Memleketimizin mühim mes'elelerinden biri de tercüme mes'elesidir. Be meselenin kökü hayli derindir.
Tercüme, bir lisandan başka bir lisâna ma'nânın akdarılması demek olup bilgi ve dikkat ve mahâret ister. Her lisan, belli bir cem'iyetin yaşayış ve düşünüş alışganlıkları içinde ta'azzuv etmiş olup bu alışganlıklar da bin bir sebeble farklılıklar gösterdiğinden lisanlar arasında da hem anlayış hem anlatış bakımından büyük küçük ayrılıklar olur. Olsun bakalım.
Ey azizler, sûretini görmekde olduğunuz satırlar, lisânımıza Arabîden tercüme olunuş Müslüman Ahlâkı nâm eserin 352. sahîfesinden alınmışdır.
Birinci cümleyi okuyalım:
"İslâm yüce ibadetlerin eda edilmesi hususunda Müslümanlardan yardımlaşmalarını, onun tertemiz nefeslerinden muhabbet solukların almaların ve ihlası esas bilmelerini taleb etmiştir."
Cümlenin kuruluşuna bakılınca şu iskelet görülüyor: "İslâm şu hususta Müslümanlardan şunları taleb eder."
Hangi hususta?
"yüce ibadetlerin eda edilmesi hususunda"
Bu ifadede geçen "yüce" kelimesi, "yüce olmayan ibadetler" de mi var? süâlini hâtıra getirebilir. Evet, hayır, belki deyû cevab vermekde serbestsiniz ey azizler.
Neleri taleb eder?
1. yardımlaşmalarını. Bunu anladık. Güzel, dedik.
2. onun tertemiz nefeslerinden muhabbet soluklarını almalarını. Bunu anlamadık. Neyin tertemiz nefeslerinden? "İslâm'ın" mı, "yüce ibadetlerin" mi, "yardımlaşma"nın mı, yoksa "kendilerinin" mi? Bilemedik. Bu bilemeyişden râhatsız olduk. Keşke, mütercim efendi daha dikkatli olaydı, dedik.
3. "ihlâsı esas bilmelerini" Bunu da anladık.
İkinci cümleyi okuyalım:
"Müslüman, ihvanın adet nisbetinde ifa ettiği ibadetlerden dolayı Allah'ın Rahmetine mahzar olur."
Bu cümleyi de anlamakda zorlandık. Daha sonraki cümlelere bakarak, bu cümlenin şöyle kurulması îcâb etdiğini fehmedebiliriz:
"Müslüman, îfâ ettiği ibadetlerden dolayı, ihvanın adedi nisbetinde Allah'ın rahmetine mahzar olur." Yine de pek güzel bir cümle olmadı bu. "îfâ ettiği ibadetlerden dolayı" ibâresi tam yerine oturmadı. Bu ibarenin müstakil bir unsur olmayı hak edip etmediği münâkaşaya açık bir husus gibi görünüyor.
Tercümesi nakledilen hadis de ey azizler maalesef hem tercüme, hem tertib, hem tashih bakımından birçok kusur ile ma'lûl. Bendeniz, anladığım kadarıyla, düzeltip yazıvereyim:
"Müslümanın başka bir Müslümanla kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan, üç kişiyle kıldığı namaz, iki kişiyle kıldığı namazdan daha hayırlıdır. Bu sayı arttığı nisbette Allah (c.c.) indindeki sevabı da artar."
Deyebilirsiniz ki "üç kişi" nereden çıkdı? Cümlenin revişinden deyeceğim, ey azizler. Allah cümlemizi bağışlasın!
Sayı: 211 - 29 Ağustos 2003 Cuma
Ey azizler,Memleketimizin mühim mes'elelerinden biri de tercüme mes'elesidir. Be meselenin kökü hayli derindir.