« Anasayfa | Künye | Arşiv 26 Şubat 2020, Çarşamba
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
İki Nokta Üst Üste
Esma Ürkmez
Matbaadan Tanıtıma Koş!

Yeşilde Durmak
Hale Sert
Kanaviçe

Olay Yeri İnceleme
Zehir Hafiye Battal Küttab
Tezekten Terazi ya da Çok "hit" Alan Hep "tıklanan" Yazı Budur!

[ Kitap -> Ekstra ]

Bu Dergileri Artık Eve Götürelim mi?

Recep Yeter

28.03.2007 - 01:15

Haber dergilerini neredeyse poşete girecek hale getiren kapaklara aşina olan okurlar, son bir iki yıldır 'ciddi' şaşkınlık yaşıyor. Dergilerin kapaklarında artık haber belirtileri var. Hatta dergiler gündemi yeniden belirlemeye bile başladı. Aksiyon Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmaz'ın ifadesiyle "tövbe istiğfar"getiren dergiler, 'yeniden bismillah' deyip, haber dergiciliğine 'altın çağını' yaşatmak için kolları sıvadı. Yeni Şafak Pazar'a konuşan Yeni Aktüel, Aksiyon ve Nokta'nın yayın yönetmenleri, içten cümlelerle, nerede yanlış yapıldığını ve şimdi ne yaptıklarını anlattı.

Tempo neden yok?

Haftalık, havlu attığı için dosyaya girmedi. Kaptan değişikliğine rast geldiği konuşmayan Tempo'nun 'eski' Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'nun görüşleri ise 'bir nevi' konuyla ilgili özet olan veda yazısında saklıydı: "TEMPO'daki sevgili çalışma arkadaşlarım... Son sözüm size... Sizleri hemen her hafta Türkiye'nin en iddialı gazetelerinin birinci sayfalarını, köşe yazılarını, televizyon haberlerinin ilk sıralarını kaplayan haberlerinizi, engelliler kampanyanızı, Behiç Aşçı olayındaki hassasiyetinizi (..) hiç unutmayacağım."


Bir Topal Ördeğin Portresi

Sabuncu'nun vedasının yayınlandığı Tempo'nun kapağı, yayın çizgilerindeki değişikliklere, kapak ve dosya seçimlerine ilişkin ipuçları da taşıyordu. Tempo bu hafta, "Hayat Boyu İnce Kalmanın 10 Kuralı"nı, 'konuya uygun bir fotoğrafla' kapağa taşıdı. Sabuncu ise veda yazısında başka bir kapaktan bahsediyordu: "Bir Topal Ördeğin


Portresi. Editörler toplantısında kapak konusu olarak bunu belirlemiştik. Hatta kapağa da böyle yazacaktık. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin bitmesine az bir süre kalmıştı. ABD'de bu duruma gelmiş 'başkanlara' topal ördek deniyordu. Buradan hareketle Sezer'in Türk siyasi hayatına kattıklarını-katamadıklarını, duruşunu, gelecekteki olası hareket şekillerini analiz eden bir kapak haberi hazırlamaya başlamıştık. Ama kader, meğer o sırada ben topal ördekmişim de haberim yokmuş."


İhtilallerin dergileri

1950-60 arasında, Demokrat Parti muhalifi bir çizgide yayın yapan Akis Dergisi vardı yapıyordu. Darbe, Akis'in varlık sebebi DP'yi, dolayısıyla Akis'i de ortadan kaldırdı.

-68 gençliğinin ön plana çıkardığı sol ideolojinin epeyce rağbet gören dergisi 'Yön', 71 muhtırasıyla devrini doldurdu.

-70-80 arasında söz Mehmet Ali Kışlalı'nın yönetimindeki Yankı Dergisi'nindi. Sağ-sol çatışmasının yaşandığı konjonktürde siyasi atmosferi yansıtan önemli bir dergi oldu.

- 1980 sonrasındaki Özallı yıllar, Nokta'nın parladığı dönem oldu. Özel televizyon ve internetin yokluğunda tabuları kapağa taşıyan, ciddi haberler yapan Nokta, uzun süre 100 bin civarında sattı. Özel TV'ler ilk Nokta'nın sonunu hazırladı.

