Bugünkü kesikimiz de bir evvelki kesikin devâmı. Yanî Çetin Altan nâm muharririn 37 yıl evvel Akşamda neşrolunan -herhalde "kıymetdar" olduğu düşünüldüğü içün- ikinci defa Milliyetde 7 Temmuz 2003 târîhinde tekrar kaarie arz olunan Peyzaj serlevhalı yazısından kesildi.
Rumelihisarı kıyılarında tek başına dolaşan muharririn tasavvurat ve tahayyülâtına, "türrehat" demek lâzım.
Şuna bakınız ey azizler: Turistlere kılavuzluk eden rehberin şöyle söylediğini zannediyor muharrir efendi:
"- Rumeli Hisarı Fatih Mehmet tarafından yapılmıştır... Babası İkinci Murat karşı kıyıdaki Anadolu Hisarını diktikten sonra..."
Ey azizler, "Yuh!" mu çekelim, "Çüş!" mü deyelim? "Güzelce Hisar" da denilen Anadolu Hisarının bânîsinin Yıldırım Bayezid Han Hazretleri olduğunu bu memleketde ilk mekteb çocukları dahî bilirler. Bu Çetin Altan nasıl olur da bu kadar basit bir târihî hakîkatden bîhaber kalmışdır? Bir de Cumhuriyetin ilk senelerinde tahsîl ve terbiye seviyesinin hayli "yüksek" olduğu söylenir, değil mi? Bu ne biçim işdir? Elbette ey azizler, akla şöyle bir ihtimâl dahî gelebilir: Muharrir Efendi, bu "yanlış bilgi"yi mahsus vermekde, turist rehberlerinin cehâletini îmâ yoluyla arz etmekdedir. Lâkin bu ihtimâlin vârid olabilmesi içün ey azizler, cümlenin ortasında yahud âhirinde, münâsib bir yerinde istifham yahud nidâ işâretleri vazolunmalı değil midir? Elbette öyle olmalıdır. Yok yok, burada mevzu-ı bahis olan hakikat şudur: Çetin Altan şu veya bu sebeble yanlış malûmat nakletmekdedir. İnsan elbette yanılabilir de. Lâkin, bu yanlışın 37 sene evvel de, bugün de farkına varılmamış, binâenaleyh tashîh edilmemiş olması, vahim bir durumdur ey azizler. Cehâletin en acıklı nevilerinden biri, farkında olunmayanıdır. Hâl böyle olunca, hemen peşinden küstahlık arz-ı endâm ediverir: "Ömründe bir tarih kitabı okumamış olanların, turistik gezilerde merakla tarih dinlemeleri, soru sormaları ve baş sallamalarındaki salaklık geçti gözlerimin önünden..." diyen adam, Anadolu Hisarını İkinci Murada yaptırtıveren bir câhil, düşünebiliyor musunuz? Sanki kendisi tarih kitabı okumuş, öğrenmiş de, başkalarının bilgisizliğiyle alay etmeğe, onlara "salak" damgası vurmağa yelteniyor. Hem câhil, hem küstah!
Bu cehâleti ve küstahlığı sindirenler de 37 sene evvel Akşamın, bugün de Milliyetin okurları!
Sayı: 197 - 11 Temmuz 2003 Cuma
Ey azizler,Bugünkü kesikimiz de bir evvelki kesikin devâmı. Yanî Çetin Altan nâm muharririn 37 yıl evvel Akşamda neşrolunan -herhalde "kıymetdar" olduğu düşünüldüğü içün- ikinci defa Milliyetde 7 Temmuz 2003 târîhinde tekrar kaarie arz olunan Peyzaj serlevhalı yazısından kesildi.