« Anasayfa | Künye | Arşiv 23 Şubat 2024, Cuma
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Yakın Plan
Ahmet Aksoy
Amerikan Kâbusu

İzlence
Mehmet Harmancı
"36": Kifayetsiz Muhterisin Resmidir

[ Haberler -> Kültür-Sanat Haberleri ]

Muhyiddin Şekur ile 8 Gün

31.05.2009 - 15:20

Bir insanı tanımanın en önemli yolları yazdıklarını okumak, konuşmalarını dinlemek ya da onunla belirli bir süreyi aynı amaç için beraber geçirmek olur herhalde.

Türkiye'de Su Üstüne Yazı Yazmak kitabı ile geniş kitlelere ulaşan fakat bunun dışında ne bir eseri ne de bir konuşması mevcut olan Muhyiddin Şekur 1-14 Mayıs tarihleri arasında Türkiye'deydi malum. 6 günü Konya ve Kıbrıs'ta, 8 gün ise İstanbul'da bulunan Muhyiddin Şekur'un bu süre zarfında sürekli yanında bulunmuş olmam, hem pek bilinmeyen yaşam hikayesi hakkında hem de karakter olarak nasıl biri olduğu hakkında ufak da olsa fikir sahibi olmama vesile oldu.


Kimdir Şekur?

Kısa yaşam hikayesinden başlayacak olursak; ABD'de doğan Muhyiddin Şekur bir Afro-Amerikandır öncelikle ve 24 yaşında kelime-i şehadet getirmiştir. Müslüman olduktan sonra bir tasavvuf koluna bağlanan Muhyiddin Şekur, bu yolda yaşadıklarının bir kısmını Writings on the Water (Su Üstüne Yazı Yazmak) kitabında anlatmıştır. Oldukça samimi bir dille yazılmış bu kitap Türkçe dışında Almancaya da çevrilmiştir.

Müslüman oluşu ve bir tasavvuf koluna bağlanışı haricinde Kent Üniversitesinde Psikoloji eğiitimi alan Muhyiddin Şekur, uzun bir süre SUNY Brockport College'de öğretim üyeliği yapmış ve 2006 yılında emekli olmuştur. Halen New York eyaletinde, New York'un merkezine 8 saat mesafede bağlı bulunduğu tekkede hizmet vermektedir.

Savaş sonrasında Bosna ve Hırvatistan'da bulunan Muhyiddin Şekur burada özellikle ailesini yitirmiş çocukların rehabilitasyonu için çalışmıştır. Halen bağlı bulunduğu tekke aracılığıyla yetim kalmış çocukların rehabilitasyonu ile ilgilenmektedir.


Nasıl biri?

Muhyiddin Şekur'un nasıl biri olduğunu anlamaya çalışırken şu ufak notu eklemek isterim; çok fazla yazan insanlar, genelde konuşmayı tercih etmezler malum... Yayınlanmış bir tane kitabı bulunmasına rağmen Muhyiddin Şekur'un her gün belirli bir vaktini yazmaya ayırdığını söylersek, konuşmaya bakış açısını gösterebilmiş oluruz diye ümid ediyorum. Ama basılmış bir tane kitabı olmasından da anlayacağımız üzere bunları yayınlamayı düşünmemiş, sadece hocasının tavsiyesi ile Su Üstüne Yazı Yazmak kitabını oluşturan hikayeleri yayınlamış.


Bunlara dikkat!

Bunun yanında belirtmemin mecburi olduğunu düşündüğüm bir diğer husus kendilerinin Müslüman olmasının üzerinden 40 seneye yakın zaman geçmiş olmasıdır. "Müslüman oluşu" diyerek kendisinin pek de hoşlanmadığı bir ifade kullandığımı da ayrıca belirteyim. Kendisinin sonradan Müslüman olmuş ve daha önce İslam ile ilgili hiçbir geçmişi yokmuş gibi algılanmasından rahatsız olan Şekur, kendisinin bir Afro-Amerikan olduğunu ve Amerika'ya köle olarak getirilen atalarının %95 inin Müslüman olduğunu söyledi sürekli.

