Hz. Muhammed'in karikatürlerinin yayımlanması, Müslümanlarda Avrupa'ya karşı korku ve güvensizlik oluşturuyor.
İfade özgürlüğüne karşı dinî aşırılığın savaşı başladı. Bunlar, Danimarka'da ve Avrupa'nın başka yerlerinde Hz. Muhammed'in tasvirlerinin yayımlanması etrafında bütün dünyadaki gerilimleri artırıcı, yazılan ya da anlatılan şeyler.
Medya, sadece bu minval üzere yazıp çizse de, ben haftalardır bu karikatürler hakkında mesajlar alıyorum. Bu mesajlar, aşırı tepkili olanından, çok düşündürücü olanına kadar sıralanıyor. Ama onların hiçbirisi: "Amaan her neyse!.." demiyor.
Konuya kayıtsız kalmak gibi bir durum söz konusu değil. Bu, İslâm'daki dinî ilkelere bağlılık ve peygambere duyulan sevgiden kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bu, Müslümanların Avrupa'nın anlaşılabilecek iyi bir şey yapacağına dair, güvensizlik, korku ve güçlerinin ellerinden alınma hislerini beslemektedir. Farkında olmalıyız ki, Britanya'da, İngiliz gazetelerinde, hiç gereği yokken Hz. Muhammed'in tasvirlerinin yayımlanması Müslümanları öfkelendirecektir. Bu öfke, sadece Hz. Muhammed'e olan hakaretlerden dolayı değil, aynı zamanda Müslümanları aşağılamış olmalarındandır. Buna tepki göstermek, kendine güveni geri kazanmanın tek yoludur.
İlki, işin kolay tarafı!.. Hz. Muhammed'in herhangi bir betimlemesine -ne kadar ılımlı olursa olsun- izin verilmez. Müslüman tarihinde, onunla ilgili çok az tasvir vardır, ama bunlar da yüzü örtülü bir şekilde gösterilir. Bu, sadece Hz. Muhammed'e yapılan bir şey değildir, hiçbir peygamber resmedilemez. İslâm'da Allah'ın da hiçbir tasviri yoktur.
İşte bundan dolayı acı ve öfke var ve aldığım mesajlar da bunu yansıtıyor. Bu olaylara tepki olarak, farklı yaklaşım tarzları benimsiyorlar. Bunlardan birisi; Jyllands-Posten gazetesinin, Danimarka büyükelçiliğinin, Danimarka parlamentosunun ve Danimarka ile ilgili başka yerlerin telefon numaralarını dağıtarak ve Müslümanlardan tepkilerini dile getirmelerini isteyerek lobi yapıyor. Satın alınabilecek bütün Danimarka ürünlerini listeleyip, - bu, "batının anlayacağı tek dil" - diyerek, boykotu benimseyen bir tür yaklaşım da var. Bununla birlikte, fazlasıyla iyimser kişilerden de mesajlar alıyorum. Bu kişiler, öncekilerin tam aksine, yapılan hakaretlere nazik bir şekilde cevap vererek, Hz. Muhammed'in gerçek kişiliğini anlatmayı benimsiyorlar. Doğrusu Müslümanlar böyle yapsa daha iyi olur.
Avrupa'nın dikkate alması gereken gerçekten çok kaygı verici mesajlar da alıyorum. Bunlar, çekilme, terk etme mesajları... Bunlar, Avrupa'dan çıkış stratejilerini tartışan mesajlar... Bunlar, Avrupa'daki Müslümanların tam olarak geleceklerinin ne olacağını sorgulayan mesajlar...
Birkaç karikatür üzerine neden bu kadar kargaşa yapılmakta? Bu sorunun kendisi, tasvirlerin içerisinde saklı aslında. Üzerinde bomba taşıyan sarığıyla Hz. Muhammed, intihar eylemi yapanlara cennette hûri kalmadığını söyleyen Hz. Muhammed, elinde kılıcı ve peçeli hanımlarıyla tasvir edilen Hz. Muhammed!.. İslâm ve Müslümanların bir sembolü olarak, her Oryantalistin karikatüründe yer alan Hz. Muhammed tasvirleri... Bunlar, Müslümanlar olarak bizlerin her gün karşılaştığı şablonlardır. Metrodaki bakışlar, taşıdığımız çantaların gözleri üzerindeki şüpheler... Çizilen bu şablonlarla sınırlandırılmanın, bir duvarın arkasına itilmiş olmanın hissini inkâr etmeye gerek yok. Bu, yaşamak için bir yol, içerisinde bulunduğunuz topluma önemli bir katkı sağlamak için de kesinlikle bir zemin değildir.
Terk edip gitmeyi ve korkuyu anlatan mesajlar haklı sebeplerle gelmektedir. Çünkü karikatürleri yeniden yayımlayan İspanya, Fransa, İtalya ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinin faşizmle ilgili kötü bir tarihleri var. Daha geçen hafta Holocaust anma günümüz vardı ve bu Holocaust bir gecede meydana gelmedi. Bir milleti aşağılamak, rencide etmek zaman aldı ve karikatürler de şimdi aynı aşağılamayı yapıyor. Avrupa, geçmişini ve Der Stürmer'in Nazi propagandasını nasıl unutur?
Faşist tavırlar, şimdi "ifade özgürlüğü" elbisesi adı altında kendini sunuyor. Eğer bu karikatürler, dindar Müslümanları provoke etmek için ortaya atılmışsa, onlar Avrupa'nın önyargılarını açıkça ortaya koyabilecek daha iyi şeyler yapabilirlerdi. Avrupa'nın zaten azınlıklarıyla kendi içine kapandığı bir tarihi var. Yoksa geleceği de bu mu olacak?