Buracıkda, ya'nî ki Kavuklu'nun Yeri'nde herhâlde en çok üzerinde durulan hususlardan biri, okuma yazma mes'elesidir. Bilhassa eski hurûfât ile tab'olunmuş metinleri doğru okumakda ve buna bağlı olarak doğru yazmakda sık sık sekteler, sürçmeler vuku' bulmakda, bu vuku'at ba'zan gülünç, ba'zan acıklı netîceler intâc etmekdedir.
Bugün huzurlarınıza arz etmekde olduğum kesik dahî böyle bir vak'aya müteallikdir. 2 Haziran 2003 Bazarertesi günü neşrolunan cerîde-i Radikal'in yiğirmi üçüncü sahîfesi -ki Kültür/Sanat sahîfesidir- Bir Zamanlar Galatasaray'da serlevhalı bir makale ihtivâ eylemekdeydi. Ol makalenin müellifesi Zeynep Şanlıer Hanım, merhum Ahmed Hâşim'in Galatasaray Resim Sergisine dâir 1921 senesinde neşrolunmuş bir tenkîdinden iktibasda bulunmuş, lâkin görüldüğü gibi bu işi hiç becerememiş.
Hâşim merhum, resim sergisi hakkında fikir beyân eyler iken güzel bir teşbîhde bulunuyor. Deyor ki: "... Ve nihayet uyumak arzusunu veren o yorgun sergi, uykuya tekaddüm eden sârî azîm bir esnemek gibi bir şeydi." Ya'nî uykudan evvel görülen "bulaşıcı" ve "büyük" esnemeden bahsediyor. Lâkin, Zeynep Hanım ya 1337 / 1921 senesi Eylül ayının 5'inde neşrolunan Dergâh mecmâ'asından yahud oradan nakleden bir başkasından işbu cümleciği aktarır iken "sârî azîm", "bulaşıcı büyük" kelimelerini -ki esnemenin sıfatı vaz'iyetindedir bu iki kelime- ne yapmışdır-lar?
"sar-ı azim" "büyük sara"!
Pes ya'nî? "Büyük sara"nın uyku ile esneme ile ne alâkası olabilir? Böyle garib ü acîb bir ifâde, Ahmed Hâşim'e nasıl yakışdırılabilir?
Bendeniz, ey azizler, Radikal'de bu tuhaf okuma yanlışını göricek, meraka düşüb aceba dedim, Hâşim'in bütün âsârını neşreyleyen Dergâh Yayınları'nın kitâbına bu cümle nasıl aksetmiş? İnci Enginün ile Zeynep Kerman hanımefendilerin hazırladıkları külliyâtın üçüncü kitâbının 127'nci sahîfesinde buldum cümleyi. Bir de ne göreyim? Orada da "sârî" ya'nî ki "bulaşıcı" sıfatı basbayağı "sarı", ya'nî ki renk ismi oluvermiş. Gerçi Hâşim, evvelemirde şâirdir ve kendisine "sarı azîm esneme" demek yakışır amma, burada öyle bir şâirâneliğe tevessül etmemiş işte. Ayrıca, Dergâh mecmû'asındaki "esneme" kelimesi de, sonuna bir "k" ilâvesiyle "esnemek" yapılmış. Niyçün ey azizler, niyçün?
Bu okuma yazma mes'elesini bir şekilde halleylemek, hâle yola koymak elzem görünüyor.
Sayı: 192 - 3 Haziran 2003 Salı
Ey azizler,Buracıkda, ya'nî ki Kavuklu'nun Yeri'nde herhâlde en çok üzerinde durulan hususlardan biri, okuma yazma mes'elesidir. Bilhassa eski hurûfât ile tab'olunmuş metinleri doğru okumakda ve buna bağlı olarak doğru yazmakda sık sık sekteler, sürçmeler vuku' bulmakda, bu vuku'at ba'zan gülünç, ba'zan acıklı netîceler intâc etmekdedir.