Biz Müslümandık ve bu nimet zorla, işkence ile bizden alınmaya çalışıldı. Köle insanlar arasında dinlerini gizliden gizliye sürdürenler vardı diyor Muhyiddin Şekur. Kitabının ilk bölümünde, Kelime-i Şehadet getirdiği camide kendisine din ile ilgili ilk bilgileri veren imamın, kendisi Müslüman olduğu zaman 60 yaşının üzerinde olduğunu ve 18 yaşındayken Müslüman olduğunu söylüyor . Kabaca bir hesapla 20. yüzyılın başlarına tekabül eden bu zaman diliminde ABD'de Müslümanların yaşadığını bilmek bize biraz uzak gelse de bu gerçeği reddedemeyiz. Bu noktada ümidim, insanların Muhyiddin Şekur ile ilgili akıllarında "helal olsun adama, gavur illerinde Müslümanca yaşayabiliyor" şeklinde düşüncelerden öte birşeylerin kalmasıdır. Zira kendisi İslami İlimler ve Müslümanca Yaşamak noktasında -benim kanaatime göre- Türkiye'de yaşayan birçok alimden çok daha fazla aşama katetmiş birisidir.

Muhyiddin Şekur'un bizlerden farklı bir coğrafyada doğmuş ve yaşamış biri olması yaşamının, kitabında anlattığı hikayelerinin herbirimizde "bunları sanki ben de yaşadım" hissi uyandırmasına rağmen, bizden, Türkiye'de yaşayan müslümanlardan kısmen farklı olmasını normal kılmaktadır.

Popüler kültür dediğimiz şeyi ithal eden değil ihraç eden bir ülkede yaşıyor olması, kitabından da yer yer anlayacağımız üzere farklı kaynaklarla olan ilişkilerinin bizden daha fazla olmasını sağlamıştır. Fakat yine bu durumu incelediğimizde kendisinin, hangi kaynağa bakarsa baksın "İslamı daha düzgün nasıl yaşarım" sorusuna cevap aradığını görebiliriz.


Farklı gözle bak!

Muhyiddin Şekur'un ziyareti, kendisini dinlemeye gelen insanlarda ne tür hisler uyandırmıştır bilemeyeceğim fakat kendisi ile burada bulunduğu tüm vakitlerde beraber olmam, benim İstanbul'a daha farklı bakmamı sağlamıştır. Geldiği gün, dinlenmek için otelinin çay bahçesinde oturduğumuzda söylediği şey, geçirdiğimiz 8 günü ve kendisinin ne kadar mütevazi biri olduğunu kısmen anlatmaktadır aslında. Özetle; Ben Amerika'dan gelen bir Müslümanım ve ne yaptığımı, kim olduğumu Su Üstüne Yazı Yazmak kitabında az çok anlatmaya çalıştım.

İstanbul'da yaşayan insanlar niye beni dinlemeyi bu kadar çok istiyorlar anlamış değilim açıkçası. Ben İstanbul'da yaşayan birisine ne anlatabilirim ki? mesela Eyyüb el Ensari burada ve her daim buradaki insanlara birşeyler anlatıyor. İnsanlar idrak etmek istediklerinde dışarıya çıkıp havayı koklamaları yetecekken niye benim gibi başka bir ülkeden gelmiş birini dinlemek istiyorlar ki? Buradaki havayı koklasalar evliyaların, sahabelerin kokusunu alabilecekler zaten, dışarı çıksalar bir zamanlar onların yürüdükleri yollardan yürüyecekler ve nereye baksalar onlara dair bir hatıra ile karşılaşacaklar.... Bu manada serdedilen sözlerin ardından takdir ececeğiniz üzre geçirdiğimiz günlerde o yollardan yürümeye çalıştık, o manevi havayı solumak için gayret sarfettik. Açıkçası ben bu vesile ile İstanbul'un Süleymaniye, Sultanahmet, Topkapı sarayı, güzel manzara... gibi bir dolu maddi güzelliği barındırdığı gibi, Sünbül Efendi, Yahya Efendi, Yüşa Peygamber gibi birçok manevi güzelliği barındırdığını da tekrardan keşfetmiş oldum.

