« Anasayfa | Künye | Arşiv 23 Nisan 2026, Perşembe
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Siluet
M. Feyza Yarar
Genetik Miras: Vandalizm

Meşkler
Fatih Özkafa
Hat Sanatının Modern Yorumlara İhtiyacı

[ Geçmiş Günler -> Kavuklu Sureti ]

Milliyet Tüketiyor

01.04.2000 - 16:00

Ey azizler,

Bugün sizlere arz etmekde olduğum kesikin ilk kısmı, 21 Mayıs 2004 Cum'a günkü cerîde-i Milliyet'in birinci sahîfesinin sağ alt cânibinden aynen, ikinci kısmı da aynı cerîdenin 19'uncu sahîfesinden kısmen kesilip taranmışdır.

Bu haberin bütünü ey azizler, evvelindeki âhirindeki, sağındaki solundaki, görünen ve görünmeyen unsurları ile fevkalâde ibret-âmîz bir Türkiye ve matbuat ahlâkı resmi çizmekdedir. Bu resme bakarak gözyaşı mı dökersiniz, kahkahalar mı atarsınız, ağız dolusu küfür mü edersiniz, kahrınızdan diliniz mi tutulur, beyniniz mi uyuşur, orasını bilemem. Bildiğim şu ki, insanlar dürlü mizaclar ile yaradılmış olup herkes kendi mizâcına muvâfık infialler gösterir hâdisat karşısında.

Lâkin ey azizler, işbu Milliyet gazetesinin, okuyucularını zekâ özürlü aptallar mevkiine komakdaki bu pervâsızlığını, emîn olunuz, anlayabilmiş değilim.

Birinci sahîfede yeşil hurûfât ile işaret-i nidâ ile dökdürülen şu cümleye bakınız:

"Sen misin türbanını açan!"

Sanki Ayşen Zeybekçi hanımefendi, günlük hayatında seve seve türbanını taktığı gibi, 23 Nisan töreninde de gönül hoşluğuyla türbanını çıkarmış. Halbuki ey azizler, haberi okuduğumuzda hanımefendinin 23 Nisan töreninde başını niçin açmış olduğunu açıkça görüyoruz: "Türkiye şartlarının gereklerini yaptığımı düşünüyorum. Sadece protokol için geçerliydi." İnsanın haklarına, inançlarına, şahsî veya dînî tercihlerine zerrece hürmeti olan bir basın mensubu, bu vaziyetde ey azizler, ne yapar? Protokol tahdidlerinin ne kadar lüzumsuz olduğunu düşünüp bunların değişdirilmesi için mücâdele eder. Amma Milliyet böyle yapmayor. Tam aksini yapıyor. Osman Nuri Boyacı ile Ferah Işık'ın imzâlarını taşıyan haberde "İslâmcı basın"a izafe edilen "hedef alınma / gösterilme" ve "yıldırma"nın ne olduğunu okuyunca dehşete düşüyorsunuz. Evet, ey azizler, tören için başını açan hanımefendi şu cümle ile yıldırılmış: "Bu hareketinizle kamusal alanda Allah'ın emirlerinin geçersiz olduğunu mu düşünüyorsunuz?" Ne kadar yıldırıcı, ne kadar "boy hedefi" hâline getirici bir cümle değil mi? Ayşen Hanım, bu sorunun cevâbını yukarıda iktibas etdiğimiz cümle ile vermiş. O cümleyi tekrâr edelim: "Türkiye şartlarının gereklerini yaptığımı düşünüyorum. Sadece protokol için geçerliydi."

Denizli Belediye Başkanı'nın eşi Ayşen Hanım, 23 Nisan'da olduğu gibi, 19 Mayıs'ta da başını açıp törenlere katılsaydı, Milliyet gazetesi, nasıl bir haber çıkaracaktı bundan? "Eleştirilere pabuç bırakmadı, başını yine açtı!", "Cesur kadını yıldıramadılar: Yine türbanını çıkardı!" Herhâlde böyle bir şey olurdu amma bu ve benzeri cümlelerde yer alan "yine" "normal hayat" ile "tören hayatı" arasındaki boşlukta pis bir takoz gibi durmayacak mıydı?

