ÜIkemizin değerli ilim adamlarından Doç. Dr. Şakir Kocabaş, 19 Ağustos sabahı vefat etti. Özellikle yapay zeka üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Kocabaş, 1992 yılından bu yana İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesinde öğretim üyesi olarak çalışmaktaydı. 1945 yılında İstanbul'da doğan Kocabaş, 1970 yılında İTÜ Kimya Fakültesinden mezun oldu. Türkiye ve İngiltere'de kimya sanayiinde çalıştı. 1985-1990 yıllan arasında Londra Üniversitesi King's College'da yapay zeka alanında doktora yaptı. 1991-1998 yıllarında ise TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde Yapay Zeka Bölüm Başkanı olarak görev yaptı.
Yapay zeka alanında 20'den fazla uluslararası, 10 kadar da ulusal dergi ve konferans yayını bulunan Kocabaş, felsefe alanında da önemli eserlere imza attı: ifadelerin Gramatik Ayrımı (Ekin y. 1984, Kürey. 2002), İslâm'da Bilginin Temelleri (İz y. 1997), Fizik ve Gerçeklik: Bilim Felsefesine Kavramsal Bir Yaklaşım (Küre y. 2001) İslam'da Gerçeklik Kavramı: Kur'an'da Hakk Kelimesi (Pınar y. 2004), Kur'an'da Yaratılış: Uzayların ve Maddenin Yaratılışı (Pınar y. 2004). Bu eserlerden ilk ikisi yayımlandıkları yıllarda TYB tarafından düşünce dalında ödüle layık görüldü. Özellikle İfadelerin Gramatik Ayrımı Türkiye'de yapılmış dil felsefesi çalışmaları içerisinde en önemlilerinden birisi olarak öne çıkar. Nadir felsefî metinlerden olan bu eser Kocabaş'ın çalışmaları içerisinde hacmi küçük olmakla beraber temel bir yer teşkil eder.
Bilim ve Sanat Vakfı'nda da 1991 'den bu yana seminerler veren Kocabaş'ın son iki eseri BSVde yürüttüğü grup çalışmaları sonucu yayımlandı.
Düşünce ve bilim hayatımıza önemli katkıları olan ve çok sayıda öğrenci yetiştiren Şakir Kocabaş, 20 Ağustos Pazar günü öğle namazını müteakiben Eyüp Sultan Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası Eyüp'te defnedildi. Rahmetle anıyoruz...
Akif Emre
Ondan bana kalan en kalıcı iz şu: Bir eser etkisini 150 200 yıl sürdürmeli derdi. İlk defa Londra'da tanıştım. Doktora yaparken. Bir bilim adamı olarak bu sözünün peşinde oldu. Tam bir derviş hayatı yaşadı. Hakikati aramak için ömrünü verdi, önemli eserler verdi. Daha da vereceği önemli eserler vardı. Hayat çizgisi ise iddialarından daha önemli idi. Taviz vermeden çalışmalarını sürdürdü. Gayreti bir hayat çizgisi haline soktu fakat bunu bir gösteriye dönüştürmedi. Dervişane bir hayat yaşadı. Derviş bir bilge idi. İfadelerin Gramatik Ayrımı eserinin aşılamadığını düşünüyorum. Ama ne yazık ki tartışılamadı da. Çok orijinal bir eserdir o eser. Mekanı cennet olsun.
Mustafa Özel
Şakir Kocabaş ömrünü ilahi kelamı doğru anlamaya adamış rasyonel bir düşünürdü. Sabırlı ve uzun soluklu çalışmanın ne demek olduğunu neslimiz ondan öğrendi. Eserleri, Kur'anı Kerimin şifrelerinin değil, mesajının anahtarı.
"Bugün onu defnettik biliyor musun?" Sıddık Ertaş
Bu yazı bir kitap tanıtım yazısı değil. Belki, bir İNSAN tanıtımı yazısı denemesi. Hem de tanışmayı çok istediğim halde, sadece kendisinden ders alan arkadaşlarımın anlattıklarıyla yetinerek bile kendisine hayran olunabilecek bir insan üzerine yazılmış bir yazı... Oysa benim hayranlığım onun kültür hayatımıza kattığı eserlerinden kaynaklanmaktadır.
Aslında bu yazının yazılma hikayesi bile başlı başına garipliklerle dolu. Sevgili Asım Gültekin'in babasının Hakk'ın rahmetine kavuşmasından dolayı, başsağlığı dilemek için kendisini birkaç kez aradıktan sonra ancak bugün ulaşabildim. Biraz konuştuktan sonra söz dolanıp "ne okuduğuma" geldi, "başka bir şey okuyup okumadığımdan" "yakın zamanda okuyup da çok etkilendiğim bir kitabın olup olmadığına" geldi. Şakir Kocabaş'm İfadelerin Gramatik Ayırımı adlı kitabını üçüncü kez okuduğumu söyledim. Buruk bir ses tonuyla "çok garip" dedi Asım, "bugün onu defnettik biliyor musun?" Elbette ki bilmiyorum. Bundan sonra kim Fizik ve Gerçeklik, İfadelerin Gramatik Ayırımı ve islam'da Bilginin Temelleri gibi yetkin eserler yazabilir onu da bilmiyorum. Onlarca uluslararası ve ulusal konferansı kim verecek peki?...
