Bugünkü kesikimiz cerîde-i Zaman'ın 11 Şubat 2004 Çarşamba günkü nüshasının 15 nümerolu sahîfesinin sağ cânibindeki sütûndan kesilmiş olup ol sütûnun muharriri Hilmi Yavuz'dur.
Evvel eski hazzetmediğim bir muharrir olan Hilmi Bey Yavuz'dan niyçün hazzetmediğimi îzâhda müşkilât çekmekde idim. Sûretini gördüğünüz kesikde cereyân eden bir vak'a bu hususda bendenize az biraz fikir verdi, zannederim. Ol fikri sizin ile dahî paylaşmak isdedim.
Ey azizler, şimdi bu Yavuz Hilmi, başka bir Hilmi'nin eserinden iktibasda bulunuyor. Bulunsun. Lâkin işbu iktibâsı eder iken Zaman kaari'leri ile istihzâ edercesine, araya girüp zu'munca îzâhatda bulunuyor.
Kaari'în-i kirâmın bilmediklerini yahud bilmeyeceklerini vehm etdiği iki kelimeye bakınız:
1. içtimai
2. mahsul
İşbu gazetede Fethullah Hocaefendi'den Ahmed Şahin Hoca'ya kadar bir nice muhterem zâtın yazılarında bu kelimelerin ve benzerlerinin def'alarca kullanıldığını, binâenaleyh, işbu kelimelerin yeni karşılıklarını vermek üzere parantez küşâd edüp (toplumsal H.Y.) ve dahî (ürünüdür H.Y.) yazmaklığın büsbütün lüzumsuz bir artistlik olduğunu fark etmez mi bu adam?
Kanâat-i âcizânem odur ki bal gibi fark eder. Lâkin bile bile işbu haltı eder.
Niyçün eder? Orasını tam bilemeyorum ey azizler.
Muhtemel sebeblerden biri, şu olabilir: "İşbu Zaman gazetesi, benim artistliklerime hangi kertede tahammül gösterecekdir bir sınayalım, bakalım?" deyû bir sınama eylemi icrâ etmekdedir Hilmi Bey Yavuz?
Şimdi ey azizler, ba'zılarınız Hilmi Bey Yavuz'un bu etdiği işi pek ma'sûm ve bendenizin kanâ'at-i 'âcizânesini pek mübâlağalı bulabilirsiniz. Emîn olunuz, bu işin böyle olmasını, ya'nî sizin zannetdiğiniz gibi olmasını bendeniz dahî cân u gönülden isterim. Ammâ istemekle olmuyor işte.
Bu arada ey azizler, ressam Delacroix'nın ismini "Dölakruva" deyû telâffuz etmek îcâb etdiğini, binâenaleyh Hilmi Bey Yavuz'un imlâ etdiği "Delacroix'i" şeklinin nasıl bir telâffuza istinâd etdiğini anlayamadığımı da arz edivereyim.
Sayı: 236 - 13 Şubat 2004 Cuma
Ey azizler,Bugünkü kesikimiz cerîde-i Zaman'ın 11 Şubat 2004 Çarşamba günkü nüshasının 15 nümerolu sahîfesinin sağ cânibindeki sütûndan kesilmiş olup ol sütûnun muharriri Hilmi Yavuz'dur.Evvel eski hazzetmediğim bir muharrir olan Hilmi Bey Yavuz'dan niyçün hazzetmediğimi îzâhda müşkilât çekmekde idim.