« Anasayfa | Künye | Arşiv 21 Nisan 2026, Salı
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Kulak Arkası
Nurullah Turan
Birkaç "Bir"

Bolâhenk
Ahmet Çalışır
Mevlevî Âyini: Türk mûsikîsinde bir form

[ 40pencere -> Gündem: Kültür-Sanat ]

Almanya'nın Onur Konuğu Türkiye

Aslı Tohumcu

12.08.2007 - 22:37

Bazı tecrübeler insana, bazı şeyleri 'bilmeme'nin daha hayırlı olduğunu düşündürebilir. Çünkü bilmezsen isteyemezsin, 'niye bende yok' diye üzülemezsin, 'niye böyle de, öyle değil' diye sorgulayamazsın. Almanya'da geçirdiğim altı günün sonunda memlekete biraz böyle, 'keşke gelmeseydim, görmeseydim' duygusuyla döndüm.

Bilmiyorum, Amerika'yı yeniden keşfetmiş de olabilirim, ama olay şöyle gelişti: Biliyorsunuz, 2008 Frankfurt Kitap Fuarı'nın Onur Konuğu Türkiye olacak. Bu nedenle, Alman Dışişleri Bakanlığı, Türk ve Alman yayıncıları Almanya'da buluşturdu. Frankfurt Kitap Fuarı'nın düzenlediği bu organizasyon sayesinde, ben de, Münih, Berlin ve Frankfurt'ta çok sayıda önemli Alman yayıncıyla, kendi 'habitat'larında tanışma imkânı buldum (Türkiye'den bazı editör ve telif hakları sorumlularıyla birlikte). Deutsche Verlagsanstalt/Random House, Suhrkamp, C. H. Beck gibi çağdaş ve klasik Alman edebiyatından saygın örnekleri yayımlayan yayınevlerinden, Orhan Pamuk'un yayıncıları Hanser ve S. Fischer gibi kurumlardan bahsediyorum.

Türkiye Kitaplığı projesi

Uzun geçmişleriyle, İkinci Dünya Savaşı ertesinde Alman halkını eğitmek, kültürsüzleşmeyi engellemek için yapıp ettikleriyle bile ilgi çekici olan bu yayıncılarla, mecazi anlamda da başka dillerden konuştuğumuz kesin. Bir kere çok farklı baskı rakamlarından söz ediyoruz; bizde ancak üç-beş yazarın ulaştığı rakamlar genç Alman yazarlar için bile sıradan rakamlar olabiliyor. 'İlk kitapları' bile dört binden aşağı basmıyor; toplam satış rakamları söz konusu olduğunda yüz binlerle konuşuyorlar. Tam ruhunu (ve ana dilini) satmalık bir durum! İnsan bu rakamları duyunca 'Keşke Almanca yazan bir yazar olsaydım' diye düşünmeden edemiyor. Nedenini tahmin edersiniz; bir yazar okunmaktan, insanlara ulaşmaktan başka ne ister! Üstelik, 2008 sonbahar kataloğu bile hazır olan, kitap matbaaya gitmeden hakkında çıkacak eleştiriden okuma turnelerine kadar bütün tanıtım aşamalarını programlayan, baskıya hazırlığın her aşamasında gerçekten profesyonelce çalışan bir kurumla, sektörde neler olup bittiğini iyi bilen editörlerle çalışmayı hangi yazar istemez. Hangi yazar, dağıtım ve satış ağının oturmuş olduğu, kitaplarının ülkenin her yerine ulaştığını bildiği, satışcısının, dağıtımcısının ve yayıncısının sürekli eğitimden geçtiği bir ülkede, edebiyat ödülleri ve burslarla sadece yazmaya teşvik edildiği bir ülkede yazmak istemez! Ben hayır demezdim açıkcası.

Oysa bizde daha editörlük kurumunun bile düzgün işlediğini söyleyemeyiz. Bizim editörlerimiz kapak tasarımından telif hakları yazışmalarına, basın bülteni hazırlamaktan düzeltiye, 'ne iş varsa' onu yapmak durumunda (Bazı yerde sermayenin amatörlüğünden, bazı yerde cimriliğinden). O yüzden bırakın 2008 kitaplarını her şeyiyle hazır etmeyi, bugünden 2008'i düşünmeleri bile takdir edilecek bir şey olur.

