« Anasayfa | Künye | Arşiv 26 Şubat 2020, Çarşamba
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
İki Nokta Üst Üste
Esma Ürkmez
Matbaadan Tanıtıma Koş!

Yeşilde Durmak
Hale Sert
Kanaviçe

Olay Yeri İnceleme
Zehir Hafiye Battal Küttab
Tezekten Terazi ya da Çok "hit" Alan Hep "tıklanan" Yazı Budur!

[ Kitap -> Ekstra ]

Yüzümüzü Ağartan Öyküler

B. Emrah Önce

03.01.2007 - 23:21

Yüzümüzü Ağartan
Ahmet Örs,
İtidal Yayınları,
Öykü, 2006.

Edebiyatı hayatın içinden çekip alıp kendi bireyselliğine hapsetmeyen, anlatım gücünün sırça köşklerdeki sahte yalnızlıklardan doğmayacağını bilen ve eserini değerli kılabilmek için varoluş sancısı çekiyormuş numarası çekmeyen yazarların kitapları, bize sahici bir edebiyat için yapmacık davranışlara değil, hayatın tam kalbine dokunmaya ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha gösteriyor.

Tam bu noktada, Ahmet Örs'ün İtidal Yayınları arasından yeni çıkan "Yüzümü Ağartan" adlı kitabı, sözlerimize güzel bir örneklik oluşturuyor. Kitapta yer alan on yedi kısa hikaye, bizi yeryüzünün ezilenleri coğrafyasında seyahate çıkarırken, umudu ve direnişi heybemize koymayı da ihmal etmiyor. Özlediğimiz bir edebi duruşu taşıyan bu hikayeler, biraz daha genişletilmeyi, zenginleştirilmeyi ve bazı bölümleriyle yeniden kurgulanmayı ve tamamlanmayı hak ediyorsa da, göz ardı edilmeyi hak etmiyor!

Ahmet Örs'ün daha önce Haksöz ve Tasfiye dergilerinde yayınladığı hikayelerini birlikte okuma fırsatı sunan "Yüzümü Ağartan"; edebiyatın salt bir dil ve anlatım işi olmadığını; ona asıl gücünü hayata ve zamana karşı yazarın aldığı sahih tavrın verdiğini de kanıtlıyor. Yaşamak kavgasında tutunamayanlara, kimliksizliklerini bireycilikleriyle maskeleyenlere ve bunalımı anlam arayışı zannedenlere karşı duran ve edebiyatı; ait olması gerektiği alana çeken Örs'ün hikayeleri, okurlarını hemen yanı başımızdan başlayan ve Bağdat'a, Kudüs'e, Kafkasya'ya, Kandehar'a kadar uzanan İslam coğrafyasında kısa bir seyahate çağırıyor. Bunun turistik değil ideolojik bir tercih olduğunu belirtmemizde fayda var.

Sade bir anlatıma ve akıcı bir dile sahip olan hikayelerin iki ana başlık altında toplandığını söyleyebiliriz. İlk grupta, yüz ağartan bir duruşu ve direnişi tercih edenlerin ve tercihlerinden doğan tüm zorluklara rağmen kimliklerinden vazgeçmeyenlerin hikayeleri yer alıyor. Bazen mustazaf bir halleri de olsa, hiçbirinin yüzünden karamsar ifadesi okunmuyor. Bu hikayelerin kahramanları; geleneğin baskısı kıran bir kadın, Irak'ta ve işgal altındaki diğer topraklarda küresel hegemonyaya direnen herhangi bir Müslüman, başörtüsü yasağına rağmen yaptığı tesettürü kimlik tercih olarak hayatına taşıyan lise son sınıf öğrencisi, televizyonlardan taşan yemek programlarında her gün yeniden servis edilen tüketim ideolojisine karşı mektup yazan bir fakir veya yoksulluğa karşı helal rızk peşinde koşan minik bedenler olabiliyor...

İkinci grupta ise çözülenlerin; ideolojisini, davasını ve tutunduğu ayetleri bırakanların, 28 Şubat sürecinde savrulanların, dayanışma bağlarından kopup yalnızlaşanların, geleneğin içinde sıkışanların ve arka sokaklarda kaybolanların hikayelerine yer veriliyor. Fakat bu hikayelerde, yaşananları meşrulaştırmak yerine hem durum tespiti yapan hem de bu durumu eleştiren bir tavır kendini hissettiriyor. Örs, çoğu zaman salih amelleriyle, hayata ve mücadeleye güzel örneklikler oluşturan insanları anlatsa da, hikayelerin hayal dünyasında geçmediğini rahatlıkla anlayabiliyorsunuz. Hayatın kıyısına düşenlerin trajedisi ne kadar gerçekse, hayata sımsıkı tutunanlar da bir o kadar gerçek geliyor okura...

Kısaca, Ahmet Örs, "Yüzümü Ağartan" hikayelerinde ezilenlerin elinden tutup düştükleri yerden kaldırarak, hikaye sanatını onurun ve direncin omuzlarında yükseltmeyi amaçlıyor ve bunun için ilk kitabıyla başlangıç yapıyor.

Edebiyatı hayatın içinden çekip alıp kendi bireyselliğine hapsetmeyen, anlatım gücünün sırça köşklerdeki sahte yalnızlıklardan doğmayacağını bilen ve eserini değerli kılabilmek için varoluş sancısı çekiyormuş numarası çekmeyen yazarların kitapları, bize sahici bir edebiyat için yapmacık davranışlara değil, hayatın tam kalbine dokunmaya ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha gösteriyor.   
Kitap MedyasıTümü »

» Edebiyatımızın Coğrafyasını Geliştiren Bir Yazar: Talip Apaydın / Seray Şahiner
» 'Yaratıcı Yazarlık' ve Buluşları / M. İlhan Atılgan
» Gazete-Dergi Okurluğu / Eser Karakaş
» Torpilli Kitap: Sokakta / Haydar Hepsev
» Bilge Karasu Okuma Kılavuzu / Gonca Özmen
EkstraTümü »

» Uykusuzluk / Mehmet Uğurlu
» Bir Yılda Kaç Kitap Okuyoruz?
» Doğu'nun Meyvelerini Batı'nın Tepsisinden Sunmak / Ali Ayten
» Kitapçı / Mehmet Ulusel
» "Aşk Istırapsız Olmaz" / Nuri Altun
Bize GelenlerTümü »

» Kahraman Üzerine Dersler / Oğuz Karakaş
» Görsel Şiirin İlk Kitabı: Dada Korkut
» Makyaj Hatası / Yavuz Altınışık
» Oluş ve Bozuluş / İbn Sina
» Hiç / Merih Günay

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!