« Anasayfa | Künye | Arşiv 17 Ağustos 2017, Perşembe
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Kulak Arkası
Nurullah Turan
Birkaç "Bir"

Bolâhenk
Ahmet Çalışır
Mevlevî Âyini: Türk mûsikîsinde bir form

[ Müzik -> Müzik Kitaplığı ]

Nick Cave'le Birlikte Müziğe ve Kitaba Devam

Nazlı Erdol

08.11.2008 - 17:07

Müziğin en karanlık sesli adamlarından biridir Nick Cave. Kasvetli ve kalın sesi, insanı ister istemez hüzne sürükler. Her daim esrarengiz ve karanlık olan havası da merak uyandırır.1996 yılında piyasaya çıkan Murder Ballads albümü ile dünyada tanınmadığı ülke kalmamıştı. Aynı yıl MTV Müzik Ödülleri'nde En İyi Erkek Sanatçı ödülünü kazansa da sanatın ödüllerle kısıtlanamayacağını düşündüğü için ödülü kabul etmemişti. Şimdiyse inanmadığı ödül kavramıyla bir kez daha onurlandırıldı. Tate Britain'da Turner Prize 2008'in sunuculuğunu yapacak olan ünlü müzisyen, En İyi Erkek Sanatçı dalında Avustralya'nın önemli müzik ödülü ARIA'nın da sahibi oldu... Gizemli Bay Cave yine boş durmuyor ve yapacağını yapıyor, işin ödül boyutuna fazla takılmayan sanatçı, müzik çalışmalarına tam gaz devam ediyor ve kasım ayı içerisinde kapsamlı bir İngiltere konser turuna başlıyor. Geçtiğimiz ay New York konserlerine ağırlık veren sanatçı, İngiltere turunu tamamladıktan sonra yeni yılda Avustralya'nın çeşitli şehirlerinde konserlerine devam edecek. Cave, müzisyen dostu Warren Ellis ile Cormac McCarthy'nin romanında uyarlanan The Road filminin müziklerini de hazırlıyor.

Hayranlarına Müjde
Geçtiğimiz aylarda Nick Cave'in onu dünya çapında tanınan bir müzisyen haline getiren her şeyi içinde barındıran romanı Ve Eşek Meleği Gördü / And The Ass Saw The Angel, 6.45 Yayınları'ndan yayımlanmıştı. Nick Cave'in Berlin'de yaşadığı dönemde yazdığı ve 1989 yılında yayımlanan Ve Eşek Meleği Gördü, şimdiye kadar Türkiye'de yayımlanmamış olsa da Nick Cave hayranları kitabı zaten biliyordu. Müzisyenin 1985 yılında yayınlanan ikinci albümü The Firstborn is Dead kitabın içinden önemli ayrıntılar barındırıyordu. Cave'in aradan neredeyse 20 yıl geçtikten sonra yazdığı Bunny Munro'nun Ölümü/ The Death of Bunny Munro adlı romanın ise 2009 yılının eylül aynında piyasaya çıkması planlanıyor. Kitaptaki olaylar, karısının intiharından sonra oğlunu yanına alıp İngiltere'nin güneyinde yolculuk etmeye başlayan bir babanın etrafında dönecek. Yayınevinin kitabın yayımı ile ilgili ilginç promosyon fikirleri de bulunuyor. Kitabın sınırlı sayıda basılacak olan imzalı bir versiyonu ile sanatçının hikâyeyi kendi sesinden anlattığı bir sesli kitap da piyasaya sürülecek.

Cave hayranları için başka bir müjdeli haber de Mute Records'tan geldi. Mute, sanatçının ilk dört albümü olan From Her To Eternity, The Firstborn Is Dead, Kicking Against The Pricks ve Your Funeral, My Trial adlı albümlerinin kayıtlarını yenileyerek tekrar piyasaya çıkarmaya hazırlanıyor. Birkaç ay önce başka bir usta müzisyen/yazar olan Leonard Cohen'in albümleri de benzer bir şekilde derlenerek yayınlanmış, müzikseverleri sevindirmişti.

