« Anasayfa | Künye | Arşiv 20 Nisan 2026, Pazartesi
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Yakın Plan
Ahmet Aksoy
Amerikan Kâbusu

İzlence
Mehmet Harmancı
"36": Kifayetsiz Muhterisin Resmidir

[ Geçmiş Günler -> Harun Tan ]

Türk Grafik Tarihi ve Bir Basımevinin Öyküsü

04.02.2006 - 11:42

İçinde bulunduğumuz çağı 'optik çağ' olarak tanımlayabiliriz. Öyle ki hiç bir zaman diliminde görsellik bugün olduğu kadar vurucu bir özelliğe sahip olmamıştı. Endüstri devriminin bir sonucu olarak gelişen görsel iletişim araçlarının tesiriyle 'görsel' olan 'yazınsal' olandan bariz biçimde ayrıldı. 15. yy'da matbaanın icadıyla başlayan süreçte 'yazınsal' ürünlerin muhatabı zamanın aydın kimseleri iken bugün aynı ürünün taliplerinin karşısında bambaşka bir seçenek daha var. Modern çağın insana tüketmeye elverişli alışkanlıklar edinmesini salık verdiği günümüzde, gerçeklik fikrinin salt birkaç duyuya indirgenmiş olması yazılı geleneklerin sona yaklaştığının alâmeti farikası olsa gerek. Endülüs'ten İstanbul'a, Şam'dan Buhara'ya dek uzayan kollektif bir entellektüel geleneğin muhatabı Müslümanların, tarih sahnesinin orta yerinde kurduğu bilgi disiplini, bilhassa yazılı geleneğin hiçbir medeniyette olmadığı kadar aslî bir önem kazanmasına vesile olmuştur. Öyle ki İslâm görsel sanatlarının en kutsî dalının hüsn-i hat olması bir tesadüf değil, hat'tın, ruhların vahye verdiği doğrusal cevabı sembolize eden ortodoks kimliği nedeniyledir.

İslâm medeniyetinin Osmanlı topraklarında süren yazın kültürü, matbaanın ülke topraklarına girişiyle yeni bir biçim kazanmış oldu. Endüstriyel bir evrilişin de başlangıcı sayılabilecek bu durum ülkede yeni bir sanat kolunun doğmasına da sebep oldu: Grafik sanatı.

Selçuklu'ya ve hatta Orta Asya steplerinde doğan ilk yazıt tecrübesine dek uzatılabilecek Türk grafik sanatı maceramızı, grafik sanatının tipografik ve görsel unsur kombinasyonları şeklindeki bugünkü çağrışımları ve basım sanatından ayrı düşünülemeyeceği fikrinden hareketle, daha geç bir dönemden itibaren ele almak durumundayız. İbrahim Müteferrika'nın ilk matbaayı kurmasına paralel olarak gelişen Türk grafik sanatı, Osmanlı'nın dünya ülkeleri nezdindeki itibarının artmasına vesile olan yazın faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla gelişim sürecine girdi. Batıdaki fikrî uyanışı sezen kimi Osmanlı aydınları yeni bir toplumsal örgütlenmenin yollarını ararken, Batının askerî, siyasî ve ekonomik alanlardaki evrimine denk düşecek bir çıkış için çabalıyorlardı. Aydınlanma çağının düşünce verimlerini Osmanlı fikrî yaşamına aktarmak için çabalayan Batılıların, ülkenin sosyal ve fikrî tüm köşebaşlarını tutmaya soyundukları bir süreçte, İbrahim Müteferrika ve Said Çelebi bundan yaklaşık 3 asır önce, 1723'te ülkedeki ilk Türk basımevi "Dâr'ut-tıbaâtü'l-ma'mûre"yi kurarlar.

Müteferrika ve Said Çelebi'nin kurduğu basımevinin faaliyete geçebilmesi için bir ruhsat, padişah fermanı ve şeyhülislâm fetvası gerekir. Müteferrika, Damat İbrahim Paşa'yla görüşür ve basımcılığın gerekçelerini 10 maddelik bir risaleyle kendisine aktarır. Basmayı düşündüğü Vankulu sözlüğünden birkaç sayfayı dilekçesine iliştirerek Said Çelebi vasıtasıyla padişaha iletir. 1726 tarihli padişah fermanı gereği Müteferrika'ya tefsir, hadis, kelâm kitapları basmaması koşuluyla istediği izin verilir. Müteferrika böylelikle kendi eliyle biçimlendirdiği Vankulu adıyla bilinen Manisa Müftüsü Mehmed Efendi'nin İmam Ebu Nasr İsmail'den çevirdiği Arapça lügati basar. 1732'de 1000 adet olarak bastığı Katip Çelebi'nin 'Tuhfetü'l-kibâr fî esfâru'l-bihâr' ile 500 adet bastığı yine Kâtip Çelebi'nin 'Cihannüma'sındaki haritaların ve çizimlerin bir bölümünü yapıtın elyazması aslından alırken, bir bölümünü de kendisi çizmiştir. Cihannüma'daki kırk harita ve çizimin altında isimleri bulunan Ahmed-al Kırımî, Mıgırdıç Galatavî ve Tophaneli İbrahim, Türk grafik tarihinin ilk sanatçıları sayılırlar. Gene Müteferrika'nın bastığı, 1583'te yazılan Tarih-i Hind-i Garbî adlı resimli Batı Hind (ya da Amerika) Tarihi kitabı, Türk grafik ve basım tarihinin ilk resimli kitabıdır. 1730'da basılan kitapta, gravür olarak çizilmiş kara hayvanları ve efsaneler, 16. yy. Avrupa oyma resmi karakteristiğini taşır. Türklerin 800 yıldır kullandıkları Arap yazısının ilk kez kağıt üzerine basıldığı Vankulu Sözlüğü ve ilk haritalı, resimli kitap Cihannüma'nın basımının ardından Müteferrika, Osmanlılar eliyle basılan ilk Latince kitap olan Grammaire Turque'un basımını gerçekleştirir.