-1990'lı yıllarda Aktüel ve Tempo'nunadı duyuldu. 1994'de Aksiyon yayına başladı. Sonraki yıllarda Haftalık dergiler arasına katıldı.

-2007 başlarında ise cinsellik içerikli kapaklara ivme kazandıran Haftalık kenara çekilirken, Ciner grubu Newsweek dergisini çıkarmak için hazırlık yapıyor.

Dergilere hayat öpücüğü veren Alper Görmüş : Dünyada tüm dergiler aileye saygı gösteriyor

Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş, Yeni Aktüel'in başında iken yaptığı radikal değişikliklerle haber dergilerine hayat öpücüğü verdi. Bir haber kazası sonucu Aktüel'den ayrılmak zorunda kalan Görmüş, şimdi Nokta ile yeniden gündem değiştiriyor. Görmüş, kapakta "illede kadın olsun" saplantısının okuru küstürdüğüne vurgu yapıyor.

ANDIÇ haberiniz, ilk Nokta'yı dergilerin gündem değiştirdiği dönemleri hatırlattı. Dergilerde eksik olan ne ya da yeni Nokta'nın ne fazlası var?

Eski ciltlere bakınca Nokta'nın güçlü değil, naif bir dergi olduğunu gördüm.Vurunca ses getiren bir algı bıraktı. Neden? Çünkü o zaman Nokta tabuları, toplumdaki yıkan bir dergiymiş. Dergilerde o güne kadar sadece Ankara ve siyaset vardı. Toplum, birey yoktu. Nokta, öbür alana kulvar açınca insanlar 'oh be ne kadar darmış dünyamız, meğer konuşmamız gereken bir sürü şey varmış' diye büyük bir hevesle karşıladı ve uzun yıllar 60-70 bin sattı. Bu konular tükenince Nokta da tükendi. Nokta'dan sonra istikrarlı olarak toplumun önünde yeni tartışmalar açabilen bir dergi çıkmadı. Bugün Nokta bu iddiayı taşıyor, Andıç dışında, Sivas kampı haberi bu iddiamıza bir örnektir. Yani gizli bir belgeyi ortaya çıkarmanın ötesinde, aslında açık olan, toplumda tartışılan ama yazılamayanları aktarmak gibi bir misyon belirledik kendimize ve bunu uyguluyoruz.

MODA, özel günler gibi popüler sayfalarınız yok. Bunlar toplumla ilgili değil mi?

Nokta olarak sır ifşa etmeye çalışıyoruz. Bu nasıl sır kalır dediğimiz konular bile sırken daha neler var diye düşünüyoruz. Dolayısıyla bu alanı tercih edince, bazı şeyleri de ihmal etme gereği duyuyorsunuz. Çünkü dergicilik, her şeyden önce kimlik meselesi. Kimseyi isim verip eleştirmiyorum ama Nokta kimlikli bir dergi diye düşünüyorum. O kimlik nedir? Nokta, bazı okurlarımızı küstürür müyüz gibi kaygılara düşmeden, gizli kapaklı her şeyi açığa çıkarmaya çalışan bir dergi. Moda gibi tercihlere karşı felsefi itirazlarımız da var ama bu aynı zamanda pragmatik bir tercih. 'Herkes yapıyor zaten. Biz de dışarıda kalalım' düşüncesiyle yaklaşıyoruz.


Bu tercihleri, hedef kitle açısından nasıl yorumluyorsunuz? Okurun böyle bir talebi yok mu sizce?

Mesela bizim kapaklarımızın neredeyse tamamı Ankara siyasetinden uzak ama siyasi ağırlığı çok fazla. Bizi okuyan, bunu talep eden öyle bir kitle var ve onlar geldi bize. Türkiye'de hala öyle bir okur kitlesi var. Haber kaygısı olan, cinsellik gibi bir takım sömürüler peşinde olmayan, iskeleti, bakışı olan dergi özlemi hep vardı. Nokta böyle bir dergi oldu. Nokta, haber dergiciliğinden umudunu kesmiş bir kitleyi tekrar dergi okuru haline getirdi.

