Bugünkü kesikimiz Milliyet nam cerîdenin 7 Temmuz 2003 târihli nüshasının dördüncü sahîfesinin sol kûşesindeki şezlonga uzanmış bir muharririn, Çetin Altanın "Şeytanın gör dediği" ismiyle müsemmâ havuzundan bir avuç sudur. Çetin Altanın havuzunda umûmiyetle su yerine viski bulunduğu malûmunuzdur. Lâkin, bugün bu husus üzerinde tevakkuf etmeğe niyetim yok.
İşin başında bir başka hususu da beyan etmeliyim. İşbu "Peyzaj" nam yazının "37 yıl önce yazılmış ve "Akşam"da neşrolunmuş bir yazı olduğu, dip kısmında not edilmiş.
İmdi ey azizler, altını cızmış bulunduğumuz cümleyi kıraat eyleyelim: "Saatin yelkovanı onu gösteriyordu." Bu ne demekdir ey azizler? Yelkovan onu gösterdiğinde neyi göstermiş olur? 1e 10 var, 2ye 10 var, 3e 10 var, 4e 10 var, 5e 10 var, 6ya 10 var, 7ye 10 var, 8e 10 var, 9a 10 var, 10a 10 var, 11e 10 var, 12ye 10 var, 13e 10 var... ilââhiris-sâa...
Yelkovan, bütün sâat kadranlarında dakikaları gösteren bir ibre değil midir ey azizler? Evet, öyledir. Saatleri gösteren ibrenin nâmı lisânımızda evvel eski "akrep" değil midir? Öyledir ey azizler.
Belli ki Çetin Altan efendi, akrep ile yelkovanı karışdırıvermiş. Bunu 37 yıl evvel böyle etdiği yetmemiş, 37 yıl sonra dahî ayni karışdırmayı tekrarda beis görmemiş. Deyelim ki ey azizler, o zeman bir dalgınlık ile bunu böyle eyledi, şimdi ol dalgınlıkdan uyanmamış olmasını neye hamletmeliyiz? İnsanın aklına ister istemez, şeytanın kılavuzluğu ile iftihar eden muharririn işbu eski yazıları bir kerre daha okumağa bile zahmet etmeden Milliyet okuyucularının huzuruna sürüverdiği geliyor. Olur mu, olur!
Akrep ile yelkovanı ayırd etmekde müşkilât çeken ve çuvallayan çarşafçı Çetin Bey, işbu hataya düşmemiş olsa idi, yine de cümlesini hatadan ârî kılamayacak idi. İki sebebden nâşî. Birinci sebeb şudur ki, ey azizler, saat 10a gelmiş ise, hâlâ "sabah" vaktinden söz etmek doğru değildir. Mevsimine göre, belki "kuşluk"dan söz edilebilir. Ammâ saat 10u, hem de 37 yıl evvel "sabah" saymak, zamanlarımıza şeytan gözüyle bakmakla ancak îzâh olunabilir bir keyfiyetdir. İkinci sebeb ise şudur ey azizler: Bir cümlede zamandan ve sâatden bahsetmiş iseniz şayed, "onu" deyü imlâya hâcet yokdur. Vasat bir akla sahib her Türk "onu" yazdığınızda kasdolunanın bir sayı olduğunu, yanî 10 olduğunu anlar. Kendisinden gayrıyı aptal zannetmekliği alışkanlık edinmiş bazı ukalâlar hâriç.
Allah encâmımızı hayreylesin ey azizler! Âmîn...
Sayı: 196 - 8 Temmuz 2003 Salı
Ey azizler,Bugünkü kesikimiz Milliyet nam cerîdenin 7 Temmuz 2003 târihli nüshasının dördüncü sahîfesinin sol kûşesindeki şezlonga uzanmış bir muharririn, Çetin Altanın "Şeytanın gör dediği" ismiyle müsemmâ havuzundan bir avuç sudur. Çetin Altanın havuzunda umûmiyetle su yerine viski bulunduğu malûmunuzdur.