« Anasayfa | Künye | Arşiv 24 Kasım 2017, Cuma
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
İki Nokta Üst Üste
Esma Ürkmez
Matbaadan Tanıtıma Koş!

Yeşilde Durmak
Hale Sert
Kanaviçe

Olay Yeri İnceleme
Zehir Hafiye Battal Küttab
Tezekten Terazi ya da Çok "hit" Alan Hep "tıklanan" Yazı Budur!

[ Kitap -> Ekstra ]

Kitapçı

Mehmet Ulusel

13.03.2008 - 12:31

Pek (hemen hemen hiç) kimsenin hissetmediği, hissedenin de 'tam' hissettiği bir eksiklik var. İsteyen bana kızabilir ama bu memlekette hakikaten iyi kitapçı yok. İyi olmaya yaklaşan var mı o bile tartışılır. Böyle bir niyeti olan var mı, belki...

Ama bu işe soyunanların henüz dükkânı açmadıkları sıralarda böyle bir hedefleri oluyor(dur). Sonra işte hep o bildiğimiz bu memleketin şartları, halleri...

Baştan başlayalım. Bir insan neden kitapçı dükkânı açmaya kalkar. Eğer bu ülkeden söz ediyorsak, nedenlerin en başında bu işten büyük servet elde etme niyeti gelmez büyük ihtimalle. Bunun nedenleri belli ve yeni değil. Ama bizdeki kitapçı esnafı açısından zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Çünkü daha hiç, yaptıkları işin maddi zorluklarından, bu işi yapmanın büyük bir kahramanlık olduğundan söz etmeyen bir kitapçı tanımadım. Hani neredeyse bu işin mesleki bir özelliği bu. Peki madem öyle, başka hangi işi yapsa bu insanlar daha fazla para kazanacaklarını ve yaptıkları işi yaptıklarına değeceğini düşünüyorlar (öyle söylüyorlar), neden 'o iş'leri yapmıyorlar da kitapçı dükkânı açıyorlar... Sanki dükkân babadan, ona da onun babasından kalmış, kitapçılık bir aile mesleği ve aile içinde tabulaştırılmış, kitapçılık yapmayan aileye ihanet etmiş muamelesi görüyor, dışlanıyor falan filan da, bu insanlar da esas ticari dehalarını gösterecekleri sektör veya alanlarda kendilerini göstereceklerine pederşahi baskılar sonucu, bu 'kaknem' mesleği sürdürmek zorunda kalıyorlar... Öte yandan, babadan kitapçı zaten kaç tane var (birkaç tane hepi topu) ve bunların yarattığı bir fark gören var mı bilmiyorum. (hani vardır ya bilmem kim kovalayan oğulları baklavaları gibi şeyler, o işi dededen kalma bir yetkinlikte ve hep çok iyi yapanlar, onu kastediyorum.)

Neyse, her ne gibi irrasyonel bir sebepten olursa olsun, bu kitapçılık mesleğine, sektörüne girmiş olanların durumuna, yani kitapçılarımıza bakmaya devam...

