« Anasayfa | Künye | Arşiv 21 Nisan 2026, Salı
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Stratejik Perspektif
Faruk Yazar
Medya Nasıl Gündem Oluşturuyor?

İletişim Ekseni
Emre Ş. Aslan
Güneşin Doğuşu ve AKP

Aklıma Düşenler
Ali Cem İlhan
Reklam PR ve Samimiyet

[ 40pencere -> Gündem: Kültür-Sanat ]

Prof. Dr. Walter Feldman: 'Sema'yı Ticarileştirmek Medeni Bir Davranış Değil

13.05.2007 - 11:21

Mevleviliğin en önemli ritüellerinden biri olan sema ve Mevlevi müziği, 2005 yılında UNESCO tarafından "İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Kültürel Mirası Başyapıtı" ilan edildi.

Dinî bir ritüel olduğu halde günümüzde diskolarda, kliplerde ve mağaza açılışlarında karşımıza çıkan sema gösterisinin özüne uygun olarak korunması için 'The Mevlevi Semâ Ceremony' başlığıyla UNESCO'ya sunulan ve kabul edilen bu projenin mimarlarından biri ABD'li müzikolog Prof. Dr. Walter Feldman. Sanat tarihçisi ve Mevlevilik uzmanı Dr. Bârihüdâ Tanrıkorur ile bu projeyi hazırlayan Feldman aynı zamanda bir Türkolog. Otuz yılı aşkın bir süredir klasik Türk müziğiyle ilgili araştırmalar yapan Feldman'ın Türk müziği hakkında birçok kitabı bulunuyor. Hafta başında İstanbul'da başlayıp dün Konya'da sona eren Uluslararası Mevlânâ Sempozyumu'na katılan ve 'Mevlevî Âyininde Mistisizm, Hafıza ve Tarih' başlıklı bir bildiri sunan Feldman, dünya müzikleri içinde Mevlevi müziğinin yerini, semanın ve Mevlevi kültürünün günümüzdeki durumunu anlattı.

Mevlevi müziğinin dünya müzik kültürü içindeki önemi ne sizce?

Mevlevi müziği insanlığın bıraktığı en büyük miraslardan biri. Fakat yıllardır rehin kalmış. Sürekli olan ve devam eden bir geleneğin müziği aslında. Bu müziği ortaya çıkaran süreçleri anlamak gerek. Derin, entelektüel ve çok kompleks bir müzik. Kültürel bir fenomen olarak kendini sürdürebiliyor. Kilise müziği ile karşılaştırılamaz bile. Anlamak için daha yüksek bir anlayış gerekiyor. Sizi, beklenmeyen birçok şeye sürüklüyor. Mevlevi müziğiyle birlikte yapılan sema ayini ise sadece bir dua değil, Allah'a karşı bir yakarış.

Bir ibadet ve dinî ritüel olarak bilinen sema, ehil olmayan kişiler tarafından, uygunsuz yerlerde yapılmaya başlandı, buna ne diyorsunuz?

Yurtdışında görmedim, Türkiye'de böyle şeyler olduğunu duydum, ama gözümle görmedim. Bu, geleneğe aykırı. Sonuçta bu bir dinî ritüel, Mevlevihanede yapılması daha uygun. Bu kültürün dışarı açılması ve anlatılması adına yurtdışında sema gösterilerinin olumlu olduğunu düşünüyorum. Fakat mutlaka ehil kişiler tarafından yapılmalı. Mevleviliği yaşayan ve özüne vakıf insanlar bunu tanıtmalı.

UNESCO'ya sema ayini ile ilgili bir proje sundunuz ve sema ayini dünyanın somut olmayan kültür mirası kabul edildi. Neden böyle bir çalışmaya gerek duydunuz? Çabalarınız amacına ulaştı mı?

