Geçen aylarda İslâm'ın mu'âsır ulemâsından Muhammed Hamîdullah Beyefendi'yi rahmet-i Rahmân'a uğurladık. Onun âsâr-ı meşhûresi beyninde İslâm Peygamberi'nin müstesnâ ve mümtâz bir mevkıinin bulunduğu ma'lûmunuzdur. Şimdi, cerîde-i Yeni Şafak, ol eseri kupon mukaabilinde kaari'lerine hediye eylemeğe karar vermiş. İyi etmiş. Bu cins ameliyelere "puromosyon" mu ne deyorlar. Desinler. Ol cerîde bu hayırlı teşebbüsünü i'lân ve celb-i alâkayı tezyîd içün birtakım zevâtın fikirlerini sormuş. Sorar ya...
Efendim, fikri suâl olunan zevât beyninde Sadık Albayrak Bey de var. Kendisi bir nice kitâba imzâ atmış namdar bir muharrirdir. Tahrîrinin zemîni daha ziyâde tarihe müteallik birtakım vesâikı meydana koymakdır. Fekat bu işi yaparken dahî Sadık Bey Albayrak, tuhaf lisan hataları işlemeyi becerir.
24 Şubat 2003 tarihli Yeni Şafak'ın ikinci sahîfesindeki cümlelerini görünce, yine yeni bir tuhaflık ile karşılaşmanın bıkdırıcı hissini yaşadım. Canım sıkıldı ey azizler.
"İslâmî rönesans" ifâdesi, bizâtihî bir garâbet ifâde eder iken, sanki herkesçe kabûl görmüş böyle bir isimlendirme varmış gibi pervâsız ve ihtiyatsız bir edâ ile "İslâmî rönesans"dan söz etmek başlıbaşına bir tuhaflık iken, bununla bile iktifâ etmeyüp "İslami rönesansın yeniden doğuşu"ndan bahsetmek ne biçim bir zihin ve lisan kargaşasının alâmetidir, bilemeyorum ey azizler. "Rönesans" yeniden doğuş demek ve Avrupa târîhinin orta çağına son veren bir fikir, sanat devrinin umûmî ismidir. Rönesans ile Yunan-Roma kökenli ümanist, insancı kültür, Kilise hâkimiyetini ve zihniyetini sarsacak yolu açmışdır. Falandır filandır... Rönesansın Avrupa içün hayırlı olup olmadığı ve İslâmın rönesansa muhtac olup olmadığı şöyle dursun. Dursun, tamam. Fakat bu "İslami rönesansın yeniden doğuşu" ne demek oluyor Allah aşkına? Bu arada, "rönesans"ı doğruyu yazmayı becermeyip "rönesens" kılığına sokmak da cabası!
Bu Sadık Albayrak Bey'den doğru düzgün cümleler okuyabilmeyi bitmeyen bir hasretle kim bilir daha ne kadar bekleyeceğim ey azizler?
Sayı: 164 - 25 Şubat 2003 Salı
Ey azizler,Geçen aylarda İslâm'ın mu'âsır ulemâsından Muhammed Hamîdullah Beyefendi'yi rahmet-i Rahmân'a uğurladık. Onun âsâr-ı meşhûresi beyninde İslâm Peygamberi'nin müstesnâ ve mümtâz bir mevkıinin bulunduğu ma'lûmunuzdur.