Ey azizler, sûretini gördüğünüz kesik, 24 Aralık 2002 tarihli cerîde-i Milliyet'in birinci sahîfesinden kesilip taranmışdır.
İşbu resme bakar iken, 15. sahîfedeki haber metnini kıraat eyler iken, bir tuhaf oldum. İstanbul başda olmak üzere böyük şehirlerimizde icrâ-ya faâliyet eyleyen Brahmanizm artığı yogacıların ta Batman'a kadar yol bulmalarına da, Batmanlılardan yüz bulmalarına da hayıflandım.
İslâm ki, selâmdır, teslîmiyetdir; ferdî ve ictimâî, enfüsî ve âfâkî barışın ve selâmetin menşe'i, menba'ı ve temînâtıdır ve memleketin kaahir ekseriyetinin dînidir, îmânıdır; hâl böyleyken "barış için" yahud "intiharları önlemek için" yoga misillû Hind zerzevâtına toprak ve su vermek hevesleri nasıl, nasıl, nasıl imkân ve meydan bulabilmekdedir?
Acebâ dedim kendi kendime, bu insanlarımıza "Hasbunallaahu ve ni'me'l-vekîl!" demeyi, "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm!" demeyi öğretemediğimiz için mi oluyor, olabiliyor bunlar?
İmamlarımız, vaizlerimiz, hocalarımız, efendilerimiz, halkımıza abdest almanın maddî ve ma'nevî fazîletlerini, Kur'an okumanın kalbe vereceği inşirâhı, sıkılınca İnşirâh sûresini okumak îcâb etdiğini öğretmedikleri için mi olabiliyor bunlar?
Buna mümâsil bir nice süal geldi içime, geçdi içimden. Hulâsa-i kelâm canım sıkıldı ey azizler.
Biliyorum, şimdi içinizden bazıları deyecekler ki: Mübâlağa etme ey Kavuklu, Batman'da o salonu yoga içün dolduranlar, biraz da eğlenmek içün oradalar ve onların kat kat kat fazlası, meselâ Cuma günleri câmileri doldurmakdalar ve bu vâkı'a, herhangi bir gazetede, bu arada Milliyet'de de haber olamayacak kadar tabî'î bir hâdisedir.
Öyle olmasında öyledir de, yine de sıkıldı canım işte ey azizler, sıkıntımı sizin ile paylaşmakdan alamadım kendimi.
Sayı: 147 - 27 Aralık 2002 Cuma
Ey azizler, sûretini gördüğünüz kesik, 24 Aralık 2002 tarihli cerîde-i Milliyet'in birinci sahîfesinden kesilip taranmışdır.İşbu resme bakar iken, 15.