Ey azizler, bugün sizlere arz eylediğim kesik, Adam Sanat nâm aylık sanat dergisinin 219 nümerolu Nisan 2004 nüshasının yiğirminci sahîfesinden kesilip taranmışdır. Görmekde olduğunuz gibi bir şiirdir bu ve şâiri Vecihi Timuroğlu'dur. İşbu Vecihi'nin felsefe ile de iştigal etdiğine dâir bir kanâ'at kımıldamakdadır zihnimde. Şimdi bu kımıldayan kanâ'ati tahkîk ve te'yîd içün -belki de tashîh içün- birtakım kaynaklara nazar etmek lâzım ammaa canım istemeyor. Ah şu tembellik!
Gördüğünüz gibi ey azizler, şâirimiz "gerçek aşk"dan bahsetmekde ve kendince bir şeyler demekdedir. Siz dahî -binâenaleyh ben dahî- bu dediklerinde bir güzellik bulup ol güzelliği paylaşabilir ve şiirin sonundaki "kızıl ufukta eriyen Amerikan uydusunu çalının dalında tiye alan o serçe"ye selâm yollayabilirizsiniz, evet yollayabilirizsiniz. (Titiz okuyucu, şöyle yazmamı bekleyecekdir: "yollayabilir(iz)siniz". Mâdem bekleyor, boşa çıkarmayalım beklentisini deyû yazıverdim işte.) Amma ey azizler, şu "değin" kelimesi var ya, keyfimizi kaçırıyor. Şiirin de canına okuyor.
Belli ki Vecihi efendi, "Bir kardelen kadar kavgacıdır" demek istememiş. "kadar"ı Arabî ve yabancı addetmiş. Lâkin, yanlış edat seçüp "kardelen değin" demiş. Olur mu? Olmaz! İlle Türkçe sözcük kullanacak isen doğru sözcüğü seçmelisin Vecihi. Doğru sözcük hangisidir der isen ey Vecihi, "denli"dir. Ya'nî ki işbu dizeyi şöyle kurmalı idin: "Bir kardelen denli kavgacıdır". Beceremedin ey Vecihi, beceremedin. Senin kullandığın "değin" edâtı, kuzum, "-e değin" tarzında kullanılır. Meselâ ki, "akşama değin", meselâ ki "anlayıncaya değin", meselâ ki "sinemaya değin...." Yaa, yaa, işte böyle!
Sayı: 243 - 2 Nisan 2004 Cuma
Ey azizler, bugün sizlere arz eylediğim kesik, Adam Sanat nâm aylık sanat dergisinin 219 nümerolu Nisan 2004 nüshasının yiğirminci sahîfesinden kesilip taranmışdır. Görmekde olduğunuz gibi bir şiirdir bu ve şâiri Vecihi Timuroğlu'dur.