Yeni başlayanlar için biraz Nick Cave'den bahsederken öncelikle şunları söylememiz gerekir. Nicholas Edward Cave adıyla 22 Eylül 1957'de Avustralya'nın Wangaratta kentinde dünyaya geldi. Çocuk yaşta müzikle ilgisini fark eden ailesi onu Katolik kilisesinin korosuna gönderdi ve ileride yaptığı müziğin tamamını etkileyecek olan fikirlerin tohumları burada atıldı. Ancak ne kiliseye ısınabildi, ne de dine... Her zaman otoriteyle ilgili problemler yaşadı. Bu sorunlar nedeniyle eğitimi için Melbourne'daki yatılı okula gittiğinde, daha sonra ilk gurubu olacak The Boys Next Door'un üyeleri Mick Harvey, Tracy Pew, Phil Calvert'le ve hayatının aşkı olacak ve yıllar sonra bu aşka ithaf ettiği bir roman yazacağı kadın Anita Lane ile de tanıştı. Lane ile 70'lerin sonundan 80'lerin ortalarına kadar birlikteydiler. Cave solisti olduğu grubu ile Lou Reed, David Bowie, Alice Cooper ve Roxy Music gibi isimlerin şarkılarını yeniden yorumluyordu. Resim üzerine de eğitim alan Cave, 19 yaşındayken bir araba kazasında babasını kaybetti. Aradan bir süre geçtikten sonra ise eroin kullanmaya başladı. Müzik yapmaya fazla ağırlık vermeye başladığında ise okuldan atıldı.

Cave'in topluluğu The Boys Next Door, kolejlerde konser veren bir grup olarak tanındı. Fakat bu şöhretlerini 1979 yılında guruba, Rowland S. Howard katılmasıyla birlikte yazdıkları World Panic and Masturbation Generation ve benzeri şarkılarla daha da yükseğe taşıdılar.

1979 mayısında grup, henüz müzik piyasasında yeni olduklarının bir göstergesi olan, içinde pop şarkılarının bulunduğu Door Door albümlerini çıkardı. Grup üyeleri, albümün canlı performansını sergilemek için verdikleri konserlerde gösterdikleri dengesiz davranışlarla, çaldıkları kulüplerden atılıp polis tarafından rahatsız edilmeye başlandı.

Grup daha sonra Avustralya'dan Londra'ya taşındı. Burada adlarını kendi yaptıkları bir parçadan esinlenerek The Birthday Party olarak değiştirdiler. The Birthday Part'nin ilk albümü 1981 yılında yayınlandı. Prayers on Fire'la birlikte bekledikleri başarıyı da yakaladılar. Ama daha bu başarının hazzını yaşayamadan ayrılığın temelleri yavaş yavaş atıldı.

Nick Cave Berlin'de bir konser sırasında Einstürzende Neubauten adlı grubun solisti Blixa Bargeld'le tanıştı ve ikili daha sonra uzun bir süre beraber çalışacaklardı. Ama bu tanışma The Birthday Party'nin de dağılma sebebi oldu. 1983 yılında Cave'in önderliğindeki Nick Cave and the Bad Seeds kuruldu. Cave bu grubuyla kendini ve din, ölüm, aşk, Amerika takıntıları ile blues, rock, post punk akımlarını adeta yeniden keşfetti. 1984 yılındaki ilk albümleri From Here To Eternity adlı kaydın yayınlaması ile topluluk büyük alkış topladı, haliyle Nick Cave ve grubunun kariyeri hızla yükselişe geçti. 80'lerde boş durmayan topluluk 1990'a kadar beş albüm yayınlamıştı bile... Sadece müzikle sınırlı kalmayan grubu 1987 tarihli Wim Wenders filmi Berlin Üzerindeki Gökyüzü / Wings Of Desire'da da gördük.

1996 yılına kadar birçok albüm yapan grup, şarkı sözlerinde sürekli kötüden ve kötüyle olan ilişkilerden söz etti. Ölüm çok alışıldık bir temaydı, cinayet sıradan, seri katiller ise önemli insanlardı. Aynı yıl içinde Murder Ballads albümü piyasaya çıktı. Bu albümde konu olarak, cinayeti işliyor ve albümde Nick Cave'in; PJ Harvey ve Kylie Minogue'la yaptığı düetler de yer alıyordu. (Cave'in iki müzisyenle de ilişkisi oldu.) Bu albüm onu ve grubu The Bad Seeds'i en tepeye taşıyacaktı. Nick Cave, bu albümle 1996 MTV Müzik Ödüllerin'de En İyi Erkek Sanatçı ödülünü kazandı, ancak Cave kabul etmedi. Bir yıl sonra çıkardığı albümünde ise şarkı sözleri yine yaşadığı ilişkilere gönderme yapıyordu ve kendi çaldığı piyano melodilerinin temelleri üzerine kurulmuştu.

