« Anasayfa | Künye | Arşiv 1 Mayıs 2026, Cuma
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Stratejik Perspektif
Faruk Yazar
Medya Nasıl Gündem Oluşturuyor?

İletişim Ekseni
Emre Ş. Aslan
Güneşin Doğuşu ve AKP

Aklıma Düşenler
Ali Cem İlhan
Reklam PR ve Samimiyet

[ Geçmiş Günler -> Işık Yanar ]

Perdesiz Yatak

01.04.2000 - 16:00

Yıllardır ya da uykularımın düzensizleşmesinden bu yana her türlü koşulda uyuyabilen insanlara büyük imrenmeyle baktım. İskenderun'da son otobüsleri özellikle yaz aylarında hep kaçırdığımdan belediye ve üç iş hanı arasına sıkışmış bir parkta sabahlamayı adet haline getirmiştim. Boş bir bank bulabilmek oldukça zordu ve bulduğunuzda da rahatça uzanabilmek. Ağaç altlarında kimi zaman aileleri yatarken görüyordum ve ailece bir ayindeki gibi huşuyla yatışlarını izleyip uykuya konsantre olmaya çalışıyordum fakat genellikle uyuyor gibi yapıp horultuları dinliyordum sabaha kadar. Daha sonra otogarlarda gördüğüm insanların çoğunluğu büyük bir rahatlıkla yüzlerce kişinin arasında ve aydınlıkta yatışlarını izleyip uykusuzluktan bitkin, saatlerce oturuyordum. Bunun ilk zamanlar benim ışığa karşı duyarlılığımla ilişkili olduğunu düşünmüştüm fakat uyunabilecek kadar karanlık otobüslerde bir baykuş sabahı gibi beklemelerimden sonra bu durumun ışıkla ilişkisi olmadığını anladım. İlk zamanlar iki üç gün uyumadıktan sonra çok esaslı uyuyabiliyordum fakat bir ara bu zaman giderek açılmaya başlayınca, birkaç saat bile olsa uyumadan geçirdiğim bir dönemden ardından bu işi çözmem gerektiğini, aksi halde hafızamın yok olacağını söyleyen arkadaşlar, geceleri ağır bir yemek yemem gerektiğini salık verdiler. Olabildiğince ağır bir akşam yemeğinden sonra ise mide ağrısından yatamadım ve aynı arkadaşlar geceleri ağır yemekten sonra yatmanın sakıncalı olabileceğini söylediler. Kimi arkadaşlar ise yorulmam gerektiğini söylediler fakat zaten ben hep yorgundum.

Uykusuz geçen geceler ve gündüzlerin ardından Arsuz'da yabancısı olduğum bir tatil köyünün lokalinde müzik eşliğinde kalabalıkla beraber dünyadan havalanırken yavaş yavaş uykuya dalmaya başlamıştım. Uyandığımda Hassa'da bir düğün evinin damındaki asmanın altındaydım. Bu hadise iki defa daha yaşandı. Birisinde Karaağaç Mezarlığı'nın kuytularındaki ziyaretin çeşmesinden akan sularla oluşmuş küçük bir bataklığın içinde, diğerinde Akçay Kışlası'nın karşısındaki Türk Petrol'ün altında denize bakan yamaçtaki çalıların arasında...

O yazı hiç unutamam. Hassa'dan otostopla geri dönerken bu işin nasıl olduğunu uzun düşündüm ve çıkarttığım sonuç: Eğlenceyle coşmuşken bir pehlivan çıkıp "şuraya gidelim mi?" diye sesleniyordu ve hep beraber hemen arabalara doluşuluyor ve gidiliyordu. (Sadece tahmin!) O sırada ben zaten yarı uyanıktım ve muhtemelen arabanın sarsıntısıyla uykuya yeniliyordum. Uykunun derinliklerinde kaybolup giderken çevremdeki yeni arkadaşlarım tarafından ölü zannedilip rasgele bir yere bırakılıyordum.

Bir evde olması gerekenlerin dışarıda olması, evde dışarısı için yapılan hazırlıkların hepsini boşa çıkaran bir işleve sahiptir. Çok sevdiğimiz insanların uyurkenki görüntüleriyle uyumadan önce dünyada kapladıkları uzam arasındaki fark, uykunun bir hareketsizlikten çok o kişinin şu anda uyuduğunu düşündürür bize. Bu anlamıyla hayatımızda en önemli mazeretlerden birisi olan uyku, kayıtsızlık ve umursamazlıktır. Uykuyla ilgili söylenebilecek daha çok şey var fakat herhalde en önemlisi uyuma zamanlarında uyanık olmanın bize kazandıracaklarıdır: Sessizlikle örülmüş mekandaki deneyimlerimizin paha biçilmez görüntüleri...

Geçenlerde yine yarım günlük bir tren yolculuğum sırasında solumdaki ikili koltuklara annesiyle beraber oturan bir kadın, şık kıyafeti (ya da herkes ona çok şık gibi bakıyordu) ve abartı makyajıyla (belki de orada bir kadın yerine sadece makyaj vardı. - Baudrillard) önce bavul yerleştirmeden doğan bir problem sonrasında estirdiği fırtınayla, daha sonra kapının açılıp kapanmasından doğan ses sorunu nedeniyle tuvalete gidenleri denetlemeye başlamasıyla son olarak da kondüktörle yolculuğun süresi konusunda yaşadığı polemiğin ardından, herkesle beraber benim de, kompartımanımızın, kraliçesi olmuştu. Tren sallana sallana giderken gözlerimi kapatıp uyuma numarası yapıyordum çünkü aniden göz göze gelebiliriz ve "niçin uyumuyorsun?" diye beni azarlayabilirdi. Fakat sigara içmem gerekiyordu. Önce soluma dönüp ona doğru baktım. Bizim Jeanne D'ark annesini yere düşürdükten sonra iki koltuğun üzerinde sürekli dönerek uyuyor yerdeki kadıncağız da halinden memnun, rüyalar görüyordu. Saçlar darmadağın, üzerindeki bluz gerilip sol kolunun altında toplanmış, gözlerinin üzerinden sağ bacağına düşmüş takma kirpik, trenin sarsılmasıyla bir karafatma gibi eteğinde gezinirken o yatıyordu. Daha sonra uyurken kendisini o kadar kaybetmişti ki Haydar Paşa'ya geldiğimizde bluzunu ve ayakkabılarını yeniden giymesi ve kafasını kaldırabilmek için saçlarının koltuğun demirine attığı düğümü çözmesi gerekiyordu (Hayır ben uyumuyordum).

Yıllardır ya da uykularımın düzensizleşmesinden bu yana her türlü koşulda uyuyabilen insanlara büyük imrenmeyle baktım. İskenderun'da son otobüsleri özellikle yaz aylarında hep kaçırdığımdan belediye ve üç iş hanı arasına sıkışmış bir parkta sabahlamayı adet haline getirmiştim.  
İletişim AraştırmalarıTümü »

» TV Reklam Verileri
AnalizTümü »

» Değerlerin Tüketim Aracı Olarak Reklamlar
» KOBİ'ler ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yaklaşımı
» Halkla İlişkilerin Yeni Yüzleri - 1: İtibar Yönetimi
» OMO: Kirlenmek Güzel mi?
» Media Markt Reklam ve Kriz İletişimi Analizi / Faruk Yazar

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
Dostluk Güneşi (29.10.2021 - 11:34)
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
Yorum için üye olun!