« Anasayfa | Künye | Arşiv 22 Nisan 2026, Çarşamba
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Stratejik Perspektif
Faruk Yazar
Medya Nasıl Gündem Oluşturuyor?

İletişim Ekseni
Emre Ş. Aslan
Güneşin Doğuşu ve AKP

Aklıma Düşenler
Ali Cem İlhan
Reklam PR ve Samimiyet

[ Geçmiş Günler -> Kavuklu Sureti ]

Yirmi Beşinci Yıl Adımı

31.12.2004 - 14:45

Ey azizler, bugünkü kesikimiz bir sanat edebiyat dergisinin "editörden..." umumî levhalı ve "Hürriyet Gösteri bir referans dergisidir" serlevhalı yazısının âhir kısmıdır.

Derginin nâmının Hürriyet Gösteri olduğu anlaşıldı herhâlde. Editörün Doğan Hızlan Paşa olduğu da görülüyor kesikte. Lâkin paşamızın unvânı -vâ esefâ!- eksük çıkmışdır. Kendisi "Genel Yayın Müdür" olmayup "Genel Yayın Müdürü"dür. Koskocaman dalgınlıklar, bazen böyle küçücük "ü düşüklüğü"ne yol açabilmekdedir ey azizler. Böylece bizler de, lisânımızın ne kadar hassas olduğunu, her bir sesin mühim bir mevkie sahib olduğunu bir kerre daha hatırlamakdayız.

Meğer ey azizler, Hürriyet Gösteri yiğirmi dördüncü senesini itmâm eyleyüp yiğirmi beşinci senesine kadem basmış. Hayırlı uğurlu olsun, Allah uzun ömürler versin!

Bu vesîleyle ey azizler, Doğan Paşa Hızlan, dergisinin mümtaz mevkiinden bahsedüp öğünmek ihtiyâcını hissetmiş. İyi etmiş. Lâkin, yazısının bir yerinde kendisine ve dahî dergisine hiç mi hiç yakışmayan bir söz etmiş ki, Kavuklu bendenizin nazarından kaçmamışdır.

İşte o sözü buracığa derc ediyorum:

"Yazarlar kendilerini dünyadan soyutlayamaz" diyen Erhan Bener'in öyküsüyle de bu söylediklerini kanıtlıyor."

Kim kanıtlıyor?

Erhan Bener.

Neyi kanıtlıyor?

Bu söylediklerini.

Hâl böyleyse, cümle belli ki yanlış kurulmuş.

Doğrusu nedir?

Doğrusu şudur:

"Yazarlar kendilerini dünyadan soyutlayamaz" diyen Erhan Bener, öyküsüyle de bu söylediklerini kanıtlıyor."

Evet, ey azizler, Doğan Paşa Hızlan'ın yazamadığı doğru cümle bu. Cümlenin bu hâline dahî itiraz eden çıkabilir elbette. Diyebilir ki biri, neden "söylediklerini" densin, topu topu bir cümle var, binaenaleyh, "söylediğini" yahut "sözünü" demek yeter. Söylediklerinin bu cümleden ibaret olmadığı, başka sözler de söylediği dikkate alınabilir elbette. Bu durumda da, Doğan Paşa Hızlan'ın "bu söyledikleri" deyerek Bener'in tırnak içindeki cümlesine yaptığı atıf boşa gider.

İşte böyle, ey azizler, 265. sayısını çıkaran derginin editoryal derbederliği!

Sayı: 272 - 17 Aralık 2004 Cuma

Ey azizler, bugünkü kesikimiz bir sanat edebiyat dergisinin "editörden..." umumî levhalı ve "Hürriyet Gösteri bir referans dergisidir" serlevhalı yazısının âhir kısmıdır.  
İletişim AraştırmalarıTümü »

» TV Reklam Verileri
AnalizTümü »

» Değerlerin Tüketim Aracı Olarak Reklamlar
» KOBİ'ler ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yaklaşımı
» Halkla İlişkilerin Yeni Yüzleri - 1: İtibar Yönetimi
» OMO: Kirlenmek Güzel mi?
» Media Markt Reklam ve Kriz İletişimi Analizi / Faruk Yazar

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
Dostluk Güneşi (29.10.2021 - 11:34)
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
Yorum için üye olun!