Bugün sizlere arz etdiğim kesik cerîde-i Milliyet'in gediklilerinden Hasan Pulur Efendi'nin 2 Aralık 2004 târihli yazısının baş kısmını irâe etmekdedir.
İşbu yazının üslûbu ve muhtevâsı memleketimize mahsus bir garâbet ve ibret numûnesi sayılsa sezâdır.
Pulur Efendi, "Bir garip huyumuz da şu..." cümlesinin nihâyetine iki nokta üst üste, ya'nî ki şu : işâreti komakdan âcizdir, lüzumsuz mu lüzumsuz bir üç nokta koyar. Hâlbuki "şu" kelimesiyle gösterdiği bir şey var? Nedir o şey? Şudur: "Bilmiyoruz, bilmediğimizi de kabul edemiyoruz."
Tamam, pek doğru bir söz bu.
Mes'ele şu: Memleketimizde ba'zı kimesneler, "Türkçe ezan tatbîkatından ve dahî bu tatbikatın ilk kısmî demokrasi tecrübesi ile kaldırılmış olduğunu bilmedikleri gibi, cehâletlerini dahî kabul etmeyorlar" imiş. Pulur Efendi, işte bu cehâletden müştekî. Kendisi "bilgi" vermeye çalışıyor. Lâkin, nasıl "bilgi" veriyor?
"TÜRKÇE ezan" okunmasına, 1932'de başlanmıştı."
Niçin, nasıl, kimin talebiyle? Pek mi lâzım canım?
"Müslümanları camiye çağırmak için, davetin, ezanın Türkçe okunabileceği belirtildi."
Kim tarafından "belirtildi"? Pek mi lâzım canım?
"Diyanet İşleri Başkanlığı'nın genelgesine rağmen Arapça ezan okumakta ısrar edenlere; biraz hukuk zorlanarak, başka bir kanun uygulandı."
"Başka bir kanun" ne demek? Hangi kanun? Pek mi lâzım canım? Bilmeyiverin...
"Lâkin Yargıtay, evet, tek parti devrinin Yargıtay'ı uygulamayı bozunca, bu defa Arapça ezanı yasaklayan bir kanun yürürlüğe girdi."
Aman aman! Yaşasın "tek parti devrinin Yargıtay'ı"! demeye getiriyor Pulur Efendi. Lâkin, ne o "başka kanun"un ne olduğunu bildiriyor, ne de Yargıtay'ın "bozduğu uygulama"yı. Acaba ne idi o uygulama? Neden saklamakdadır Pulur Efendi bunu? Hatırlamakdan ve hatırlatmakdan utanacağı "bir başka kanun" ve "uygulama" mıdır o?
"Demokrat Parti 1950'de iktidara gelince, de iki gün içinde bu kanun kaldırıldı."
"Hikâye budur, inanmayan gider araştırır..."
Milliyet'in okurları nasıl da aydınlandılar değil mi? Pulur Efendi'ye neden inanmasınlar ki? Elbette inandılar amma o "bir başka kanun" ve "Yargıtay'ın bozduğu uygulama"yı neden sakladığına akıl erdirebilecekler mi bakalım?
Sayı: 270 - 2 Aralık 2004 Cuma
Ey azizler,
Bugün sizlere arz etdiğim kesik cerîde-i Milliyet'in gediklilerinden Hasan Pulur Efendi'nin 2 Aralık 2004 târihli yazısının baş kısmını irâe etmekdedir.
İşbu yazının üslûbu ve muhtevâsı memleketimize mahsus bir garâbet ve ibret numûnesi sayılsa sezâdır.