"Ey azizler, bugün sizlere arz eylediğim kesik, Yeni Şafak'ın Kültür sahîfesinden kesilüp taranmış olup tarih-i neşri, 14 Temmuz 2005'dir.
Kesikde sûretini gördüğünüz muharrir, Fransızların yiğirminci asırda vicdânı olmuş ediplerinden biri olup nâmı Albert Camus'dür. Biz Türklerin dahî Fıransızlar gibi o ismi "Alber Kamü" deyû telâffuz etmekliğimiz iktiza eder.
Kamü'nün en meşhûr romanı Yabancı olup ol eserden bir nice film ve tiyatro kotarılmışdır. Ayrıca, yazarın Veba nâm romanı dahî mühim bir eserdir. Bendeniz Düşüş'ü de sevmişimdir. Başkaldıran İnsan ile Sizif Efsanesi isimli eserleri ise roman olmayıp fikir kitapları cümlesindendir. İşbu Alber Kamü üzerine söylenebilecek daha pek çok lâkırdım vardır ey azizler, lâkin şimdi canım istemeyor.
İşbu kesiki sizlere arz etmemin sebebine, asıl sebebine gelince ey azizler, Alber Kamü'nün Nobel Edebiyat Ödülü sahibi olmamasıdır. Fatma Korkutata, her ne hikmetse onu bu ödülü almış göstermiş. Kanaatim odur ki, onun bu ödülü alması kıymetini yükseltmeyeceği gibi, almamış olması dahî kıymetinden bir şey eksiltmez. Hâl böyleyken ve hiç lüzumu yok iken, hemi de bir gazetenin Kültür sahîfesinde kaari'lere "yanlış malûmat" vermek, iyi olmamışdır. Ayrıca, yazıda Kamü'den "filozof" deyû söz edilmesine de hâcet yokdur. Çünki Kamü, her şeyden evvel bir romancıdır; namuslu, dürüst, muhterem bir münevverdir. Bu vasıflar ona yeter de artar.
Fatma kızın yazısında, birtakım ifâde kusurları da vardır amma onlara temâs etmeği de canım istemeyor. Canımdan hiç de memnun değilim bugünlerde ey azizler.
Sayı: 280 - 14 Temmuz 2005
"Ey azizler, bugün sizlere arz eylediğim kesik, Yeni Şafak'ın Kültür sahîfesinden kesilüp taranmış olup tarih-i neşri, 14 Temmuz 2005'dir.
Kesikde sûretini gördüğünüz muharrir, Fransızların yiğirminci asırda vicdânı olmuş ediplerinden biri olup nâmı Albert Camus'dür.