Yönetmen: Hasan Karacadağ Oynayanlar: Ümit Acar, Kaan Girgin, Serdar Özer
Öğrenim için gittiği Japonya'da sinemaya merak saran ve pek çok Japon yönetmenle çalışma şansı yakalayan genç yönetmen Hasan Karacadağ'ın filmi Dabbe vizyona girdi. Yönetmenin Japonya'da gerçekleştirdiği kısa metrajlı film çalışmalarından sonraki bu ilk uzun metrajlı çalışması, Japon sinemasında başat bir tür olarak kabul gören korku-gerilim türüne ait bir çalışma olarak dikkatleri çekiyor.
2005 yılının sonlarına doğru ABD'yi bir intihar salgını sarar. Ülkenin her tarafında insanlar çok farklı ve tüyler ürpertecek yöntemlerle kendini öldürmektedir... Çok kısa bir süre sonra bu intihar vakalarının benzeri Türkiye'de de yaşanmaya başlar. Türkiye'deki ilk olay İzmir'in Selçuk ilçesinde yaşanır. Tarık isimli kendi halinde bir genç internete girdiği uzun gecelerin ardından birden dünyayla ilişkisini keser ve kısa bir süre sonra korkunç bir yöntemle kendini öldürür. Selçuk Emniyet Amirliği Tarık'ın intiharını özel incelemeye alır ve arkadaşları Hande, Cem ve Sema'yı yakin takibe alır. Bu arada Tarık'ın bu üç arkadaşına internet aracılığıyla tuhaf görüntüler eşliğinde mailler gelmeye başlar. İşin garibi, maillerin geldiği adresin ölen arkadaşları Tarık'a ait olmasıdır. Üç arkadaş kendilerini polisin altından kalkamayacağı kadar esrarengiz ölüm virüsü Dabbe'nin pençesinde bulurlar. Bir şeyler yapmazlarsa Dabbe tüm insanlığı yok edecektir.
Hasan Karacadağ'ın ilk uzun metrajlı filmi "Dabbe" gösterime girdi.
Kendi köklerine dönüş yapan batı filmlerinin benzerlerini türk filmlerinde de görmeye başladık.Bizdeki bu dönüş islam dinine ait olan kavramlarla başladı."Büyü" filminde bakara suresinin büyü ile ilgili ayeti esas alınıyor,"Dabbe " de yine islam dininde kıyamete yakın çıkacağı söylenen bir varlığa atıf var."Dabbe" yi henüz izlemedim bu yüzden yorum yapamıyorum bu konuda.Belki de erken bir yorum benimkisi ama biz bu filmleri yaparken birşeyleri eksik bırakıyoruz ;onlar gibi olma telaşı yüzünden anlatacağımızın derinliğine varmadan kupkuru bir taklitten öteye yol bulamıyoruz.Bize ait olana dair ağzımızda yavan bir tad bırakıyor bu filmler.(korku gerilim filmlerimizi de aynı değerlendirmenin içinde tutuyorum)