Memleketimizde bir cins kuş vardır ki, gagalarını 1920'lerin 30'ların totaliter tozuna saplamışlardır, her türlü hürriyetçi esintiden telâşa düşer, gak gak bağırırlar. Bir bülbül sesi, bir güvercin kuğurdayışı, bir kumru hû hûsu işitdiler mi, tozu dumana, yeri göğe katarcasına çırpınmaya, ortalığı velveleye vermeye çalışırlar.
Bu kuş cinsinin en kara, en bed, en çığırtkan numûnelerinden biri Emin Çölaşan nâm jurnalcidir. Jurnalinin nâmı, Hürriyet. Târih: 10 Aralık 2003. Sahîfe: 5.
"Eğitimde millilik kalıyor mu?" deyen bu kuşa sorulsa: "Millilik nedir?" Ne cevab verecekdir?
- Şapka?
- Babam giyerdi, ben giymem!
- Kımız?
- Ben sevmedim, rakı içerim ben.
- Bozkurt?
- Düşman başına! Fino neyime yetmez?
- Balo?
- O danslar bana göre değil, bizim hanım hoşlanırdı eskiden!
- Latin alfabesi?
- Hop hop o Latin alfabesi değil, "Türk Alfabesi"!
- Çok ayıp! Sersem câhil, "Yeni Türk Alfabesi"! Yenisi olanın eskisi de olur. Senin Arap yahut Osmanlı dediğin basbayağı "Eski Türk Alfabesi" değil mi?
- Ama ama ama... Devrimin altı oyum oyum oyul ulu luu luuu...
Aslında konuşulmaz böyleleriyle.
Vallahi konuşulmaz.
Ulus, millet filan demeleri boştur, bomboştur, boşunadır. Hangi ulus, hangi millet? Hangi ulussa o ulus, hangi milletse o millet, dini yok mudur? Kitabı Kur'an-ı Kerim'den başka bir kitap mıdır, ha? Kitapsız mıdır o millet, o ulus, ha?
Devletin okulları bile Kuran kurslarına açıldı.
Bu cümleyi yazan adam ile konuşulabilir mi?
Sanki Kur'an kursları devletin değil!
Yoksa milletin mi onlar, ha?
Hişt, devlet kimin peki, ha?
İngilizlerin devleti mi yoksa o, ha?
Okullara milletin Kitabını yaklaştırmaktan ödü patlayan bir yabancı sultanın, bir gâvur sultasının devleti mi o devlet, ha?
Rezillikden, utançdan filan bahsetmek için Türk ulusu, Türk milleti denen varlığın bir karga topluluğu olmadığını, olmayacağını, oldurulamadığını, oldurulamayacağını anlamak lâzım. Bunun için de vasatî insan zekâsına, vasatî insan ahlâkına ihtiyaç vardır.
Sayı: 227 - 12 Aralık 2003 Cuma
Ey azizler,Memleketimizde bir cins kuş vardır ki, gagalarını 1920'lerin 30'ların totaliter tozuna saplamışlardır, her türlü hürriyetçi esintiden telâşa düşer, gak gak bağırırlar. Bir bülbül sesi, bir güvercin kuğurdayışı, bir kumru hû hûsu işitdiler mi, tozu dumana, yeri göğe katarcasına çırpınmaya, ortalığı velveleye vermeye çalışırlar.