Muhyiddin Şekur, İstanbul'da bulunduğu süre zarfında 3 ayrı yerde konuşma yaptı. Bunlardan Beyoğlu İnsan Kitap'da gerçekleşen konuşmanın büyük bir kısmı şuradaki linkte görülebilir. Buradaki linke tıklayarak ise hazretin Ali Emiri Kültür Merkezinde yaptığı konuşmayı dinleyebilirsiniz.


Yeni kitaplar var mı yolda?

Muhyiddin Şekur'un emekli olduktan sonra vaktinin büyük bir kısmını psikoloji alanında yazdığı ders kitabına verdiğini ve bu kitabını İstanbul'a gelmeden editörüne teslim ettiğini belirtelim. Bundan sonrasında ise birincisini Su Üstüne Yazı Yazmak kitabının oluşturduğu, 3 kitap olarak tasarladığı Sufi chronicles serisinin 2. kitabını yazmaya ayıracakmış. Bu kitabı oluşturan hikayeleri kafasında az çok oturttuğunu söyleyen Muhyiddin Şekur, geriye sadece yazmak işleminin kaldığını ve bu kitabı en hızlı şekilde yayınlamaya çalışacağını söyledi. Hatta Bilim ve Sanat Vakfı'nda yaptığı konuşmada "Türkiyedeki insanlarla ne zaman karşılaşsam bana ne zaman yeni bir kitap yazacağımı soruyorlar ve ben sırf mahçup olmamak için Türkiye'ye gelmekten çekinir oldum. Eğer fırsatım olursa yeni kitabımın İngilizce baskısından önce Türkçe baskısının yayınlanmasını isterim" dedi.


Peki gençlere neler tavsiye ederler?

Bu soruya cevap olarak, ufak bir mecliste kendisine aynı soru sorulduğunda verdiği cevaptan birşeyler aktarmak yerinde olacaktır. Bu ufak konuşmada Muhyiddin Şekur da öncelikle, birçok yaşlı amcanın gençlere söylediği zamanınızı boşa harcamayın uyarısını yaptı. Zaman'ın önemine binaen verdiği örnek ise şu idi; kaset çalarları alır ve istediğiniz yere gelmek için hızla ilerlet tuşuna basarsınız ama stop'a bastığınızda hiçbir zaman istediğiniz yeri tutturamazsınız. ya birkaç saniye ileri gitmişsinizdir ya da birkaç saniye geridesinizdir. Siz siz olun hayatı yaşarken çok fazla hızlanıp olmanız gereken yeri geçmeyin. Çünkü hayat geri sarılmıyor...

Muhyidin Şekur'un bu soru üzerine değindiği bir diğer nokta ise şükrün önemi idi. İlk karşılaştığında elinde bilgisayar olan bir arkadaşın üzerinden kısaca şunları dedi Muhyiddin Şekur; düşünün ki çok güzel bir bilgisayarınız var ama internetiniz bir saatliğine kesildi. Çıldırmayın, sinirlenmeyin. İnternetiniz olmasa bile çok güzel bir bilgisayarınız olduğuna şükredin. her vesile ile şükredin, nankörlük en büyük günahlardandır.