BU okurları kaçıran yanlışlar neydi sizce?

Okurların sadık olması mümkün değil ki. Çünkü okurun başı döndü. Dergiler defalarca çizgi değiştirdiler. Mesela 2006 başında Aktüel'in başında ben vardım. Biz Yeni Aktüel derken bir söz verdik okurlara. Çizgisi tamamen değişti. Alıp evinize koyabileceğiniz, 'çocuklarımız açarsa ne ile karşılaşacak' korkusu duyulmayanbir dergi oldu. 'Alper Görmüş'ün de evine götürebileceği dergi' şeklinde dalga geçmeye bile çalıştılar. Tabi dünyada da bu işin böyle olduğunu, kitlesel dergilerin, aile kavramına çok dikkat ettiğini bilmiyorlar. Tabi liberalliği, zır mertebesinde zır laiklik gibi zırliberallik olarak algıladıkları için zannediyorlar ki öyle sınırsız bir şey bu. Sonuçta insanlar güvendiler ve bu söz tuttu. Dergi 10 sayı filan 100 bin civarında satış yaptı. Ama bir kazaya kurban gittik ve ben istifa etmek zorunda kaldım. Sonra çizgi tekrar değişti, kapaklarda yine kadın kullanılmaya başlandı. Bu noktada ille de kadın anlayışına vurgu yapmak istiyorum. Kapakta kadın olmaz diye bir şey yok ama okurları sinirlendiren kapağa mutlaka bir kadın koymak. Sonuçta okurlar bir kez daha aldatıldığını düşünmeye başladı. Tabi sözler veriliyor, tutulmuyor okur da sinirleniyor. Verilen söz tutulmayınca okur da sadık olmaz tabi, niye olsun.


Yeni Aktüel Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli: Yalan haber yapmaktansa mesleği bırakırım

NEDEN, Time gibi kapağıyla dünya gündemini değiştirebilen dergimiz ve kapaklarımız yok?

Büyük dergiler, kaynaklarını 100 sene öncesinden aldıkları için farklı bir noktada. Türkiye'de dergiciliğin henüz itibarı bile yok. Bu, hem dergileri hazırlayanlar, hem de okur nezdinde problemler olduğuna işaret ediyor.Aslına bakarsanız Türkiye'ye dergicilik tam anlamıyla hiçbir zaman gelmedi. Ercan Arıklı dönemindeki dergicilikten de pek bir tortu kalmadı. 30 sene sonra baştan başlıyorsak, kurumsal bir takım şeylerin yerleşmediğini söylemek zorundayız. Dünyadaki büyük dergilerin tümü, başlı başına kurumdur ve yan yayın organı değildir. Entelektüel, uzman isimleri bünyenizde bulundurmanız, diğer mecralardan farklı bir şeyler yapmanız gerekir.

GÜNDEM oluşturulamasının sebebi, kaliteli gazeteci eksikliği mi?

Bu konuyla ilgili bir şey söylemeden önce şunu not etmem lazım ki, Aktüel gibi bir derginin yayın yönetmeni olmak için en başta ben kendimi yeterli görmüyorum. Benden çok daha iyi birinin bu işi yapmasını isterim.Önce kendimden başlarsam, hem kendi dergimde çalışan hem de diğer dergilerde çalışan arkadaşlar için de aynı şeyi söyleyebilirim. Ancak bir dergi bir sene içinde 20 tane gündem oluşturabilecek kapak yapıyorsa bu çok iyi bir şeydir. Biz yaptık bunu. Nokta'nın yaptığı son kapak gündemde olduğu için söylüyorum, onun gibi 20 civarında haber yaptık biz geçen sene. Mesela Çakal Carlos ile yaptığımız röportaj, Dünyada Yeni Sol-İslam dosyası, Kur'an'a göre Da Vinci Şifresi kapaklarımız, dünya çapında ilgi gördü. Ancak her sayıda aynı ayarı tutturamazsınız.

