Bugün size arz eylediğim kesik, cerîde-i Vatan'ın 1 Ağustos 2004 Pazar günkü nüshasının altıncı sahîfesinin sol sütunundan kesilip taranmışdır.
Muharrire hanım Tuğçe Baran, zannım odur ki kendisine "kadın" denmesinden zerrece gocunmayacak asrî bir "bayan"dır.
Kendisine meselâ "Sinire" demekden hökelâca (bu, "ukalâca"nın mahallî versiyonu olup böyle durumlarda isti'mâli câiz, belki vâcibdir!) bir lezzet alabilmekdedir. Bu cins zihinlerin Zihni Sinir ile pek münâsebeti yokdur ve esâsen münâsebetsizliği ma'rifet addeden bir perîşânî içredirler.
Her neyse ey azizler, Türk matbû'atında böyle nev-zuhur hatun kişiler, kimbilir hangi sâiklerle köşe sahibesi olup zır zır zırlayabilmek, cır cır cırlayabilmek, vır vır vırlayabilmek, hav mav miyav edebilmek gibi densizlikleri diki dikivermekdedirler.
Denebilir ki, taleb var ki arz olunuyor böyle meta'lar. Bu arz-taleb mes'elesi hakikaten mühim bir mes'ele ve bu mesêle üzerinde enine boyuna ve derinliğine durmak iktiza ediyor. Lâkin, şimdi buna vaktim de yok ve galiba ehliyetim de kâfî değil.
Bendenizin şimdilik üzerinde duracağım iki husus var. Birincisi bu Tuğçe kızın noktalama işaretlerinin isti'mâli bahsinde lise, hattâ orta mekteb talebesi seviyesini dahî tutduramadığıdır.
İkincisi, imlâ bahsinde ilk mektep seviyesinde kaldığıdır.
Şu imlâya bakınız: "İster müzik çal, ister Ağustos Böceği dinle."
Belli ki, bu Tuğçe kız, La Fontaine'in o meşhur fabli "Ağustos Böceği ile Karınca"sını okumuş ve oracıkda çakılıp kalmış. Şirince'nin güzelim ağustos böceklerini elin frenginin kaknem kahramanı Ağustos Böceği ile karıştırıyor.
Bu Tuğçe başka haltlar da karıştırıyor, üstelik utanmadan anlatıyor da. Amma o bahislere girip terbiyemizi bozmayalım ey azizler.
Sayı: 259 - 6 Ağustos 2004 Cuma
Ey azizler,Bugün size arz eylediğim kesik, cerîde-i Vatan'ın 1 Ağustos 2004 Pazar günkü nüshasının altıncı sahîfesinin sol sütunundan kesilip taranmışdır.Muharrire hanım Tuğçe Baran, zannım odur ki kendisine "kadın" denmesinden zerrece gocunmayacak asrî bir "bayan"dır.