Ben üniversitedeyken bıyıklıydım. Bıyık sevdiğimden mi? Hayır! Yakıştığından? Hayır! Bıyıklıydım, çünkü bıyık yasaktı. 12 Eylül, YÖK aracılığıyla hem öğretim üyelerine, hem öğrencilere bıyığı yasaklamıştı. Bize tıraş dersi verenlere öyle kolay lokma olmadığımızı göstermek, kesmemekte direnen hocalarımızı sahiplenmek için hemen hepimiz bıyıklıydık. Bıyık bir simge miydi? Evet! Possa solcuyduk, sarkıksa sağcı, imam bıyığıysa İslamcı... Ne zaman kestik? Yasak kalktığı zaman... * * * Evet, türban da bir siyasal simgedir. Demirel'in fötr'ü, Ecevit'in kasketi kadar "temsili bir simgedir." Toplumsal iletişimin zayıf olduğu baskıcı toplumlarda herkes, simgeleri aracılığıyla konuşur birbiriyle... Cem Uzan yolsuzlukla suçlandığı dönemde saflığı simgeleyen bembeyaz bir gömlekle çıkıyordu kitlelerin karşısına... Baykal, Ecevit'e karşı gençliğini kanıtlamak için kot giyiyordu. Meclis'te bir milletvekili "laiklik simgesi" kravatını beline bağlıyordu. Çiller askerle dağa çıkarken oğlunun botunu giyiyordu. Simgeler konuşuyordu. * * * Bu anlamda türbanın siyasal bir simge olduğunu tekrarlayıp durmanın bir yararı yok. Onu simge olmaktan çıkaracak şey, ardındaki soruna çözüm bulmaktır. "Arabistan'a gitsinler" demek çare değil. Aynı ses 40 yıl önce de "Komünistler Moskova'ya" demişti. Bu, solcuları Moskova'ya göndermeye değil, gençleri kamplaştırıp sokaklara dökmeye yaradı. "Türbanlılar Arabistan'a" çağrısı da aynı işe yarar. Nitekim Erdoğan'ın "Sen git Arabistan'a" cevabıyla amaç hasıl olmuş, kamplar yerlerine kurulmuş, tribüne oynayanların gösterisi başlamıştır. "Komünistler Moskova'ya gitsin", "Türbanlılar Arabistan'a", "Kürtler Barzani'nin yanına..." Sadece sürgün müdür, siyasetçinin üretebildiği çözüm? * * * Beni asıl şaşırtan, doğrudan kadınların canını yakan bir konunun sürekli erkekler arasında tartışılıp durması... Baba baskısıyla örtünmeye zorlanan onlar... Gönüllü örtündüyse de okul kapısında düşman gibi görünen onlar... Türbanı çıkarıp peruk takmaya zorlanarak ikiyüzlülüğe itilen onlar... Okuldan atılıp bu kez de koca baskısının koynuna atılan onlar... "Örtün" ya da "Açıl" diye itilip horlanan, üzerlerinden siyaset yapılan onlar... "Siz ne hissediyorsunuz?" diye hiç sorulmayan o kızlar, kadınlar, kendileri adına ya da kendilerine karşı konuşarak prim yapmaya çalışan erkeklerin malzemesi, pasif izleyicisi konumundalar. * * * Çözüm için ne Demirel'e ne Erdoğan'a ihtiyacımız var. 70 model kamplaşmalara, laf cambazlıklarına, ucuz polemiklere karnımız tok artık... Kimsenin sürülmesine de razı değil gönlümüz... Asıl ihtiyacımız olan şey "empati"... Karşımızdakinin derdini, mesajını, kaygısını anlayabilmek... Hayata bir de onun penceresinden bakabilmek... Herkesin birbirine saygı içinde, özgürce var olabileceği ortak bir yaşam için çözümler üretebilmek.... Siyasetin işidir bu... Yapabilen büyür, yapamayan gider: Suudi Arabistan'a değil; tarihin çöplüğüne...
başörtüsü bir simgedir.bunun tersini ispat edip kendini biraz daha 'bana dokunmayan yılan'cılık yalanına kaptırmaya çalışanlara hayret gözü ile bakmaya uğraşıyorum.umarım başarırım.yoksa, cihan aktaş'ın mimlediği gibi 'iktidarda olmanın bile üstesinden gelemediği bir eziklik duygusu' var ya,işte o duygu beni çıldırtacak!cesur ve açıksözlü ve kallavi olalım.lütfen artık,ol'alım!ne olmadığımızı elin alemine ispatlamak yerine, öncelikle bir ne olduğumuza karar verelim.simgelerimizi belirleyip safları sıklaştırmalı.tabii bir de kadınları yanında bir gösterme niyetiyle kendi imanın simgesi yapmaya yeltenerek gez'diren kronik muhafazakar erkek sendromu var ki, neyse, sen dilimi tut rabbim..
Başörtüsünün siyasal bir simge olmadığını kanıtlamak için gösterilen tüm çabaların en önemli sonuçlarından biri de, başörtülü bayanların hiçbir siyasi düşünceye sahip olamayacak derecede sünepe olduklarını göstermektir bana kalırsa. Evet, başörtüsü aynı zamanda siyasi bir düşünceyi de yansıtır. Kesin çözüm üreteceğinden emin olduğumuz bir başvuru alanından yoksun bir toplumu oluşturuyoruz...
Neden Saygı Duymalı ki !
Birbilerine Saygı Duymalarını Öğreten bilgi nerden gelirki İnsana..
Yada Yaşamın sade Siyaset den İbaret olmadığı bilgisi gelmemişmidir Can DÜNDAR'a?
Sahi Can Nerden Gelmiştir ki DÜNDAR' a..? Bu kadar zeki olabilen aklı meselaa kim vermiştirki Ona Empati ve Tepkileri sorunlar ve çözümlerinden ibaret sayabilmeye kalkışmıştır üstelik o akılla.
O na Aklı verenin Kurduğu ve Korunmasını İstediği Mükemmel Düzene tepkisimidir yoksa bıyıkları gibi oda.
Kim bilir Sempatik görünmeye çalışmasıda belki bi tepkidir...
bir gazatenin genel yayın yönetmeni türbanlı bir bayanı karşısında gördüğünde kendisini sapık gibi hissediyormuş yada kadıncağızın ona sapık dediğini düşünüyormuş bunu bir üniversitenin konferans salonunda onlarca öğrencinin karşısında söylüyor karşısındaki üniversiteli takımı alkışlarla destekliyor...buyrun burdan yakın..fötr kasket ve türbanı herhalde başa takıldığı için karıştırmış dündar..çiller de dağa topuklu ayakkabılarla çıkamazdı herhalde..-Herkesin birbirine saygı içinde, özgürce var olabileceği ortak bir yaşam için çözümler üretebilmek....-galiba çözümü yok bu işin saygıysa türbanlıya hani saygi özgürlükse türbanlının özgürlüğü nerde yoksa türban saygısızlığın ve özgürlük karşıtlarının mı simgesi.ben bunu çözümsüzlük önerileri ne zaman biterse o zaman sorun olmaktan çıkar yada elmayla armudu karıştırdığımızı anladığımızda biter sorun.......