SÖYLEDİĞNİZ ve diğer çok satan kapaklara baktığımızda, sosyal, toplumsal, siyasi ağırlıklı olanların iyi sattığını görüyoruz. Peki ya satmayan kapaklar?

Önümüzdeki günlerde yayınlanan bir araştırma, Türk insanının taleplerini doğru dürüst ifade edemediğini söylüyor. Dergi satışlarında da bu ortaya çıkıyor. Aynı gün 15 televizyon, 20 gazete alıntı yapıyor, manşetten veriyor ama satış rakamına bakıyorsunuz, yine yüzde 30-40 iade. Bu tuhaf bir şey. Bu şunu gösterir. Siz başarılı bir gazetecilik yapıyorsunuz ama insanlar haber dergisini alınası-okunası bir şey olarak görmüyor. Okurun bu haberlerle ilgilendiği belli çünkü bütün medya aynı anda yanılamaz.

OKURUN dergilere küsmesinin sebebi nedir peki? Yayın çizgileri mi? Mesela siz çizginizi nasıl tarif ediyorsunuz?

1,5-2 yıldır belli bir yayın çizgisi tutturmaya çalıştık. Bunun için de çok uğraşıyoruz. Becerebiliyor muyuz? İstediğimiz gibi beceremiyoruz. Haber yapmaya çalışıyoruz. Hiçbir şekilde spekülasyon, yalan haber , röportaj yapmıyoruz. Ancak sağlam durmak çok zor. Türk okuru şımartıldı. Sürekli flaş haber peşinde olmak zorunda hissettiriyor. Bu saplantı insanı yalana sürüklüyor. Bu saplantıya kapılmamaya çalışmak bizi çok yoruyor. Gerçek hayatta bu kadar flaş habere konu olacak şey yaşanmaz. Papa namaz kıldı dediğiniz zaman, sokak çocuklarıyla ilgili yaptığınız bir haber ilgi çekmiyor. Bu tehlikeli bir şey. Biz bu noktada durmaya çok kararlıyız. Benim meslek hayatım bitse bile bu noktayı aşmam. Aşmak istemem. Bu huzurla ilgili bir şeydir. Tutarlılıkla ilgili bir şeydir. Başka yayın organlarında hiç olmayan söyleşiler yayınlandı, asparagas haberler yapıldı. Okur, bir dergide bunu görünce bütün dergileri aynı kefeye koydu. Ancak 2006'da Aktüel bir kere bile tekzip yayınlamadı. Üstelik de hiçbir şekilde kadın cinselliği filan kullanmıyoruz. Bir dönem kullanıldı ama şu an kullanmıyoruz. Bizim derginin içinde haber var artık. Bu güvenin yeniden oluşacağına inanıyoruz.

NEDEN artık kadın cinselliğini kullanmıyorsunuz? Okurla dergilerin arasının açılmasının sebebi bumuydu?

Olabilir tabi. Okurun güveni kaybetmek dünyada yapılmaması gereken ilk şeydir. Bunu biliyorum. Fakat okur tepkisinin de acele ve abartılı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu işi yapan sadece Türkiye'deki dergiler değildi. İçinde sağlam ve güzel haber varsa, bu estetiği de mazur görebilirsiniz. Pornografi olmadığı sürece. Pornografinin olduğu dönemler de oldu. Tabi ki şikayet eden insanları da haksız göremem. Artık ciddi habercilik yaparak bu güveni yeniden sağlamak önemli. İkincisi de kadın cinselliği üzerinde ısrar edip aptallık etmemek lazım. Çünkü cinsellik denen şey, çok daha ileri boyutlarda, diğer mecralarda zaten sunuluyor. Bunlarla başedemezsiniz. Sizin kendinize sizi huzurlu edecek, tutarlı kılacak yeni bir kulvar oluşturmanız gerekir. Yani doğru dürüst habercilik yapmaktır. Bu kadar basit. Bizim yapmaya çalıştığımız bu.

