Bizi oynatan ipleri şeytan tutmada! Öğürtücü şeylerde ne tatlar buluruz; Leş gibi karanlıkları geçip, korkusuz, İneriz cehenneme her gün biraz daha.
Baudelaire
Türk insanı özellikle 1980 sonrası korkunç bir meşrulaştırma operasyonuna tabi tutulmaktadır. Zamanın başbakanı merhum Turgut Özal'ın; Baba Bush'un, Türkiye'de Amerikan sineması adına yaptığı korkunç darbeye göz yummasıyla meşrulaştırma operasyonu büyük bir ivme kazandı. Bu, operasyonun sadece sinemaya ayrılan kısmıydı.
Bugün etrafımıza bakıp içselleştirdiğimiz birçok şeyin 80 sonrası hayatımızda meşruiyet kazandığını unutmamamız gerekir. Daha az demokrasiye sahip olma, sigara tüketimi, at yarışı, toto-loto gibi talih oyunlarının devlet eliyle teşviki, futbol kültürünün olağanüstü yükselmesi, aptal pop şarkıları ve onları besleyen magazin kültürü, bal tutanın parmağını yalaması, memurun işini bilmesi, cahil "sanatçı"ların ekranlarda cirit atması, çokeşliliğin teşviki, eşcinselliğin meşrulaştırılması, kokainman olduğu tespit edilen birinin büyük bir spor kulübüne antrenör olması ve uyuşturucu kullanımının toplum önünde meşrulaştırılması, dünün dün; bugünün bugün olması, IMF, AB'ye girmek için verilen tavizler, şiddetin striptizi...
İster kabul edin ister etmeyin yukarıda sayılanlar ve daha fazlası toplumumuzun içselleştirdiği, tamamen ya da kısmen normal gördüğü haller.
İçinde olup da bir parçası olunamayacağından benim de suçum var sizin kadar. Tabii sizce bunlar suç teşkil etmiyorsa başka.
Belki de fazla paranoyak bir yazı oldu bu.
O zaman fazla uzatmadan bu yazının özeldeki anafikrini vereyim:
Tanrı Kent filmi görüldüğü yerde gözaltına alınmalıdır!
Bizi oynatan ipleri şeytan tutmada!Öğürtücü şeylerde ne tatlar buluruz;Leş gibi karanlıkları geçip, korkusuz,İneriz cehenneme her gün biraz daha.