Bugün sizlere arz eylediğim kesik, 5 Mayıs 2004 tarihli cerîde-i Hürriyet'in dokuzuncu sahîfesinden ahzolunmuşdur ki ol sahîfe "Ekonomi" sahîfesidir.
"Askerin ihalesinde 150 trilyonluk vurgun iddiası" serlevhalı haberdeki "iddia" kelimesindeki ihtiyatı ne kadar takdîr etdiğimi takdîr edersiniz. Lâkin erkân-ı harbiye reisi Hilmi Özkök Paşa'nın bir boy fotografisinin kıyıcığında yer alan şu ibâre azıcık kafamı karışdırdı: "Özkök cesaretlendirdi yolsuzluğu buldular". Demek ki hukukun işlemesi içün "cesâretlendirilme" ihtiyâcı mevcuddur. Haberin tafsîlâtını okuduğumuz vakit, Paşa'nın cesâretlendirmesinin ne kadar mühim bir muharrik olduğu anlaşılıyor. İşbu cesâretlendirme olmasa idi işbu yolsuzluk da -muhtemelen başka nicesi gibi!- gizli ve cezasız kalacak idi.
"Müteahhitlerin aralarındaki 'husumet' nedeniyle birbirlerini şikayetleri de yolsuzluk ve usulsüzlük incelemesinin derinleşmesini sağladı." Cümlesi de hayli ma'nîdar bir cümle olarak dikkatimi çekdi. Bu cümleden hareketle şikâyet yoğ ise denetim de yok gibi bir netîceye vâsıl olunur mu olunmaz mı?
Her ne hâl ise, ey azizler, bu necîb ve fakîr milletin paralarını haksız yere cebe indirenler, her kim olurlarsa ve her ne sûretle, her nerede bu cibilliyetsizliğe tevessül ederlerse etsinler, hak etdikleri şiddet ile cezâlandırılmalı, analarından emdikleri süd değil belki amma gasbetdikleri müşterek millî servetimiz fitil fitil burunlarından getirilmelidir!
Cihet-i askeriyede işlerin kanun ve nizama muvafık cereyan etdiğine, yolsuzluk ve usûlsüzlüklerin ya hiç olmadığına yahud diğer müessesâta nazaran daha az olduğuna dâir bir kanâ'at mevcuddur. Bu kanâ'atin sıhhati hususunda fikir beyân edecek ehliyetden ve ma'lûmatdan uzak olduğumu beyân edebilirim ey azizler. Lâkin şöyle bir umdeden emîn olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim: Bir cemiyetin herhangi bir müessesesinde mevcud olan müsbet yahud menfî hususiyetler, öteki müesselelere de şu veya bu nisbetde bulaşır. Ma'ârif iyi iktisad kötü, ilim iyi teknoloji kötü, spor iyi sanat kötü, medya iyi ahâli kötü, asker iyi siyasetçi kötü, ihtiyarlar iyi gençler kötü, elmalar hârika armutlar kötü, karpuzlar arı balı, kavunlar kelek... olabilir mi bir memleketde?
Bu umûmî mülâhazalardan sonra ey azizler, kesikimizin ba'zı hususiyetlerine temâs edebiliriz.
Maznun müteahhidin ma'rifetleri sayılır iken denmiş ki: "granit döşemelerde fatura sahteciliği yapmak suretiyle 30 trilyon fazladan aldığı", "Hafriyatları fazla göstermek suretiyle 64 trilyon TL fazla kazanç sağladığı", "Alüminyum doğramalardan 9 trilyon olmak üzere 100 trilyon toplam fazla hak ediş aldığı" yazılmış ya, ben bu "toplam" kelimesinin yerini beğenmedim. Bir de üşenmeyip verilen rakamları topladığımda; 103 trilyon çıkdığını etdiğini gördüm. Şimdi bu haberi böylece yazan Oya Armutçu toplama işlemini mi bilmemekdedir, yoksa "3 trilyon"u "3 trilyoncuk" deyû küçümsemekde midir? İşte bunu bilemedim ey azizler. Bir de tabi'î şu cümlenin sakatlığı dikkatimden kaçmadı: "Askeri savcılığın soruşturmayı, 'rüşvet, evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma' iddiasıyla yürütüyor." Oya kız, bu cümleye başlar iken tamlama ile başlamış, lâkin tamlamayı tamamlamayı unutuvermiş. "Askeri savcılığın... yürüttüğü öğrenildi." filan deyeceğidi herhâlde amma deyememiş işte. Yazdığını okumağa vakti olaydı, cümlesini şöylece tashîh edebilirdi: "Askeri savcılık soruşturmayı, 'rüşvet, evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma' iddiasıyla yürütüyor." Edememiş.
Sayı: 247 - 7 Mayıs 2004 Cuma
Ey azizler,Bugün sizlere arz eylediğim kesik, 5 Mayıs 2004 tarihli cerîde-i Hürriyet'in dokuzuncu sahîfesinden ahzolunmuşdur ki ol sahîfe "Ekonomi" sahîfesidir."Askerin ihalesinde 150 trilyonluk vurgun iddiası" serlevhalı haberdeki "iddia" kelimesindeki ihtiyatı ne kadar takdîr etdiğimi takdîr edersiniz.