvaç Abi "sinekleri yiyen böcekler olmasaydı dünyayı sinekler istila ederdi." demek istemiş, lâkin diyememiş.
Dili mi sürçdü, klavyesi mi tökezledi, yoksa pek yorgundu da zihni uyuyu mu verdi?
Sayı: 260 - 13 Ağustos 2004 Cuma
Ey azizler, memleketimizde çocuklara müteveccih neşriyâtın herhâlde en mühim elemanlarından biri Yalvaç Ural'dır. Ben beni bildim bileli bu sâhada iş kotarmış, kalem oynatmış, dergi yönetmiş, galiba son zamanlarda "oyuncak sanayii"ne dahî dâhil olmuşdur.