Müteferrika'nın kitap basımında kullandığı yazılar çoğunlukla 16-18 punto arası, nesih türünden bir yazıdır. Muteber kaynaklar, bu yazıların ne Viyana'dan ne de iddia edildiği gibi Fransa'dan getirildiğini, aksine bu yazıların İstanbul'da kalıba dökülmek suretiyle hazırlandığı şeklindedir. Nitekim Necib Asım 'Kitâb' adlı çalışmasında bu harflerin bir hattata yazdırılıp kuyumcu kalemkârı vasıtasıyla kalıba döküldüğünü savunur. Arap alfabesindeki tek harfleri, bileşik harfler arasındaki bağlantı parçacıklarını tasarlamak, bunları kalıba dökmek, birkaç yüz sayfalık bir kitap için tek tek harf dizmek, dayanıklı bir baskı mürekkebi üretmek, sayfa kalıpları hazırlamak ve bunları el yordamıyla dönen baskı çarkına nizamî olarak yerleştirmek, o günün şartlarında son derece yorucu ve güç bir işti. Türk grafiğinin ilk ürünü sayılabilecek bu kitapların günümüz okurları için dahi şaşırtıcı bir titizlik ve ustalıkla basılmış çalışmalar olduğunu belirtmek gerek.

Müteferrika'nın 1745'te vefatı üzerine basımevinin sorumluluğu İbrahim Efendi ve Ahmed Efendi'ye verilir. Uzun yıllar çalışmayan basımevi, dönemin padişahı I. Abdülhamid'in izniyle basımevinin gereçleri Müteferrika'nın mirasçılarından satın alınarak yeniden çalışmaya başlar. Bu kez görev Mehmed Râşid Efendi ile Ahmed Vâsıf Efendi'ye verilmiştir. I. Abdülhamid'in ardından tahta çıkan III. Selim, askerî kurumları onarmak maksadıyla kurduğu Nizâm-ı Cedîd ordularının ıslahı için, Avrupa ordularının gelişmiş düzen ve taktiklerinin yer aldığı Fenn-i Harp, Fenn-i Muhasara gibi adlarla basılan bazı Fransızca kitapların Türkçeye aktarılmasını sağladı.

Türk grafik sanatının ilk örneklerinin vücud bulduğu Dâr'ut-tıbaâtü'l-ma'mûre'nin bastığı kitaplardan bazıları şunlardır: Terceme-i sıhâh-ı Cevherî / Vankulu Sözlüğü, Tuhfetü'l-kibâr fî Esfâru'l-bihâr, Tarîh-i seyyâh, Tarîh-i hind-i garbî, Tarîh-i timûr gurgân, Târih-i mısr-i kâdîm ve mısr-i cedîd, Gülşen-i hulefâ, Grammaire Turque, Usûl ul-hikem fî nizâmu'l-ümem, Füyûzât-ı miknatısıyye, Cihannümâ, Takvîmü'l-tevârih, Naimâ Tarihi, Târih-i Râşid, Çelebizâde Tarihi, Ahvâl-ı gazevât der diyâr-ı Bosna, Ferheng-i Şuûrî, Sâmi, Suphi ve Şakir Tarihi, Izzî Tarihi, İ'râbu'l- kâfiye, Usûl ul-Maarif fî tertîbi'l-Ordu, Fenn-i harp, Fenn-i lağım, Fenn-i muhâsâra.

İçinde bulunduğumuz çağı 'optik çağ' olarak tanımlayabiliriz. Öyle ki hiç bir zaman diliminde görsellik bugün olduğu kadar vurucu bir özelliğe sahip olmamıştı.  
Haber-Veri-YorumTümü »

» Mithat Bey'in Biriktirdikleri / Sedat Palut
» Karanlıktan Yalnızlığa... / Sedat Palut
» Recep İvedik Sendromu / Sedat Palut
» Dünyanın Orta Yeri Sinema / Sedat Palut
» Süt ve Yalnızlık / Sedat Palut
EkstraTümü »

» Küçük Arap'ın Fendi Önyargıları Yendi / Hale Sert
» Edebî Eserlerin "Filim Diline" Tercümesi / Erol Güney
» Sinema Sanatıyla İlgili Kitaplar
» Çürüyen Sinema / Susan Sontag (Çeviren: Ahmet Yurtkul)
DVD RafıTümü »

» Elizabeth Altın Çağ
» Kirazın Tadı
» Yumurta
» Bir Rüya İçin Ağıt
» Otomatik Portakal

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
Dostluk Güneşi (29.10.2021 - 11:34)
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
Yorum için üye olun!