Kendilerince şık kitapçılar

Bir zamandır büyük şehirlerde, alışveriş merkezlerinde ve gelir seviyesi yüksek insanların daha çok olduğu yerlerde metrekare olarak büyük ve kendilerince şık kitapçılar var. Ve anlaşılan bu işi yapanların kendi yaptıkları kitapçılık türünün yurt dışındaki örneklerinden de haberleri var. Var da nasıl oluyorsa oluyor o örneklerin tercümesi aslına pek uygun olmuyor. Her şeyden önce metrekare konusunda çok yanılıyorlar. Örnek alınanların bir bölümü kadar olan alanlar bizimkilere bol bol yeter de artar gibi görünüyor anlaşılan ve sonra sadece kitap satmanın para kazandırmadığı 'gerçeği'nden hareketle o çok çok büyük (!) Metre kareleri başka ürünleri de sergileyecek şekilde bölüyorlar. Tabii bu diğer şeyler, kalem, oyuncak, çanta, telefon, çakmak, çakı, anahtarlık, elektronik ıvır zıvır, cd, dvd, çikolata, meşrubat, hediyelik eşya gibi o işletmenin yöneticilerinin yaratıcılık işletmecilik dehalarıyla ilgili olarak daha da çeşitlenebiliyor. Bir de "cafe" şart tabii. E durum böyle olunca geriye kitap koyacak pek yer kalmıyor. Dolayısıyla bu "büyük" kitapçılardaki kitap mevcudu alçak gönüllü bir kitapçıdan biraz hallice oluyor. Bu mevcudu da yeni çıkmış kitaplar oluşturuyor. Ama bu noktada bile sorun yaşanıyor, çünkü yeni çıkmış kitapların da çok sınırlı bir kısmı buralarda yer bulabiliyor kendine. Bunlardan birine girip, gördüklerinizin çok satılan yeni kitapları temsil ettiğini düşünürseniz çok feci yanılırsınız. Çünkü öyle olmadığını benzer bir başka kitapçıya gidip öncekinde olmayıp burada olan kitapları gördüğünüzde anlarsınız. Kitapların hangisinin neden bulunduğuna ya da bulunmadığına mantıklı bir gerekçe (hiç uğraşmayın) bulamazsınız. Bu durumun nedenini orada çalışanlara sormanın hiç bir anlamı yoktur, çünkü onlar herhangi bir iş olarak burada çalışan ve çok sık değişen elemanlardır ve çoğunun kitapla olan ilgisi herhangi bir ürünle aynıdır. Bu dükkânlarda en fantastik olan şey ise bence bilgisayarlar, daha doğrusu onların kullanım biçimleri. Çünkü o bilgisayarlarda kullanılan programlardan mıdır, onları kullananlardan mıdır bilinmez, ama istediğiniz bilgiye bir türlü ulaşılamaz. Eğer bir bilgi varsa, ya eski ya da yanlıştır. Doğru olanlar içinse zaten bilgisayara bakmaya gerek yoktur, çünkü sorduğunuz kitap vitrinde duruyordur sözgelimi. (hoş, vitrinde duran kitaba içerde yok dendiğine de şahit olmuşluğum vardır.)

Bu kadar kitapçı lakırdısı ettik ama bu bahsettiklerim bence hakiki kitapçılıkla ilgili konular değil aslında. Nasıl süpermarketlerin sebze reyonuyla manav aynı şey değilse öyle. Ama hakiki kitapçının iyisi de yok ki. Ne çok şeyi yokluğuyla tarif ediyoruz hayatımızda...

(Radikal-Kültür/Sanat)

Pek (hemen hemen hiç) kimsenin hissetmediği, hissedenin de 'tam' hissettiği bir eksiklik var. İsteyen bana kızabilir ama bu memlekette hakikaten iyi kitapçı yok.  
EkstraTümü »

» Uykusuzluk / Mehmet Uğurlu
» Bir Yılda Kaç Kitap Okuyoruz?
» Doğu'nun Meyvelerini Batı'nın Tepsisinden Sunmak / Ali Ayten
» Kitapçı / Mehmet Ulusel
» "Aşk Istırapsız Olmaz" / Nuri Altun
Arşivlik HayatlarTümü »

» Asaf Hâlet Çelebi 100 Yaşında / Ömer Faruk Şerifoğlu
» Arşivcilerin Babası: Muallim Cevdet / Zeynep Berktaş
40ikindi KitaplığıTümü »

» Işık Yanar'ın İkinci Romanı Çıktı: "Şemsiye Tamircisi"
» Bir İhtilalciden Dinlediklerim - Müfid Ekdal / Nuri Altun
» Tarihin Büyük Yalanları-Richard Shenkman / Nuri Altun
» Bütüncül Psikoterapi Ne Kadar Gerekli Ve Ne Kadar Mümkün? / Ali Ayten
» Kısa 20. Yüzyıl Tarihi: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı / Seda Yaşar

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!