Gariplerin Kitabı'nı bilirsiniz. Ian Dallas'ın ya da islamic adıyla Abdülkadir es-Sufi'nin sürpriz kitabı. Beatles'la çalışmış, yazdığı oyunlar önemli gruplarca sahnelenmiş bir yazar, hatta Hollywood yolu kendisine açılmış parlak bir kalem iken, kendisini cellabiyeli,* tesbihli, neşeli sufiler içinde bulan adamın kitabı. Kitabın İsmet Özel tarafından çevrilmiş olduğunu yine bilen bilir. Bu kitap, puslu yosunlu İngiltere'den kumlu güneşli Afrika'ya uzanan, işte o "quest" olarak adlandırılan arayışı eksiksiz temsil eden bir yolculuğun hikayesidir. İnsanda yüceliğe yönelik özlemler uyandırır. Daha iyi, daha diğerkam, daha anlamlı bir hayat yaşamak için sizi ateşler. Gitmek mi zor yoksa kalmak mı zor diye sordurur adama; başka sorular da sordurur. Aslında ve belki sadece sorular sorduran bir kitaptır. Bu kitapta yaşananların dekoru bir sufi topluluğunun hayatıdır: Zaviye, kardeşlik, zikir meclisi, sessizce paylaşan mütebessim yüzler, için için fokurdayan kalpler. Darkavi tarikatının bağlıları olan ve kendilerine "fukara" yani muhtaçlar, iddiasızlar denilen bu insanlar gerçekten yaşamış mıdır? Var mıdırlar? Nerededirler? *** Darkavi Yolu'nun banisi olan, Şazeliyye'nin bir kolu olarak Darkaviyye'yi tesis eden Mulay Arabi Darkavi'nin (v.1823) mektupları tam metin olarak yeniden yayınlanınca bunları düşündüm. Daha önce yine Bir Mürşidin Mektupları adıyla, ama mektupların içinden sadece bir seçki olarak incecik bir kitap şeklinde yayınlanmıştı bu mektuplar. Yine bir Darkavi müridi olan Titus (İbrahim) Burckhardt'ın bir kısmını seçerek İngilizce'ye çevirdiği, oradan da Türkçe'ye çevrilen mektupların, bugün tamamına sahibiz. Kitabı İnsan Yayınları yayınladı. Şazeliyye yolunun müceddidlerinden olan Mulay Darkavi, tecdid ve canlandırma kudreti açısından Doğu'da Mevlana Halid Bağdadi ile mukayese ediliyor. Onun tesis ettiği kol o denli güçlü, karizmatik ve doğurgandır ki, bugün Fas, Cezayir, Libya, Tunus hattında onlarca alt kolu ile yaşamaktadır. Bu mektuplarda Darkavi, yol'un inceliklerini, yol'da bekleyen tehlikeleri anlatır, bütünüyle bir yol stratejisini cömertçe paylaşır. Bir mürşidin mektuplarına mazhar olduğunuzu fark ettiğiniz sürece bu mektupları okumanın nefes kesici bir deneyim olduğuna garanti verebilirim. *** Teberrüken, kitaptan bir kaç alıntı:
" Seni, geçmişte yazılmış bu kitaplara kendini vakfetmekten men ederim. Her ne kadar bu kitaplar son derece güzel olsalar da, aynı zamanda kendini bu kitaplara vakf eden kimseler için hiç de hoş olmayan yanları vardır. Zira manevi sırlar satırlardan elde edilmez; onlar ancak sadırlardan [gönüllerden] elde edilir."
" Sana da gerekli olan şey, bizde olduğu gibi, zillet ve fakirliktir [fakr sahibi olmak; muhtaç olduğunun bilincinde olmak; iddiasızlık]. Bununla birlikte fakir ve zelil olmak nefsimize ağır gelir. Ne var ki, özgürlüğe giden yol, zillet ve ihtiyaç kapısından geçer. Dolayısıyla eğer kurtulmak istiyorsan senin için de gerekli olan bu ikisidir."
" Şüphesiz zillet ubudiyettir [kulluktur], ubudiyet de hürriyet kapısıdır."
"Sen sadece tek kapıyı çal, sana kapılar açılır. Tek bir efendiye boyun eğ, sana bütün boyunlar eğilecektir."
"Kah ötekine kah berikine ilgi ve alaka gösteren bazı kimseler görüyoruz. Bunlar, su bulmak için bir miktar burayı bir miktar şurayı eşeleyen kimseler gibidir. Sonuçta suya kavuşmadan susuzluktan ölür giderler. Aksine Allah'a tevekkül edip ve ona güvenip tek bir yeri kazsalar, kesinlikle suya ulaşırlar ve hem kendileri içer, hem de insanlara içirirler."
"Virdlerinizi sükut ile pekiştiriniz. Hatta sükutu virdinizin en seçkin ve temel öğesi yapınız."
* Cellabiye, Kuzey Afrika'da erkeklerin giydiği, genellikle beyaz renkli uzun elbiseye verilen ad. Fas ve Cezayirliler burnuz (bornoz) dedikleri kapüşonlularını daha çok tercih ederler.
** Yukarıda görülen hat Mulay Darkavi'ye aittir.
"Sen sadece tek kapıyı çal, sana kapılar açılır. Tek bir efendiye boyun eğ, sana bütün boyunlar eğilecektir."