Uyuşturucudan Kurtuldu
Nick Cave bunca yıl boyunca alkol ve uyuşturucu bağımlılığından kurtulamamıştı.1997'den 2001'e kadar rehabilitasyondaydı ve hayatını esir alan kötü alışkanlıklarından kurtulmaya çalıştı. 2001'de ise yeni albüm ile müziğe geri döndü.

2003 çıkışlı kayıt Nocturama, eleştirmenleri heyecanlandırmayı başaramadığı gibi ilgi de görmemişti. Bargeld Einstürzende Neubauten'e daha çok zaman ayırmak istediğini söyleyerek gruptan ayrıldı. Bundan sonra Grinderman grubunu kuran ve çalışmalarına ağırlık veren Cave ve yeni grubu, debut albümleri Grinderman'ı 2007'nin mart ayında yayınladı. Albüm eleştirmenler tarafından beğeniyle karşılandı ve Cave'in önceki projesi olan The Birthday Party'nin post-punk tarzı ile yakınlık gösterdiği söylendi. Topluluk ertesi ay konser serisine başladı ve çeşitli festivallerde boy gösterdi. No Pussy Blues, Get It On, (I Don't Need You To)Set Me Free, bu kayıttan piyasaya sürülen 45'liklerdi. 2007 ve 2008 yılı Radiohead ve Neil Young gibi büyük isimlerle aynı festivallerde konserler vererek geçti.

Nick Cave'in şarkıları başta Win Wenders filmleri olmak üzere pek çok filmin müzikleri olarak kullanıldı. Wings of Desire, Far Away So Close, Until The End of The World, Batman Forever, Scream serisi ve Hellboy bunlardan yalnızca birkaçı.

Her yaptığı merakla beklenen ve bir efsaneye dönüşen gizemli Nick Cave'in her yaptığı merakla beklenirken, yeni basılacak olan kayıtları ve yeni kitabı Bunny Munro'nun Ölümü hayranlarını heyecanlandırmaya devam ediyor.

Albümleri
1984 From Her to Eternity
1985 The Firstborn Is Dead
1986 Kicking Against the Pricks
1986 Your Funeral, My Trial
1988 Tender Prey
1990 The Good Son
1992 Henry's Dream
1994 Let Love In
1996 Murder Ballads
1997 The Boatman's Call
2001 No More Shall We Part
2003 Nocturama
2004 Abattoir Blues/The Lyre of Orpheus (2CD) 2005 Grinderman
2008 Dig, Lazarus, Dig!!!

(Taraf Cumartesi)

er yaptığı merakla beklenen ve bir efsaneye dönüşen gizemli Nick Cave'in her yaptığı merakla beklenirken, yeni basılacak olan kayıtları ve yeni kitabı Bunny Munro'nun Ölümü hayranlarını heyecanlandırmaya devam ediyor.  
PortreTümü »

» Hiç Yaşlanmayacak Efsane: Michael Jackson / Nazlı Erdol
» Bir Mitoloji, Bir Ses: Şivan Perwer / Bejan Matur
» Kopuz'dan Perdesiz'e Özgürlük Arayışı: Erkan Oğur / Selçuk Küpçük
» Anouar Brahem ve Müzikal Keşifler / Ömer Osmanoğlu
» Zaman Makinesiyle Gelen Adam: Mustafa Özkent / Murat Beşer
Albüm AnaliziTümü »

» Kalbe Ruha Giden Şarkılar / Nazan Özcan
» İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Enya / Özlem Ertan
» Alaturka Benim Canım / Cenk Özbay
» Sezen'in Muhteşem Yalnızlığı: Deniz Yıldızı / Pakize Barışta
» Tekil Hayatlar da Bir Gün Devrim Yapar Ya... / Mert Emcan
EkstraTümü »

» Cohen Nihayet Geliyor / Sadık Yalsızuçanlar
» 'Tom Amca Cazı' Tutmadı, Siyah Müzik Köklerine Dönüyor / Halil Turhanlı
» Neriman Hanım'ın Ölümü / Gökhan Özcan
» Zaman, Mekân ve Müzik / Rengin Soysal
» Ey Vefasız Yolcu! / Gökhan Özcan

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!