Ey azizler, bugün huzurlarınıza iki kesik birden arz ediyorum. Evvelâ birinci kesikimiz.
20 Mayıs 2003 târihli Milliyet'in on dokuzuncu sahîfesinin dip kısmında yer alan Miço'dan bir fıkra. Güzel bir fıkra. Lâkin, fıkrayı yazan zât-ı muhterem, -acebâ Yalvaç ural mı?- vahîm bir dikkatsizlik çukuruna düşüvermiş. Pek zekî, pek akıllı, pek cesur, pek hazırcevab olan öğrenciye söylemediği cümleyi söyledivermiş. Ol öğrencinin söylemesi îcâb eden cümlenin şöyle olacağı âşikâr:
- Ama o Aristo'nun öğrencisiydi efendim!
Yahud aynı ma'nâyı tersinden ifâde eden şu cümle:
- Ama onun öğretmeni, Aristo idi efendim!
İkinci kesikimize gelince, ey azizler, işbu kesik dahî 20 Mayıs 2003 târihli bir cerîdeden kesilmişdir amma ol cerîdenin nâmı Sabah'dır. On üç nümerolu "Orta Sayfa" deyü takdîm olunan sahîfenin orta-dip kısmından kesilüp taranan bu kesik dahî fevkalâde bir dikkatsizlik numûnesidir. "14 Mayıs 2003 Pazar günü" ibâresi memleketimizde cârî târih ve takvîm hakîkatlerine külliyen mugaayirdir. Çün ki, ey azizler, 14 Mayıs 2003 târîhi, Pazar gününe değil, Çehârşenbe, ya'nî ki Çarşamba gününe rast gelmekdedir. Bu durumda ey azizler, akla gelen iki ihtimâl şunlar olabilir.
a) Fadime Özkan'ın yazısı 14 Mayıs 2003 Çarşamba günü neşrolunmuşdur.
b) Fadime Özkan'ın yazısı 18 Mayıs 2003 Pazar günü neşrolunmuşdur.
Bu ihtimâllerden ikincisinin doğru olduğunu söyleyerek ikinci dikkat dersimizi bitiriyorum ey azizler. Teneffüse çıkıp nefes almakda serbestsiniz. Lâkin, dikkatli olunuz, dondurmayı yavaş yavaş yeyiniz.
Sayı: 188 - 20 Mayıs 2003 Salı
Ey azizler, bugün huzurlarınıza iki kesik birden arz ediyorum. Evvelâ birinci kesikimiz.