Ey azizler, bugünkü kesikimiz Milliyet Sanat nam mecmû'anın 528 nümerolu Mart 2003 nüshasının 22. sahîfesinden kesilip taranmışdır.
Herhalde ehemmiyetinden nâşî "spot" cümlesi hâlinde öne çıkarılan cümleyi dikkatle kırâ'at eyleyiniz ey azîzler ve Genco Gülan nam müellifin ne demek istediğini ve ne demiş olduğunu bir dakîka teeemmül eyleyiniz. Böyle bir külfete katlanacak olur iseniz, ey azizler, bir dakîkanın kifâyet etmediğini görerek hayretlere gark olabilirsiniz. Epi topu bir cümleciği bu kadar kötü, bu kadar dolambaçlı, bu kadar tuhaf, bu kadar ma'nâsız bir tarzda inşâ edebilmek içün herhalde "plastik sanatlar mütehassısı" olmak iktizâ eder.
Bendeniz, Genco'nun "Açık sergi kavramı" serlevhalı makaalesini okumadım. Sâdece, bu spotçuk cümleciğini okudum ve, ve, veee... ziyâdesiyle teessüf eyledim. Teessüfümün esbâbını, dilimin döndüğünce, kılavyemin işlediğince sizlere de arz etmeğe çalışacağım.
Genco'ya göre, Türkiye'de yıllardır yapılan "büyük güncel sanat sergileri", "halka bir türlü ulaşamıyor" imiş. Bu bir "başarısızlık" imiş. Bu başarısızlığın sebebi, "belki de yanlış sergileme" imiş. Anladınız değil mi? Lâkin, Genco'nun cümlesini okuyunca bunun böyle olduğunu, bu kolaylıkla anlamanız kolay olmayacakdır. Neden? Genco, Türkçeyi iyi bilmiyor, Genco Türkçe cümle kurmanın kaaidelerinden, usûlünden bîhaber.
Öyle garip ve uzun bir terkîb-i izâfet, ya'nî ki isim tamlaması kuruyor ki Genco, "Pes!" diyorsunuz, "Pes!"
"Türkiye'de yıllardır gerçekleştirirlen büyük güncel sanat sergilerinin halka bir türlü ulaşamamasındaki başarısızlığın nedeni" demek ne kadar zahmetli ve sıkıntılı bir iş olmalı. "...nın ulaşamamasının" demişken bir de "başarısızlık" demenize ne gerek var, okuyucu bunu anlamayacak kadar kalın kafalı mıdır? Hayır, bunu diyemeyen adam kalın kafalıdır!
"Şunun nedeni şudur" deriz biz Türkler, canımız isterse şâyed; "Şu, şundandır" deriz. "Şunun nedeni şundandır" diyene "Bu ne biçim Türk, bu ne şekil Türkçe?" demekden kendimizi alamayız. Ayrıca, "yanlış sergileme formatlarına gidilmesi" gibi kalabalık ta'bîrâtı, ta'bîr câiz ise "ukalâca" buluruz. Haydi, ukalâlık biraz da ahlâk mes'elesidir, diyelim amma, düzgün cümle kuramamak, bağışlanır bir günah olmasa gerek. Hele, bir sanat dergisinde!
Sayı: 166 - 4 Mart 2003 Salı
Ey azizler, bugünkü kesikimiz Milliyet Sanat nam mecmû'anın 528 nümerolu Mart 2003 nüshasının 22. sahîfesinden kesilip taranmışdır.