HAFTALIK kenara çekildi, yeni çıkmaya hazırlanan dergiler var. Yeni dönemi nasıl yorumluyorsunuz?

Onlar, bu işin kapsamlı bir şey olduğunu anlamadılar. Bu işte fotoğrafın, haberin, derinliğin önemli olduğunu bilmek lazım. En güvenilir kaynak okurdur ve bu kaynağı da rencide etmemek lazım. Çünkü okuru kaybetmek, bindiğin dalı kesmektir. Haftalık dergisi refikimdi, devam etmesini isterdim.Bu dergiler birbiriyle kıyaslanmasa, biz hiçbir yere varamayız.


Aksiyon Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmaz: Taksim-Levent hattında dergi çıkarılmaz

SİZ dergiciliğin geçirdiği evrelerin ardından bugün geldiğimiz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

1990'lı yıllardan itibaren internet, özel haber kanalları derken şartlar dergiciliğin aleyhine gelişti. Böyle bir enformasyon çağında haftalık haber dergisinin varlığı ne kadar doğru gibi bir tartışmaya sürüklendik. Fakat 2000'li yıllarda internetteki dezenformasyonun artmasıyla, 'Gerçek bilgi nedir, yanıltıcı bilgi hangisi' diye tartışmaya başladık. Sonra da dergicilik yeniden ivme kazandı. Bugün bilginin doğrusunu ve haberlerin arka planını sadece dergilerde bulabiliyorsunuz. Ben dergicilikte yeni bir altın çağın başladığı kanaatindeyim.


DERGİCİLİĞİN, geride bıraktığımız dönemde itibar kaybetmesinin sebepleri sizce nedir?

12 Eylül sonrası liberal ekonomiyle beraber apolitik, yeni bir gençlik ortaya çıktı. Yayıncılar da 15-25 yaş grubundaki bu gençlere hitap eden bir çizgi izledi. Bu cinsellik, mahremiyet alanlarını afişe etme haberciliğini ön plana çıkardı. Aktüel, Tempo ve ardından Haftalık, Taksim-Levent hattı diye tarif edebileceğimiz, sınırlı sayıda insanın hayatını yansıttı. Sanatçılar, yılda üçer kez kapak yapıldı. Bu aslında haberin dalını kesmekle ilgiliydi. Şu anda bir tövbe istiğfar yapılmış durumda. Hata hitap edilen kitledeydi. Halbuki dergiler, elit bir kitleye, dünyanın gidişatını merak eden, elitist, okuyan üniversite mezunu, iş-güç, kariyer sahibi insanlara hitap eder.


AKSİYON'un farkı ne oldu?

Aksiyon, mevcut dergilerin yayın politikalarının dışında farklı bir kulvar izledi. Toplumun renkliliklerini sayfalarına taşımaya ve Türkiye'nin sadece İstanbul'dan Taksim-Levent hattından ibaret olmadığını anlatmaya çalıştı. Kapak kızı gibi kullanmadı ve tamamen bilgiye, analize dayalı haber yaptı ve bu tutarlı çizgisini sürdürüyor. Genelde muhafazakar kesimde yayın yapan haftalık bir dergi olarak Aksiyon, denklem dışında tutuluyor. Sayılırken Aktüel, Tempo, Haftalık şeklinde sıralama yapılıyordu. Şimdi Nokta bu gruba dahil oldu.


DERGİLERİN itibar kaybı ne kadar sürede telafi edilir ? Altın çağ hemen başlar mı?

Millet olarak konuşmayı ve seyretmeyi seviyoruz. Bugün televizyonlar medyanın en baskın figürü. İkinci unsur ise günlük gazeteler. Bu ortamda dergiler, reklam, tanıtım ve insan unsuru olarak hep üçüncü sırada. Dergiler, yayın politikasıyla da kendi bindikleri dalları kestikleri zaman o itibar aşağıya iniyor. Fakat ciddi bir habercilik yapılırsa, dergiler televizyon ve gazeteden daha etkili olabiliyor. İnsan, sermaye ve dağıtım yatırımlarıyla dünya standartlarında dergicilik yapılabilir.


