Bugünkü kesikimiz cerîde-i Yeni Şafak'ın 26 Mart 2003 târihli nüshasının üçüncü sahîfesinin birinci sütûnundan olup gördüğünüz gibi Taha Kıvanç Bey'in kûşesinin baş kısmını göstermekdedir.
< Taha Bey, Yûnus Emre merhûmun iki mısraını iktibâs eyleyüp "Edebiyat derslerinde, bize, bu dizelerin 'muamma' olduğu söylenmişti..." demekdedir.
Bendeniz buna i'tirâz ediyorum. Hiçbir edebiyat dersinde, hiçbir edebiyat muallimi, bu dizeleri "muamma" deyû takdîm etmez, edemez. Çün ki, ey azizler, "muamma" başka bir şeydir. Ne midir? Ne olduğunu Tahirül Mevlevî merhûmun Edebiyat Lügati'nden okumağa başlayalım:
"Hallinden isim çıkan, manzûm, bazen de mensûr olan, bilmecedir. Bunun "lügaz"den farkı, lügazin her şeye, muammânın ancak insan ismine delâlet etmesidir. Eski şâirler, muammâyı tertib etmeğe de, halleylemeğe de büyük ehemmiyet vermişlerdi. Molla Câmî gibi bir âlim, ârif, şâir ve fâzıl muammâya dâir küçük, orta ve büyük olmak üzere üç risâle yazmıştır."
Tahirül Mevlevî, sonraki satırlarda muammâ hakkında misaller de arz ediyor.
Demek ki, ey azizler, muamma, bir ismin gizlendiği, suâl edildiği bir çeşit "lügaz", ya'nî "bilmece" imiş. Halbuki Yunus Emre merhûmun şiirinde bir isim değil, başka sırlar gizlenmişdir ve bu gizlenenleri anlayıp anlatmak üzere şerhler kaleme alınmışdır ki, Niyâzî-i Mısrî'nin şerhi hayli meşhûrdur.
Ey azizler, Edebiyat Lügati, "şathiye" hakkında ne demişdir deyû bakdığımda, hayretle gördüm ki, işbu lügatde "şathiye" yahud "şatahat" bulunmamakdadır. Bu noksan, bana pek şâyân-ı dikkat göründü.
Dergâh Yayınları'nın neşretdiği Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'nin "Şathiye" maddesine bakdım.
Sözde, konuşmada ölçüyü kaçırmak ma'nâsına gelen "şatah"ın çelişkili ifade, lâtîfe, mizah gibi anlamlarının da olduğunu, çoğulunun "şatahat" olduğunu, saçmasapan söz demek olan "taammât" ile yakınlığı olduğunu öğrendim. Tasavvuf ıstılahı olarak, "Dıştan (zâhiren) ve ortalama bilgilerle bakıldığı zaman şeriata aykırı imiş gibi gözüken fakat tasavvufî (bâtınî) anlamda bir hakikati ifade eden söz ve deyişlerdir." ta'rîfinin yapıldığını okudum.
Bir edebiyat terimi olarak "şathiye" ol kitabda şöylece ta'rîf olunmuş: "Dinî- tasavvufî ve âşık edebiyatında ciddi bir düşünce veya duyguyu, iğneleyici ve alaylı bir şekilde anlatan şiir."
Sonra da misaller verilmiş ki, biri de Yunus Emre merhûmun, Taha Bey'ce naklolunan mısralarının da bulunduğu şiirdir.
Ya'nî ey azizler, "muamma" başkadır, "şathiye" başkadır ve bu başkalık, "bulmaca" ile "bilmece" arasındaki başkalıkdan ziyâdedir.
Sayı: 173 - 28 Mart 2003 Cuma
Ey azizler,Bugünkü kesikimiz cerîde-i Yeni Şafak'ın 26 Mart 2003 târihli nüshasının üçüncü sahîfesinin birinci sütûnundan olup gördüğünüz gibi Taha Kıvanç Bey'in kûşesinin baş kısmını göstermekdedir.< Taha Bey, Yûnus Emre merhûmun iki mısraını iktibâs eyleyüp "Edebiyat derslerinde, bize, bu dizelerin 'muamma' olduğu söylenmişti...