Bekleyenlerin dönemi geçti. Onlar bekleyerek kamçıladılar çarşıyı. Bakırı altın, kömürü pırlanta yaptılar.
Beklendikçe fiyatı yükseldi eşyanın. Kuyruklar oluştukça antişambrlar/bekleme odaları mabetlere döndü. Bekleme kulelerinde elini alnına dayamış adamlar yalnız dostu değil düşmanı da kıymetlendirdiler. Beklemek kutsaldı. Efsanelere taşındı tahtırevanla. Entenwick bir cüce cindi cennetten kovulmuş. Bin yıl bekledi geriye dönmek için. Penolope Spartalı bir prenses, yirmi yıl bekledi eşi Odisse'yi gündüz dokuduğu örgüyü gece çözerek. Fakat zaman değişti. Beklemek yasak. Herkesin Karun'a verecek bir altın sikkesi var şimdi. Ölüler Diyarı'nın kapısına kadar gidecek bir gemisi var herkesin. Ölüler Karun'un gemisinde seyahat ediyorlar artık. Defnedilirken dillerinin altına konulmuş o altın sikkeyle alıyorlar biletlerini. Ah dilleri! Ne çok çektiler ondan. Fakat sonsuza kadar nehrin kıyısında şaşkın gölgeler olarak dolaşmaktan kurtuluyorlar. Beklemek bir gölge olmaktan başka ne ki!
Estragon: Hadi gidiyoruz!
Vladimir: Yapamayız.
Estragon: Neden?
Vladimir: Godot'yu bekliyoruz.
Estragon: Ah, evet.
Ah Samuel Beckett! İstediğin kadar ilan ver gazetelere. Çok geçmeden tek bir seyirci bulamayacaksın oyununa. Bekle, neler olacak. Estragon ve Vladimir alkışlanmadıkları için çürüyüp sahne tozuna dönüşecekler. Ya da tam alınlarına kaldırırken ellerini kelepçe vurulacak bileklerine. Godot'yu bekliyorsunuz ha! Beklemek yasak! Artık her sahnenin sonunda Godot'nun gelişinin ertelendiğini bildiremeyecek kimse. Her yeni sahne şüpheden arındırılmış bir bekleme heyecanıyla başlamayacak. Beklemek yasak. Atınızı çekin vadiden. Tozu dumana katarak yeni bir tiyatronun önünde alın soluğu. Ne o, gişenin önünde uzun kuyruklar mı var! Asi genler çiğniyor mu kuralı? O halde durmayın orada. Atınızı yeni bir tiyatroya bağlayın.
Bütün duraklar ve istasyonlar yıkıldı. Bütün sokak saatleri parçalandı. Bütün çiçekçi dükkânları kasap dükkânlarına dönüştürüldü. Bütün meydanlar tel örgülerle çevrildi. Bütün caddeler tabelalarla donatıldı: Beklemek yasak! Çiftçiler eker ekmez fışkırmalı ürün topraktan. Bebek doğar doğmaz okul çantasını takmalı sırtına. Tacir ilk harcadığı altın parayla zengin olmalı. Boksör ilk yumrukla nakavt etmeli rakibini. Koşucu ilk adımla göğüslemeli ipi. Pusuda beklemek de ne! İlk atışta aslanı yere devirmeli avcı. Ve ilk karşısına çıkan kelimeye tutunmalı şair. Fakat beklemenin "Berk"ten geldiğini ilan etmek için tellal tutmuş meşin kaplı kamus. "Duyduk duymadık demeyin! Beklemek 'berklemek'tir!"
-Berk nedir peki?
-Sağlam, dayanıklı, güçlü!
-Berklemek, güçlendirmek, dayanıklı kılmak, pekiştirmek o halde.
-Beklemek güçlendiriyor o halde.
-Ya da güçlüler bekliyor ancak.
Rus şairi Konstantin Simonov, bir tren istasyonunda ilk kez gördüğü Valentina Serova'ya deliler gibi aşık oldu ve evlendi onunla. Yıl 1943. Serova Rus sinemasının yeni yüzlerinden biri. Simonov yeni yüzlerinden Rus edebiyatının. Fakat patlıyor harp. Cepheye gidiyor Simonov. Her yer ateş. Sedyelerde genç ölüler. Serova'yı düşünüyor Simonov. Her düşen askerde kendini görüyor ve düşmemek için sarılıyor kalemine. Kağıda dokunur dokunmaz o büyülü cümleyi yazıyor kalem: Bekle beni! "Bekle beni, döneceğim ben/ Çok çok bıkmadan bekle/ Sarı yağmurların hüznü basınca/ Kar kasıp kavururken/ Kızgın sıcaklarda bekle./ Uzak yerlerde mektuplar kesilince/ Bekle beni./ Birlikte bekleyenlerin beklemekten/ Usandığına bakma bekle/ Bekle beni döneceğim..." Şiiri bitirdiğinde izne giden bir askerle eşine gönderiyor Simonov. Asker bir kopyasını kendine aldığı şiiri bir gazeteye veriyor. Birden elden ele yayılıyor şiir. Ezberleniyor. Besteleniyor onlarca kez. Kader bu ya hiç tanımadığı bir askerin şarkısında duyuyor kendi sözlerini cephede Simonov.
Beklemek yasak! Fakat bekliyor Simonov ve Serova. Şiirde öyle bir yer var ki taşlaşmış gözleri bile çatırdatıyor. "Bekle beni döneceğim/ Bütün ölümleri çatlatmak için döneceğim!/ "Şansı varmış..." desinler/ Beklemedikleri için/ Beni bekleyerek düşman ateşinden nasıl koruduğunu anlayamazlar./ Sağ kalışımın sırrını yalnız senle ben bileceğiz./ Bütün sır senin başkalarının bilmediği gibi beklemeyi bilmende." Cem Karaca da söylemişti bu şarkıyı. Muhteşem bir yorumdu. Hiçbir şarkı üzerimde "Bekle beni" şarkısı kadar etki uyandırmamıştır.
Beklemek yasak! Fakat herkes bekliyor. Çünkü insan serbest.