|
[ Haberler -> Tasarım Haberleri ] "Paylaşılan Bir Duygunun Mimarlığı" 02.10.2006 - 11:45 Mimar Emre Arolat'ın ortağı Gonca Çırakoğlu ile kurduğu Emre Arolat Architects'in (EAA) projelerinin çizim, maket ve fotoğraflarından oluşan sergi, Milli Reasürans Sanat Galerisi'nde devam ediyor. Sergide Muğla - Dalaman Uluslararası Havaalanı, Brüksel'deki Kraliyet Deposu Yenilemesi gibi 28 yapıyı görmek mümkün.
30 kişilik genç bir ekiple çalışan Emre Arolat, "Bizim için en önemli kriter mimarlığın sadece yapıp etme değil, aynı zamanda dünyayla kurulan ilişkiyi de ifade etmesi. Paylaşılan bir duygunun mimarlığını yapıyoruz" diyor.
Arolat, sergi kataloğu için yazdığı önsözde Türkiye'de ve dünyada mimarlığın kendi kendisini yeniden üretmekte zorlandığına dikkat çekiyor. Bunun nedenleri konusunda ise şunları söylüyor:
"Günümüzde mimarlık bugüne dek belki de hiç olmadığı kadar talep edilir olmaya başladı. Mimarın tasarımı ve özne olarak oluşturduğu yapıt, satışa yönelik bir meta şeklinde görülüyor. Bu çok anlaşılabilir bir durum. Mimarlık da bunlara karşılık olarak ya boyun eğici ya da sorgulayıcı bir tavır alabilir. Ama bu ikinci tavrı çok kullanamaz oldu. Çünkü beklentiler o yönde değil. Star olmuş mimarların yaptıkları işlerin beklentilere uygun olması isteniyor. Zaha Hadid ya da Frank Gehry mimarlığını bir bakışta tanıyabiliyoruz.
Gehry, Kıraçlar için TRT'nin Tepebaşı'ndaki binasının yerinde, projeleri bitmek üzere olan bir konser salonu tasarlıyor şimdi. Projeyi hiç görmedim ama nasıl olacağını tahmin ediyorum; gene Gehry usulü heykelsi bir bina çıkacak ortaya. Ama bu yapılırken Beyoğlu ve çevresinin düşünüldüğünü sanmıyorum. Projeye tamamen olumsuz bakmıyorum, turistik bir katkı da sağlayabilir bölgeye ama bu gerçekten ne kadar önemlidir?"
Sergide gördüğümüz yapıların ortaya çıkma süreci bazen güçlüklerle dolu olabiliyor. Mimarlarca çizilen projelerle meydana gelen yapı arasındaki farklara dikkat çeken Arolat, bunun iki temel nedeni olduğunu söylüyor. Bazen mimarlık bürosu şantiyeye detaylı proje ulaştırmadığı için şantiye inisiyatif kullanmak zorunda kalıyor ya da şantiyede çalışanlar projeye hiç bakmayabiliyor.
Sergide çizim ve fotoğraflarıyla yer alan, Antalya Lara'daki Kervansaray Oteli, o bölgedeki otellerin en sade tasarıma sahip olanı.
Lara'da suç işleniyor Arolat "Projeyi o bölgedeki yapılaşmaya onay veren estetik kurula kabul ettirmek için sert bir konuşma yapmak zorunda kalmıştım" diyor:
"Lara bölgesinde kültürel suç işlendiğini söyledim. Turistik bir otel tasarımının teatrallik içermesi sorun değil ama enstrüman olarak neyi kullandığınız önemli. Sonuçta Topkapı Sarayı'nın aynısını değil bir otel yapıyorsunuz. Yapıyı değiştirmeye başladığınızda bir karikatür oluyor bu.
Konu turizmse bir yapının kopyasını yapmak meşruymuş gibi gösterilmeye başlandı. Topkapı, Venedik, Kremlin gibi tematik otellerle, 'taklit', bir promosyon olarak kullanılıyor. Çevrenin olanaklarından yararlanmak yerine çevreden kopup ayrı bir dünya yaratmaya yönelindi."
(Milliyet)
|