Bunun üzerine Asım "bence bir şey yazmalısın" dedi. Sanırım kitap üzerine yazacağımı umuyordu, ama olmadı... Yürekten gelen her ne ise makbuldür diyerek kalemi aldım elime... Ahlakı, sorumluluk bilinci, entelektüel yetkinliği ve sarsılmaz imanı ile örnek bir insana dair yazılan bu yazı "bir şey" midir? Bilemem.
Şakir Kocabaş, Batı uygarlığının bilim ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi ihmal ettiği için çok temel teorik ve felsefi sorunlarla karşı karşıya kaldığını söylerken İslam düşünce geleneğinin geliştirdiği deney, gözlem ve ölçmeye dayanan araştırma geleneğini bir Müslüman olarak rehber edinmiştir. Böylece modern fizikçilerin bazılarının evreni "saçma" olarak görmesinin bilim adamını gerçeğe karşı duygusuz ve sadakatsiz hale getirmesinden uzak durmuştur hep. Bu tavır onun insani ilişkilerine de yansımıştır elbette. Doğruluk, sadakat, içtenlik ve zarafet onun insanlarla iletişimini belirlemiştir.
Gerçek bir Müslüman gibi... Allah'ın kendisine değer verdiği insanla başka nasıl iletişim kurulabilir ki zaten...
Şakir Kocabaş'ı kaybetmiş (kaybetmek de ne demekse...) olmak herhalde en çok şair ve yazarları üzecektir. Ne de olsa "kamus namustur" demenin ne demek olduğunu bir de ondan öğrendik. Kavramların anlam haritasını bilmeden aydın olunamayacağını da... Kim bilir öğrenecek daha ne çok şeyimiz vardı... Fakat madem Hakk Teala, Peygamber Efendimizin yaşadığı kadar yaşamayı ona yeterli gördü, vardır bunda da derin bir hikmet deyip rahmet okumalıyız yalnızca... Başımız sağ olsun..
Yusuf Kaplan
"Şakir Ağabey'in temel eğitimi, aslında kimyadır. Ama Şakir Kocabaş, İngiltere'de kimya endüstrisinde çalışmasına rağmen, o aralıktan felsefeyi, zihin ve bilgi felsefesini, özel olarak da yapay zeka tasavvurunun kapılarını aralamasını bilmiştir. Başlangıçtaki felsefe ilgisi, onun dil felsefesine, münhasıran da Wittgenstein'a kapı aralamasına imkân tanımıştır. Bu yolculuktan ortaya çıkan eser, hacmi küçük ama çapı büyük bir eserdir: İfadelerin Gramatik Ayırımı. Yüksel Kanar, kitabı yayımlarken, her nüshaya numara vererek sınırlı sayıda yayımlamak gibi bir "cinslik" yapmaktan kendini alıkoyamamıştır.
İfadelerin Gramatik Ayırımı, Türkiye'de sözümona entelektüel iktidarda olan ama özgün fikirler üretmek anlamında asla hiçbir muktedirliğine tanık olamadığımız sol kortej'i şöyle bir sarsmıştı ilkin Yönelişler dergisinde yayımlanmaya başladığında: Ama hepsi bu."
Mücahit Küçükyılmaz
İhtiyacımız olan analitik düşünceye, fikirlerin derli toplu ifade edilmesine, efradını cami ağyarını mani sözün adresini bulmasına gayret eden bir bilim adamıydı. Bu bakımdan hayatında yaptığı işin değeri, söze dayalı bir kültürel bir ortamda pek de anlaşılamadı belki ama, bundan sonra hizmetinin kıymetinin ortaya çıkacağına inanıyorum.
Şakir Hoca ilimle uğraşırdı. Etrafındaki insanlarla da ilişkileri hep bu bağlamda şekillenirdi. Fuzuli bir şeyle meşgul olduğunu görmek mümkün değildi. Çoğumuza normal gelen mevzularla bile ilgilenmeyi tercih etmezdi. Sürekli bir tefekkür ve araştırma heyecanı içerisindeydi. Allah rahmet eylesin.
Nitelikli Bir Düşünür, Çalışkan Bir Bilim Adamıydı, Kitap Postası, Eylül 2006, s.46-48.
Düşünce ve bilim hayatımıza önemli katkıları olan ve çok sayıda öğrenci yetiştiren Şakir Kocabaş, 20 Ağustos Pazar günü öğle namazını müteakiben Eyüp Sultan Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası Eyüp'te defnedildi. Rahmetle anıyoruz...