Barihüda Hanım ve ben, projeyi Mevlânâ Vakfı ile yaptık. Kültür Bakanlığı'nda ve Mevlânâ Vakfı'nda ne işin bir uzmanı, ne UNESCO'ya bunu tebliğ edebilecek biri, ne de bu geleneği derinlemesine inceleyen biri vardı. Çalışmamızın sonuçları beklediğimiz gibi olmadı. Türkiye hükümeti siyasi sebeplerden dolayı böyle bir işe girişmek istemiyor anlaşılan. Hükümetin problemi çok, yeni bir problemle uğraşacak vakti yok.

Sema ve Mevlevilik ticari kaygıların aracı haline mi geldi?

Ticari olarak kullanılmasını anlamıyorum. Bunu asla hoş karşılamıyorum. Çünkü Mevlevilik, Türk kültürünün en önemli unsurlarından biri. Onu ticari olarak kullanmak, eski Sovyet cumhuriyetlerinin davranışına benziyor. Bu ülkeler de turist çekmek için kültürlerini kullanmak istediler ve UNESCO'ya müracaat ettiler. UNESCO'da temsilci iken onların müracaatlarından birkaç tanesini okudum. Türkiye'deki durum da aynı şekilde. Bu olanlar medeni bir devletin davranışı değil.

Yılın yarısını Amerika'da, yarısını İsrail'de geçiriyorsunuz. Oralarda Mevleviliğe nasıl bakılıyor?

Amerika'da ilgi az, ama İsrail'de çok. Hem Yahudiler hem Araplar arasında seviliyor. Her iki toplum da bu müziği konuşuyor; merak ediyor ve araştırıyor. Genç neslin merakı yetişkinlere göre çok daha fazla. Giderek artan bir ilgi var. Bazıları Türkiye'ye gelip dersler alıyor, ney üflemeyi, ud ve kanun çalmayı öğreniyor.

Mevlevi müziğinin korunması için neler yapılmalı?

Önce geleneği korumalı. Bu geleneği sürdüren müzisyenler maddi ve manevi olarak desteklenmeli. Talebe-hoca münasebetleri geliştirilmeli. Bu müziği anlatan ve yaşatan merkezler kurulmalı, kitaplar yayınlanmalı. Bunlar eksik; olanlar da kişilerin ikili ilişkileri ile yürütülüyor. Gerçi yirmi yıl öncesine göre durum daha iyi. Yeni nesil nispeten daha ilgili ve bilgili.

Türk müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kimleri dinliyorsunuz?

Türk müziğini araştırıyorum. Bütün ömrümü onunla geçiriyorum. Benim için çok önemli. Türk müziği; içine dönük, kapalı ama derin ve geliştirilmiş bir müzik. Dünya mirası içinde derin, çok kıymetli ve yüksek kalitede bir yere sahip. Onu tanımayan kişi zor anlar. Güncel Türk ise müziğini takip etmiyorum. Daha çok klasikleri dinliyorum. Ben gelenekçi bir adamım. Eskileri dinliyorum. Necdet Yaşar, Cinuçen Tanrıkorur, Yorgo Bacanoz, Niyazi Sayın ve öğrencileri gibi büyük müzisyenleri...

Söyleşi: Ali Pektaş, Zaman, 13 Mayıs 2007.

[ ARKADAŞINA GÖNDER | YAZDIR ]

Mevleviliğin en önemli ritüellerinden biri olan sema ve Mevlevi müziği, 2005 yılında UNESCO tarafından "İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Kültürel Mirası Başyapıtı" ilan edildi.   
İletişim AraştırmalarıTümü »

» TV Reklam Verileri
AnalizTümü »

» Değerlerin Tüketim Aracı Olarak Reklamlar
» KOBİ'ler ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yaklaşımı
» Halkla İlişkilerin Yeni Yüzleri - 1: İtibar Yönetimi
» OMO: Kirlenmek Güzel mi?
» Media Markt Reklam ve Kriz İletişimi Analizi / Faruk Yazar

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
Dostluk Güneşi (29.10.2021 - 11:34)
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
Yorum için üye olun!