Ancak şöyle de ilginç bir durum var; Alman editörler Türk edebiyatını, bizim Alman edebiyatını bildiğimiz kadar bilmiyorlar. Bunun bir nedeni Türkiye'de basılan kitapların yüzde 40'ının, Almanya'da basılan kitapların ise sadece yüzde 7.9'unun çeviri olması herhalde. 2008 Frankfurt Kitap Fuarı'nın Onur Konuğu olmamız, Orhan Pamuk'un Nobel'i Türkiye'ye ve Türkçeye getirmiş olması Türk edebiyatına karşı bir ilgi uyandırmış uyandırmasına ama... Almanca (ve self-oryantalist bir tarzda) yazan Türkleri Türk yazar olarak gören, danışmanlığını Türkçe bilen komşusundan alan, ilgisizliğini Türkiye'deki dergileri, eleştirmenleri, ödülleri bilmediği bahanesiyle saklamaya çalışan yayıncılar da var ne yazık ki.
Bir de, trajikomik bir şekilde, 'kendi Orhan Pamuk'u'na sahip olmayı isteme takıntısı var. 'Türk yazarlarla ilgileniyor musunuz?' sorusuna, 'Evet tabii, biz de Orhan Pamuk gibi yazarlar isteriz' cevabını veren o kadar çok yayıncı oldu ki. (Şimdi ben buna isyan etsem yanlış anlaşılır; Orhan Pamuk'u bin parçaya bölmeye kalksak hiç olmaz.) Türk yazarından beklenti böyle. Türk edebiyatından beklentiyse, okuyana Türkiye hakkında bilgi veren eser, üzerinde İstanbul'un gölgesi olan eser! Memlekette 'evrensel olma' muhabbeti yapanlar boşuna yormuşlar yani kendilerini. Bundan başka, aşk ve polisiyenin de iyi alıcısı var!

Haksızlık etmeyelim; Robert Bosch Vakfı, Unionsverlag ile işbirliği içersinde Türkiye Kitaplığı başlıklı bir proje başlatmış durumda. Edebiyatımızın son yüzyıldaki 'kilometre taşları' Almancaya çeviriliyor. (Ah, bir de bunların sunumunda bizim yazarlarımızı bize öğretmeye kalkmasalar!)


Özeleştiri daha anlamlı

Frankfurt Kitap Fuarı'nın hatırına Türk edebiyatından bir örnek yayımlamayı planlayan yayıncılar olduğu gibi, bir Türk edebiyatı dizisi için çoktan kolları sıvamış olanlar da var.

Dikkatimi çeken bir diğer nokta da şu oldu: Tıkır tıkır işleyen bir sistemleri olduğundan olacak, Alman yayıncılar bizler kadar şikâyetçi değil. Zaten sektörle ilgili bir-iki yakınmaları da insana 'olacaksa böyle derdim olsun' dedirten türden. Bizse, bilmiyorum neden, kendimizi ellere şikâyet etmeyi pek seviyoruz: Çalışmayan eleştiri ve ajanslık kurumlarımızdan dağıtım ağımızın dökülmesine, korsanın bir türlü engellenemesine kadar her şeyimizden yakınıp da döndük. Bilmiyorum, belki ben biraz fazla gururlu bir Türk genci olabilirim ama bu tutumdan hoşlanmıyor ve bunda bir fayda görmüyorum. Özeleştiriyi daha anlamlı buluyorum.

Herkes kendi payına düşeni çıkarmıştır bu altı günlük koşturmacadan. Benim karamsar tarafım hep daha güçlü olmuştur: "Edebiyatımızı tanıtmaya ne kadar istekli ve hazırız, 2008 Frankfurt Kitap Fuarı'nı ne derece faydaya dönüştürebileceğiz, neden adanmışlığımız bu kadar zayıf, biz çalışmayı-disiplini neden bilmiyoruz, resmi tatillerin yarıya indirilmesi
sivil darbeye neden olur mu, ben bu kitap fuarı/edebiyatımızın dışarı açılması gibi olaylara haddinden fazla anlam mı yüklüyorum!?"

Velhasıl, bu yolculuk bir dolu soru sordurdu, bir dolu istek uyandırdı bende. Bir yazar olarak herhangi bir Alman yazarından daha değersiz olmadığım halde, sistemin bana neden bu koşulları dayattığını düşünmeyeceğim, hayır! Yazmaya devam, belki yazarak dünyanın bir köşeciğini olsun değiştirebilirim. "Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye!" durumu varsa da kaderde, onu yaşayacağım.

(Radikal Kitap - 03.08.2007)

[ ARKADAŞINA GÖNDER | YAZDIR ]

2008 Frankfurt Kitap Fuarı'nın Onur Konuğu Türkiye olacak. Bu nedenle, Alman Dışişleri Bakanlığı, Türk ve Alman yayıncıları Almanya'da buluşturdu. Frankfurt Kitap Fuarı'nın hatırına Türk edebiyatından bir örnek yayımlamayı planlayan yayıncılar ve Türk edebiyatı dizisi için kolları sıvamış olanlar var.  
Müzik KitaplığıTümü »

» Farrachi'nin Kaleminden Bach'ın Sonsuz Öfkesi / Pakize Barışta
» Müziğin Binlerce Yıllık Yolculuğu / Arzu Haksun Güvenilir
» Nick Cave'le Birlikte Müziğe ve Kitaba Devam / Nazlı Erdol
» Indie Müzik Ansiklopedisi Türkiye'de
» Müziğe, Aşka, İnsan Ruhuna Dair / Celal Fedai
Albüm AnaliziTümü »

» Kalbe Ruha Giden Şarkılar / Nazan Özcan
» İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Enya / Özlem Ertan
» Alaturka Benim Canım / Cenk Özbay
» Sezen'in Muhteşem Yalnızlığı: Deniz Yıldızı / Pakize Barışta
» Tekil Hayatlar da Bir Gün Devrim Yapar Ya... / Mert Emcan

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
Dostluk Güneşi (29.10.2021 - 11:34)
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
Yorum için üye olun!