Fakat cerîde-i Milliyet haber namusu, mantık temizliği bakımından hiç de iyi durumda değil, ey azizler.

Bakınız, nasıl cümleler kuruluyor: "Eşi Ayşen Zeybekçi'nin, özellikle İslamcı basın tarafından hedef alınması nedeniyle kutlamalara gelmediği öne sürüldü."

Bu bir iddia ve kim tarafından öne sürüldüğü elbette belli değil. Binâenaleyh öne sürüldüğü bildirilen bu iddianın sahibi, herhâlde cerîde-i Milliyet'in işbilir muhâbirleri! Ve bu işbilir muhâbirler, hanımefendinin kocası belediye başkanının şu sözlerini de utanmadan naklediyorlar: "23 Nisan'ın ardından çok fazla yorum ve spekülasyon yapılmasından rahatsız oldu. Bu nedenle 19 Mayıs'a katılmadı. Oturup konuşmadık. Kararı kendisi verdi". Başkan Zeybekçi, "eşinin törenlere katılmaması için bir yerden telkin gelip gelmediği sorusuna 'Olur mu öyle şey? Tamamen kedi kararı' yanıtını verdi."

Başkan istediği kadar "olur mu öyle şey?" desin, acar muhabirler çokdaan oldurmuşlar bile. Bu arada ahlâk ve mantık ölüyormuş, umurlarında mı?

Aklıma bir de şu düşdü ey azizler: Ayşen Hanım'ın 23 Nisan'da türbanını çıkararak törene katılması meselâ Milliyet'de haber olmasa ve binâenaleyh bu hâdise çevresinde "spekülasyon" zuhur etmese idi, Ayşen Hanım aynı hareketi 19 Mayıs'da tekrar eder miydi? Edince Milliyet zihniyeti bir "zafer metsîsi" içine düşer miydi? Ne bileyim ben ey azizler, ne bileyim? Bildiğim şu ki Milliyet, hele son zamanlarda fenâ hâlde tükeniyor ve tüketiyor. Bir gün çarşafa dolanıyor, öbür gün türbana. İnşallah bir gün de endîşe-i hakîkate yolu düşer!

Sayı: 249 - 21 Mayıs 2004 Cuma

Ey azizler,Bugün sizlere arz etmekde olduğum kesikin ilk kısmı, 21 Mayıs 2004 Cum'a günkü cerîde-i Milliyet'in birinci sahîfesinin sağ alt cânibinden aynen, ikinci kısmı da aynı cerîdenin 19'uncu sahîfesinden kısmen kesilip taranmışdır.Bu haberin bütünü ey azizler, evvelindeki âhirindeki, sağındaki solundaki, görünen ve görünmeyen unsurları ile fevkalâde ibret-âmîz bir Türkiye ve matbuat ahlâkı resmi çizmekdedir.  
eni-konu: HaberTümü »

» "Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar"
» Kehaneti Bile Yetiyor
» Mukaddes Emanetler'e Modern Düzenleme
» Talih Kuşu Değil 'Tarih Kuşu'
» Yıkılırsa Zobu ve Muhsin Bey'in Kemikleri Sızlar
Tasarım KitaplığıTümü »

» Şehrin Mimarisi / Aldo Rossi
» Osmanlı Mimarisi / Doğan Kuban
» Cumhuriyet Döneminde Resim-Edebiyat İlişkisi / Hatice Bilen Buğra
1 İmzaTümü »

» Philippe Starck
» Zaha Hadid
» Karim Rashid
» Faruk Akın
» Emrah Yücel

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
Dostluk Güneşi (29.10.2021 - 11:34)
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
Yorum için üye olun!