Muhyiddin Şekur'a dair bunlardan fazla ne söyleyebilirim bilmiyorum fakat bu yazı vesilesi ile kendisinin İstanbul gezisinde benimle beraber olan Abdülvahid Coşkun'a, bu işi bana devrederek Muhyiddin Şekur gibi birisi sürekli vakit geçirmemi sağlayan Muhammed Öz ve Sevgi Kurtulmuş'a; rahatsızlığından ötürü bize katılamasa da her daim telefonla iletişim halinde olduğumuz Ayşe Şasa Hanım'a; tavsiyeleriyle daha rahat bir gezi programı hazırlamamızı sağlayan M. Erol Kılıç, Senai Demirci ve M.Fatih Çıtlak'a teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Yazımızın bitişini ise Muhyiddin Şekur'un 5 mayıs 2009 günü Ali Emiri Kültür merkezinde yaptığı konuşmanın sonunda İngilizcesini okuduğu şiirin, Abdülvahid Coşkun tarafından yapılan tercümesini koyalım ve hazretin aynı zamanda güzel şiir yazdığını sizlere göstermiş olalım:


LEYL-İ RUZEM

Leyl-i ruzem, ruhumun sultanı
Karanlığa saçar filizleri, baharı
Leyl-i ruzem ayışığında açar,
Terk eyler gönlüme misk-i amber-i aşkı.

Leyl-i ruzem filizlenir yağmurda
Ruhumdan akan hatıraların yağmurunda;
Aradım rayihanın özünü çiçeğinden ötede,
Ve bir yudum şarap, kadehinde...

Leyl-i ruzem geç saatlerde gelir
Dokunmak için Leyla'nın busesine, gözlerime
Gönülden tatlı hayaller volkanlar gibi fışkırır
Mest-ü hayran oldum bu muhteşem süprizle

Leyl-i ruzem, mehrimdir sana kalbim
Kendininmiş gibi al ve yönet,
Ve aşkınla mest olduğumda aldığın aklım
Ben de ahmaklar okyanusuna daldım.

Çeviren: Abdulvahid Coşkun

(dunyabizim.com)



DİĞER HABERLER:
» Çağdaş Türkmen Öyküsü Hece Öykü'de
» Nuri Pakdil'i Anlamak İçin Anlattılar
» Güvenli İnternet Dönemi Başlıyor
» İnternette com, gov, org, net Tarih Oluyor!
» "Ölüm, Sanat ve Mekân II Sempozyumu"
» Oscar'ın Galibi 'Kral' Oldu
» Hece 'Argo'ya Devam Ediyor
» Kırgız Öyküsü Hece Öykü'de
» Global Marangozhane /
» Işık Kirliliği
Mehmet Erken Muhyiddin Şekur'un İstanbul'da mihmandarı idi. İzlenimlerini, gözlemlerini bizlerle paylaştı.
  
YAZININ GÖRSELLERİ:
Sine-sohbetTümü »

» Sadık Battal: "Bazı Yönetmenleri Akıl Hastanesine Kapatmalı" / Röportaj: Nuriye Akman
» Meslek Olarak Sinema-Kurgu - Kemalettin Osmanlı ile Röportaj
» "Delisin Dediler, Asıl Film Çekmesem Delirirdim..."
» Özhan Eren: "Komplekslerimizden Sıyrılabildiğimizde İyi Filmler Yapabiliriz"
» Abdullah Sidran: "Hayata Umutla Bakmak Zorlaşıyor"
EkstraTümü »

» Küçük Arap'ın Fendi Önyargıları Yendi / Hale Sert
» Edebî Eserlerin "Filim Diline" Tercümesi / Erol Güney
» Sinema Sanatıyla İlgili Kitaplar
» Çürüyen Sinema / Susan Sontag (Çeviren: Ahmet Yurtkul)
Haber-Veri-YorumTümü »

» Mithat Bey'in Biriktirdikleri / Sedat Palut
» Karanlıktan Yalnızlığa... / Sedat Palut
» Recep İvedik Sendromu / Sedat Palut
» Dünyanın Orta Yeri Sinema / Sedat Palut
» Süt ve Yalnızlık / Sedat Palut

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!