İşbu yazının serlevhasına nazar eyleyince "İyidir amma, neyi?" deyû bir sü'âl ayaklanmış olabilir zihninizde. Olsun! Ayaklanmak da eyidir. Ayaklanmadan yürüyüş tahakkuk etmez. Tahakkuk da eyidir, ba'zan hakkın, ba'zan hakîkatin zuhûruna vesîle olur. Vesîle de eyidir, zuhûr da eyidir.
Tamam, yeter bu kadarı!
Sadede geliyorum şimdi. Saded de eyidir.
Sûretini görmekde olduğunuz kesik Radikal nâm cerîdenin 19 Aralık 2003 Cum'a günkü nüshasının dördüncü sahîfesinin sağ sütûnunun üst kısmından kesilmişdir.
Hukuk-şinâs Adnan Ekinci Bey -ki kendisi galiba bir vakitler Kadir Şinas nâmıyla dahî yazılar dökdürmüş ve hukuk şu'ûrunun tekâmülü içün hizmet eylemişdir- erişdiği bir bilgiyi okurlarına arz eylemekdedir. Bu arada "imlâ" hususunda ufakdan ufakdan bir tenkîd serd eylemekdedir. Eyi eylemekdedir.
Lâkin, ey azizler, kendi imlâsında dahî tenkîde açık bir iki husus bulunmakdadır.
Birinci husus şudur:
"... sizde fark etmişsinizdir." cümlesindeki "-de"nin ayrı yazılması îcâb etdiğini "siz de" fark etmişsinizdir, değil mi?
İkinci hususu siz fark etmemişsinizdir belki ey azizler amma bendeniz fark etmişimdir ki ol husus şudur:
Türkçe konuşanlar ve yazanlar beyninde "2 Temmuz 1934 yılında" ta'bîri pek hoş bir ta'bîr değildir. Zîrâ "2 Temmuz 1934" her ne kadar "yıl"ı ihtivâ ediyor olsa da ayı ve günü dahî içeren tam bir "tarih"dir. Binâenaleyh, "2 Temmuz 1934 tarihinde" demek iktizâ eder. İlle de "yıl" kelimesini kullanmak niyetinde iseniz, "1934 yılının 2 Temmuzunda" deyebilirsiniz.
Bu arada ey azizler, işbu bilgilendirici metinde başka bir husus dahî câlib-i dikkatdir. Ol husus şudur: Soyadı içün husûsî kanun çıkarılan zâtın "öz adı"nın "Kemal" olduğu kanun metninde yer almakda lâkin "Mustafa"dan hiç mi hiç söz edilmemekdedir. Bu acebâ niyçün böyle olmuşdur? "Mustafa"yı adı geçen zât red mi etmişdir? "Öz ad olarak Kemal bana yeter!" mi demiş yahud demek istemişdir? Eğer öyle demiş yahud demek istemiş ise, 1934'den sonraki senelerde niyçün "Kemal" ile iktifâ olunmayıp ısrarla "Mustafa Kemal" deyû zikrolunmuşdur?
Ey azizler, hakîkaten pek tuhaf bir memleketde yaşadığımız hakkında esâsen mevcûd olan kanâatimizi te'yîd edecek misâller her gün, her vesîleyle artıp duruyor. Tuhaflıklar da bir noktadan sonra derimizin kalınlaşmasına mı sebeb oluyor, ne?
Neee!
Sayı: 228 - 19 Aralık 2003 Cuma
Ey azizler,İşbu yazının serlevhasına nazar eyleyince "İyidir amma, neyi?" deyû bir sü'âl ayaklanmış olabilir zihninizde.