YENİ çıkacak dergileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Yarıştan kopanlar olur mu?

Masum Türker'in Nokta'nın yayın yönetmenliği sırasında üç dergi vardı yine. Haftalık yoktu ve üç dergi arasında en zayıfı Nokta'ydı. Nokta'nın o dönemdeki satışı iki bin üç bin civarındaydı. Nokta, yayın çıtası çok aşağılara indiği için Haftalık'ın çıkışıyla geri çekilmek zorunda kalmıştı. Aksiyon'u dışarıda bıraktığımızda sanki 'üç tane dergi, Türk insanına yetebilir, dördüncü halka gelince, üçlü halkanın en zayıfı devre dışı kalır' gibi bir anlayış ortaya çıkmıştı. Haftalık imaj kampanyalarıyla, Ercan Arıklı yönetiminde başladı ama yine Aksiyon devre dışında tutuldu ve biz üçünün toplamı kadar satmamıza rağmen, onların satış rakamında Tempo birinci, Aktüel ikinci gösterildi. Nokta Alper Görmüş yönetiminde tekrar dördüncü dergi olarak gelince, haber ve satışta yetersiz olan Haftalık; bu kez en zayıf halka olarak devre dışı kaldı. Aksiyon'un dışında hala üçlü bir rekabet var ve diğer dergiler, birbirleriyle benzeşiyorlar. Biri fiyatını düşürünce diğeri düşüyor, mizanpaj değişince öbürleri de değiştiriyor. Biri, kadın resimlerini kullanmayı artırınca diğeri de artırıyor. Özgünlük ve farklı bir çizgi devam etmiyor. Bu ortamda özgün olan ön plana çıkmasını bilecektir.

AKSİYON'un tirajının büyük bölümü abone. Niçin bayii yerine aboneliği tercih ediyorsunuz?

Dergi okurları, çay sigara tiryakilerine benziyor. Meraklandırdığınız, kaliteli haberlerle ve yazarlarla sürekli yenilediğiniz takdirde sizi bırakmıyor. Bayiden üç ay boyunca bizi takip eden okurumuz, aboneliğe geçiş yapıyor ve gerçek okur kimliğine bürünüyor. Abonelik sistemi, önümüzdeki bir yıl boyunca satış garantisi anlamına geldiği için yatırımlarımızı daha cesurca yapabiliyoruz. Bizim 2007'deki ortalama tirajımız 30 bin. Bu tirajın yaklaşık 25 bini abone, 6 bini ise bayi satışı.

(Yeni Şafak Pazar)

Haber dergilerini neredeyse poşete girecek hale getiren kapaklara aşina olan okurlar, son bir iki yıldır 'ciddi' şaşkınlık yaşıyor. Dergilerin kapaklarında artık haber belirtileri var.   
Bize GelenlerTümü »

» Kahraman Üzerine Dersler / Oğuz Karakaş
» Görsel Şiirin İlk Kitabı: Dada Korkut
» Makyaj Hatası / Yavuz Altınışık
» Oluş ve Bozuluş / İbn Sina
» Hiç / Merih Günay
Kitap MedyasıTümü »

» Edebiyatımızın Coğrafyasını Geliştiren Bir Yazar: Talip Apaydın / Seray Şahiner
» 'Yaratıcı Yazarlık' ve Buluşları / M. İlhan Atılgan
» Gazete-Dergi Okurluğu / Eser Karakaş
» Torpilli Kitap: Sokakta / Haydar Hepsev
» Bilge Karasu Okuma Kılavuzu / Gonca Özmen
Âlemde Ne Var?Tümü »

» Müziğin Gücü / Çeviri: Hale Sert
» İstanbul'daki Muhalif İranlıların Kısa Tarihi - 2 / Cihan Aktaş
» Tahran Kitap Fuarı'nda İlginç Bir Panel - 1 / Cihan Aktaş
» Benazir Butto'nun Son Sözleri / Çeviri: Hale Sert
» Temizlik: Nereden Nereye... / Çeviri: Hale Sert

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!